Yumurta ve yumurtlama
Yumurta ve cop aynı kefeye konulmaz. Yumurta epey yumuşak bir mukavemet aracıdır. Lakin, karıştırmayalım, Burhan Kuzu'ya yumurta atılmadı, yağdırıldı. Buna maruz kalan kişinin Burhan Kuzu gibi iktidarın en anlayışlı, en mutedil şahsiyetlerinden biri olması, ayrıca talihsizlikti. Hakeza Süheyl Batum da payını aldı protestodan.
Polisin Dolmabahçe'de sergilediği "Orantılı güç, güç değildir" felsefesine karşı öğrencinin elde ettiği moral üstünlük, Ankara SBF'de kısmen lekelendi. Fakat bütün bunlar öğrencilerin kaygılarını, gelecekle ilgili öfkeli tedirginliklerini anlamazlıktan gelmemizi gerektirmez. Sanat galerilerine müdahale edip olay çıkartan Tophanelileri mazur kılabilecek etkenleri nasıl sıralayıp ortaya koyuyorsak, öğrencilerin itiraz cihetlerini de anlayabilmeliyiz. Her söylemi getirip "maşa" muhabbetine bağlamak da tekrara düşmek oluyor. Hatta daha endişe verici bir şey oluyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan konuşuyor. Diyor ki: "Bunların arkasında belirli yapılanmalar var." O an itibarıyla haber ajansları "belirli yapılanmanın" görünen ucunu aramaya başlıyor.
PROVOKATÖRÜN SELAMI VAR...
Yine öyle oldu. Ankara Siyasal'daki eylem içinde yer alan, "yaşı itibarıyla öğrenci olması mümkün olmayan" ak saçlı, potansiyel "provokatör"ün şekli şemaili belirmeye başladı ekranlarda, çeşitli kanallarda. Perşembe günü "İkide Bir" programında ben de ilgili görüntülerden bahsedince, olan oldu. Program bitiminde "Gizemli adam" aradı ve kendisini anlattı. "O adam benim. İsmim Hasan Hüseyin Özkan. 12 Eylül döneminde olaylar nedeniyle okulu bitiremedim ve AK Parti döneminde çıkarılan afla okuluma geri döndüm. Son sınıf öğrencisiyim. Öğrenci kolektifinde yer almıyorum. Olaylar esnasında bir ara savunma refleksiyle hareket ettim doğru. Sonrasında tarafları yatıştırmaya da çalıştım, ne yazık ki o sahneler görüntülerde yer almıyor. Şu an haksız yere hedef gösteriliyorum ve fakülteye gitmem lazım, ama evden çıkıp okula gitmeli miyim, bilmiyorum" dedi.
Ayrıca ortak arkadaşımız da çıktı. Özkan, iyi tanıdığım, çok değer verdiğim arkadaşım Yeni Radikal yazarı Sırrı Süreyya Önder'in de yakın dostuymuş. Ne diyeyim, provokatörlerini!) çevresi epey geniş oluyormuş demek ki. Ucu geldi, benim dostlarıma kadar dayandı. Hay Allah dedim, yutkundum, eğdim başımı.
'BELİRGİN YAPILANMA'
Burhan Kuzu o yumurtalara maruz bırakılmamalıydı, Süheyl Batum konuşmasını sorunsuz yapabilmeliydi, elbette olması gereken buydu. Ancak iktidarın, hoşuna gitmeyen, hoş bulmadığı, ses getirmek için sesini yükselten ve çok doğal olarak açık açık hükümeti hedef alan maraza çıkarma durumlarının hemen hepsinde birtakım "organize iş", "illegal yapılanma" yahut bildiğimiz adıyla "Ergenekon" imâsında bulunması, artık bıktırıcı bir hâl aldı diye düşünüyorum.
Eczacılar yürür "belirli yapılanma", işçiler yürür "belirli yapılanma", öğrenci basın bildirisi okumak ister "belirli yapılanma"... Köşe yazarı eleştirir: Malum medyanın satılık kalemi, "belirli yapılanmalara" destek çıkıyor... Eh mütedeyyin köşe yazarı eleştirir: Sınıf atlamaya çalışan, beyazlaşmaya çalışan zenci, "belirli yapılanmalara" göz kırpıyor... Yürüyüş düzenlemeyen, beklemeye almış, tavrını belli etmemeyi seçmiş olanlar da "Taraf olmayan bitaraf olur" cümlesiyle müjdelendiler zaten...
Ergenekon yapılanmasıyla ilgili ilk iddialar çıktığında olayı hafife alanlar nasıl ki bu önemli meseleyi "sulandırmışlardır", şimdi her taşın arkasında aynı yapıyı görmek de iktidarı sulandırıyor, "karikatürize" ediyor.
"Belirli yapılanmalar" eğer aynı zamanda illegal yapılanmalarsa üzerine gidilsin, kökten halledilsin. Ancak bir yığın çaba, sivil siyasetin el yükseltmesi bağlamında alınan bir dizi mesafe, Türkiye'nin bu iktidar sayesinde elde ettiği kazanımlar da bir gölge oyununa feda edilmesin mümkünse.
Zira, herkesten şüphelenen bir hükümetin, herkesten şüphelendiği için şüphe verici olmaya başlaması gibi bir tehlike söz konusu. Benden söylemesi...