Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, bir sanat eserine “ucube” dedi ve yetkililerden bu durumun süratle giderilmesini istedi. Bu son derece sorunlu üslup hakkında Ertuğrul Günay kadar “yumuşatıcı” bir söylem tutturamayacağım. “Velev ki” kötü bir heykel olsun, Başbakan’ımızın nezdinde, bir taşa şekil verirken harcanan eforun, o taşı yonta yonta başka bir şeye dönüştüren adamın alın terinin saygıya değer bir yanının olmadığını fark etmek benim için incitici bir deneyim olmuştur. Başbakan’ımıza göre göçük altında kalmak, madencilik mesleğinin kaderinde vardı; sanatçının kaderi de böyle uluorta aşağılanmak, eserinin yıkım emrini kalabalıkların önünde tebellüğ etmek midir artık?

        Tamam. Bu halkı muasırlaştırmak, yani aslında “Batılılaştırmak” için vaktiyle modern sanat dahil her tür siyasi, ekonomik, kültürel enstrüman dayatıldı ve bu tutumun yarattığı bazı refleksler söz konusu. Ama Batı’nın, gökdelenlerini, çalışmayı/üretmeyi ibadet sayan Protestan iş ahlakını, şehirciliğini, mimarisini, internetini, dondurulmuş gıdasını, bankacılık sistemini, lüks arabalarını alıp; “sanatına” bu denli tepeden bakılması pek tatsız, pek anlamsız değil midir Allah aşkına? Sanki daha “muhafazakâr”, daha “kültürümüz kokan” (iktidardaki kültür algısının hoşuna gidebilecek) bir versiyonunu dolaşıma sokabilmişiz gibi...

        Acı gerçek şu: Kültür ve sanat dünyamız, maddi varlığımızın gelişmesine paralel bir biçimde fakirleşiyor. Bu başka bir yazı konusu olsa da, şimdilik Barnes & Nobels gibi dev bookshop’ların kapısına kilit astığı bu dönemin olası bir “global kültürel kriz”e gebe olduğunu iddia etmekle yetinelim. Kitleleri hiç de ihtiyaç duymadıklarını zannettikleri büyük bir zihinsel/kültürel çölleşme bekliyor. Elbette eserine “ucube” denilen Mehmet Aksoy’un “İnsanlık Anıtı” bu dertlerin hepsine çare değil. Ama böylesine muazzam bir yoksunluk nöbetini idrak ederken, hiç değilse elimizde olanın, elimizde kalanın kıymetini bilsek ve köstek olmak yerine teşvik edici olsak diyorum. Çünkü yeni dış politika vizyonumuz doğrultusunda yeni bölgelere giderken sadece inşaat malzemesi yetmez, yedeğinize alacağınız bir sanat zevkiniz de olmalı. Araplara sattığımız pespaye dizilerle, nereye kadar?

        ‘HEYKEL HARAMDIR’ SÖYLEMİ

        Bir de kendileri sinemacı olmakla beraber televizyonlara çıkıp “Hiç şüphesiz heykel İslam’da haramdır” türünde ahkâm keserek, Başbakan’ın tavrını salt dini kaygı imiş gibi lanse edenler var. Bu sinemacı beyefendi, en sert yerinden kesip heykele reva gördüğü fetvaların “sinema”ya cevaz verebileceğini mi sanıyor acaba? Zira “heykel”, daha doğrusu genel olarak “suret” yasağına taraftar iseniz, ama “sinema” sanatı söz konusu olduğunda meseleyi kılıfına uyduruyorsanız, ya derin bir ikilem içindesinizdir ya da resmen iktidar yağdanlığı yapıyorsunuzdur.

        Bir sanatçının, “Dönemin Arabistan’ı putperestliğe özgü ritüellerden arındırılmaya çalışılan bir coğrafya idi ve o yüzden bir tapınma nesnesi olarak ‘put’ ve putu çağrıştıran şeyler yasaklandı, bu konjonktürel ve arızi bir yasaktır, genele ve tüm zamanlara teşmil edilemez” yorumunu benimsemiş olması beklenirdi. Ama sanatçı olmak ile sinemacı olmanın her zaman birbiriyle örtüşmediği yeniden kanıtlanmış oldu. Ayrıca televizyon ekranlarından gayet Müslüman’ca bir hayat yaşayan diğer insanları da tahkim eden fetvalar vermek sakıncalı bir tavır olsa gerek.

        Köktenci yorumlara gereğinden fazla itibar edecek olursak, “Çankaya Köşkü’nde her yıl verilmekte olan Kültür ve Sanat Ödülleri’nin “ressama” gitmesi caiz mi değil mi” tartışmaları da başlar. Bu yıl ödül alan ressam Ergin İnan, Hayrünnisa Gül‘ün tablolarına duyduğu ilgiden ne kadar memnun olduğunu ifade eden cümleler kurmuştu sözgelimi. Ne yapacağız şimdi, bu sanat eğilimini “harama duyulan ilgi” diye mi kodlayacağız?

        Benden uyarması. Bu tavırla küskün laiklerin ve hatta endişeli modernlerin Ankara ve Kars heykelleri mıntıkasına “inanç turizmi” düzenlemelerine ve laik türbeler oluşmasına katkı sunarsınız. İyi yanı, harbiden tarih yazmış olursunuz, kötü yanı bu hiç de iyi bir tarih olmaz.

        Diğer Yazılar