Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İKLİM Bayraktar'ı Fatih Altaylı'nın Teke Tek programında izledim. Bana son derece narsist bir kişi gibi göründü. Bir ara, "Bakın siz beni 8 Mart'ı konuşmak için çağırdınız ama bunları konuşmaktan 8 Mart konuşamıyoruz" bile dedi! CHP'yi karıştırmışsın, süregiden bir davanın seyrini değiştirmişsin, Türkiye açtığın yolda kurduğun kumpasta, hiç durmadan tacize uğramaya ant içmiş varlığını konuşuyor; ama sen aslında "8 Mart" için çağrıldığını sanıyorsun ya da böyle sandığına inanmamızı bekliyorsun, öyle mi?

        İklim Hanım nezdinde öyle bir portre sergilendi ki, kendisini cidden taciz etmiş olanlar bile o parantezden yararlanabilir. Bu yılki 8 Mart'ın en önemli ilk talihsizliği Hüseyin Üzmez'in tahliyesi ise, ikincisi İklim Bayraktar nezdinde "taciz" gerçeğinin "itibarsızlaştırılması" olmuştur.

        İklim Hanım ilginç bir portre. Hem sarışın hem de bıçkın herkesten...

        Özgüveni yüksek, hükümet partisine karşı gerekirse tek kişilik bir Kuvayı Milliye gibi çalışacak bir mitoman.

        Bireyselliğine düşkün; o kadar düşkün ki iktidara gelmesini her şeyden çok istediği CHP ile dahi uzun soluklu bir dayanışma içine giremiyor. Bir Baykal yüzünden içi buruluyor, bir Kılıçdaroğlu yüzünden hayal kırıklığı yaşıyor, bir Muharrem İnce yüzünden teessüflere kapılıyor.

        Planlı; o kadar ki başına geldiğini söylediği her türden civcivli mevzunun önüne arkasına hemen "eş"li bir anekdot yerleştiriyor; handiyse tacize uğrarken bile eşim yanımdaydı diyecek.

        Çelişki kumkuması. Baykal tarafından uğradığı tacizi elinde hiçbir belge olmadan açıklamanın kendisi için çok zor olacağından bahsederken, Türkiye gibi bir yerde bir kadının bunları göğüslemesinin ne kadar zor olduğunun farkındaymış gibi davranıyor. Fakat bir sorun var. Taraf Gazetesi-'nin yayınladığı konuşma içeriğine göre sormak isterim: Bu kadar hassas ve naif idiyseniz Ömer Faruk Eminağaoğlu ile yaptığınız konuşmada geçen "balık" neyin nesidir İklim Hanım? Bu kadar naif ve hassas iseniz, nasıl oluyor da başka bir tacizi daha göğüslemeyi göze alabiliyorsunuz? Bu kadar naif ve hassas olmak "etik" dediğimiz olguyu da da-veteder. Oysa siz, başka bir tacizi kaydetmek için istediğiniz cihazların Kılıçdaroğlu tarafından temin edilmemesine üzülüyor ve Eminağaoğlu'na, "Böyle mi çalışıyorsunuz, bu kadar yani etik ol, belden aşağı vurma" diye yakınıyorsunuz. Nasıl oluyor bu?

        Çalışkan... Soner Yalçın'ın savcılık sorgusu başlamadan Kemal Kılıçdaroğlu'na sipariş edilecek "açıklama" için nasıl canla başla didinmiş, uğraşmış.

        Tutkulu... İktidara yakın bir gazetenin Ankara şubesine yakınlaşmış, "Ben burada çalışayım, çalıştığım bilinmesin, size Odatv'-den haber getireyim" demiş. Maksat iktidara yakın gazeteden öbür tarafa haber uçurmak. Belki ikili oynamak ama finali "CHP'yi zafere götürecek şekilde yazmak... Bir Mata Hari kompleksi. Böyle tipler vardır, karanlık, gizemli işler çevirmekten haz alan, şeytana pabucunu ters giydirdiğini gördüğü her an içi pırpır eden ve zamanla sadece böyle şeylerden zevk alır hale gelen; bütün bunları "yüce bir dava" adına yaptığı için(!) son kertede meşruiyet sorunu yaşamayıp vicdan azabı filan da çekmeyen... Gerçek bir "Odatv Kadını". Site, İklim Bayraktar'ı tanımazlıktan gelmek yerine, bu türden insanlar için nasıl da mıknatıs rolü oynadığını sorgulasa keşke.

        Dün tutuklanan gazetecileri konuşuyorduk, bugün İklim Hanım'ı konuşuyoruz;

        "Bunun tek nedeni tutuklu gazeteciler meselesinin AK Parti'yi, İklim Bayraktar-CHP ilişkisinin ise CHP'yi yıpratıyor oluşudur" gibi yorumlar yapılıyor. Doğruluk payı var.

        Oysa içeri atılan gazetecilerin yazacağı kitaplar AK Parti'nin oylarını düşürmezdi. İklim Bayraktar meselesinin iseCHP'nin oylarını düşürme olasılığı çok yüksek.

        Olan, seçime aylar kala hâlâ yamalı bohça kıvamında ne olduğuna tam karar verememiş iken bir de bu badireyi atlatmak zorunda kalan CHP'ye oluyor. Ben ise, AK Parti'yi gerçekten yıpratacak tek şeyin insanların "alternatif yok" paniğine kapılması olduğunu düşünüyorum.

        Diğer Yazılar