Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        NEW York Times'ta perşembe günü "Barışı Eksik Devrim" başlıklı bir yazı yayınlandı. Yazının müellifi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül idi. Ortadoğu'da yaşanan ve adına devrim deyip diyemeyeceğimiz konusu hâlâ muallakta olan gerilimli ve kanlı dönüşümü konu edinen yazı, İsrail'e üstü kapalı uyarılarda bulunarak bir hayli cesur bir işe soyunuyordu.

        "Mevcut statükoya yapışıp kalmak, İsrail'i daha fazla tehlikeye sokmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Milletlerin kaderini belirlemede en önemli faktörün demografi olduğunu tarih bize öğretmiştir. Gelecek 50 sene içinde Araplar, Akdeniz'den Lut Gölü'ne kadar olan bölgede ezici çoğunluğu teşkil edecekler. Üstelik bu yeni Arap nesli demokrasi, özgürlükler ve milli şahsiyet konusunda çok daha bilinçli olacak."

        Gül, yazısını barış çağrısıyla tamamlıyor ve "İsrail barış için hazırsa Ankara da tarihi rolünü üstlenmeye hazır" diyor. (Yazıyı www.tccb.gov.tr adresinden okuyabilirsiniz.)

        Geleceğimizin beşiğini sallayan el, şu an Ortadoğu'da oluşmakta olan yeni konjonktüre ait. Bir şekilde bu coğrafyanın yeni denklemlerinden etkileneceğiz ve işler hiç de o kadar parlak görünmüyor. Amerika güdümlü, Avrupa strüktürlü sözde insani yardım ve barış gücünün bölgeye yaptığı müdahale şimdiden batağa saplandı. Oysa Amerika'nın Irak işgali "batağa saplandı" ifadesini yeterince demode kılmış, yeterince bitirmişti, olmuş olanlar olabilecek olanların karinesiydi ama olsun: "Halkını ezen diktatör" hâlâ iyi satan bir "bahane" idi ve alkışlamaya teşne ateşli bir topluluk dünyanın her yerinde bulunuyordu. Bizde de öyle oldu. Sonra yine beklenen oldu, Libya'nın hali ortada. Kaddafi direniyor, halk ölüyor.

        Müdahale, bu coğrafyanın demokrasi talebini kötüye kullandı. Coğrafyanın en önemli kriz noktası olan "İsrail-Filistin" meselesinin İsrail ayağı küresel egemenler tarafından korunup kollanmakta. Eskisi kadar istekli ve hevesli olunmasa da.

        DEMOGRAFİ VE DEMOKRASİ İLE UYARMAK

        Bölge halklarının diktatörleriyle yüzleşme isteği ve demokrasi talebi ne kadar devrimci bir doğuma işaret ediyorsa, müdahale bu doğumları o kadar prematüre hale getirdi. Bu erken bebeklerin yaşayıp yaşamadıkları şimdilik meçhul; hayatta kalıp kalmadıklarını bir beş yıl, belki bir on yıl sonra vuku bulacak sonuçlardan anlayacağız. Olmadı, yeni ve daha sağlıklı doğumlar olacak. Ancak kesin olan şu: Bu devinim ve hareketler kaçınılmaz biçimde bölgeyi değiştirdi. Çok acı şeyler olacak, ama hiçbir şey eskisi gibi de olmayacak.

        Eninde sonunda demokrasi gelecek ve bugün hem aç kurtlarını sübvanse etmek hem de İsrail'i korumak için orada bulunan güçler de ilanihaye İsrail'e siper olmayacaklar. O zaman İsrail, Abdullah Gül'ün de dediği gibi eninde sonunda, hem demografik hem demokratik açıdan serpilmiş bulunan bölge ülkeleri arasında, bir "apartheid" adasına sıkışmış olacak.

        AKLIN YOLU , AHLAKIN YOLU

        Bugün İsrail, üzerinde hiçbir baskı hissetmiyor. Bugün bölge ülkeleri arasında Filistin konusundaki hassasiyetini siyasi irade düzeyine taşımış olan sadece iki önemli ülke var. (Türkiye ve İran). Ama yarın şartlar başka olacak. İsrail, demokrasiyle yönetilmeye başlayan, genç ve dünyaya entegre olmuş bir nüfusa sahip; halkının hassasiyetlerini daha çok dikkate almak zorunda olan çok sayıda ülkeyle karşı karşıya olacak. O zaman ne olacak?

        İsrail hapı yutacak.

        Abdullah Gül de, barış ve esenlik dilini bozmadan, İsrail'in bu anlayışla giderse yutacağı malum hapın resmini çizmiş. Onu aklın yoluna davet etmiş, demografi ve demokrasi ile uyarmış. Aklı olan tedbir alır.

        Akıl ve ahlakın yolu hemen her zaman kesişir. Kısa vadede bazı çıkarları ıskalamak gibi görünen uzlaşma ve fedakârlıklar, uzun vadede fayda ve huzur temin ederler.

        Keşke bireysel hayatlarımızda onlarca kere test ettiğimiz bu gerçek, dış politika alanında da hazmedilebilseydi. "Daha iyi bir dünya" için duygusal ve fazlaca iyi kalpli olmaya bile gerek yoktu. Akıl yeterdi. "Yok, biz böyle iyiyiz" diyen hapı alsın. Mavisi de götürüyor kırmızısı da.

        Diğer Yazılar