Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        CUMA gününü Ertuğrul Kürkçü'nün seçim çalışmalarını izleyerek geçirdim. Kürkçü, BDP'nin desteklediği bağımsız adaylardan, Emek Demokrasi ve Özgürlük Bloku Mersin milletvekili adayı. Mersin'den Meclis'e girmesi kuvvetle muhtemel görünüyor. Çünkü blok, soldaki parçalanmışlık, bölünmüşlük açısından da bir gençlik aşısı işlevi görüyor gibi. Kürkçü, Mersin'deki Kürtlerin çoğunun oylarının yanı sıra, zaman içinde CHP'ye oy verir hale gelmiş solculardan da oy alır. Kılıçdaroğlu'nun Kürt meselesi hakkındaki yeni çıkışları, Mersin örneğinde Kürkçü'ye yarayacak gibi. Ayrıca Akkuyu Nükleer Santral projesine karşı yaptığı etkin muhalefet, bu santralı bölgede istemeyenleri de Kürkçü'nün etrafında topluyor.

        Konuşacak bir sürü şey var. Etiler'deki patlama mesela. Bu manzara, adayları da bloku da zora sokmuyor mu? Cevap "evet" oluyor. "Kentsel şiddetin hiçbir manası yok. Son patlama o kadar mantıksız ki mesela, insan şüpheye düşüyor. Seçim faaliyetlerini zora sokuyor çünkü, geriletiyor. Adayları savunma pozisyonunda bırakıyor."

        Bir de bu atmosferde bazı bağımsız adayların (Şerafettin Elçi) "toprak"tan bahsetmesi, Kürtlerin bölünme istediği yolundaki şüpheleri de öfkeyi de kızıştırıyor. Kürkçü, Kürt siyasi hareketinin "ayrılma/bölünme" istemediğini, bu noktada net bir mutabakat olduğunu ileri sürüyor:

        "Bunu sosyolojik bazı trendlere bakarak da anlayabilirsiniz. Irak'ta bir Kürt bölgesi, yönetimi oluştu. Ama Türkiye'deki politik Kürt hareketi bu yönetimi kendi hayallerindeki model olarak görmedi, buraya bir tersine göç başlamadı. Tam tersine burada bir yeni durum ortaya çıktı, Diyarbakır ve çevresinde daha çok kök salmaya başladılar. Son on yılda buraya insanlar konuta, ticarete, işe, öğrenime yatırım yapıyorlar. Ayrılma eğilimi, çatışma dinamiği demektir; çatışma dinamiğinin olduğu yerde böyle yatırımlar olmaz. Parlamentoda temsili daha çok önemseyen, arkasını değil yüzünü Ankara'ya dönen bir Kürt siyaseti var. Buna rağmen bu durum 'demokratik özerklik talebi' ile atbaşı gidiyor. Ayrıca Şerafettin Elçi, Kürt siyasi hareketinin merkezi değil, onun ya da başkalarının farklı görüşleri olabilir, biz görüşleri bastırmayız."

        Farklı görüşler bastırılmıyor, hep demokrat ve çoğulcu bir görüntü veriliyor, ama İmralı'dan bir cümle her şeyi altüst edebiliyor, o vakit o kadar demokrasi nereye gidiyor?

        "Haklısınız, Öcalan'ın bir özgül ağırlığı elbette var. Ama bu bir özgül ağırlıktır sadece. Aksi mümkün olsa, oradan 'Savaş yapmayı da bilmiyorsunuz, barış yapmayı da bilmiyorsunuz' diye bir eleştiri gelmez. Böyle bir eleştiri gelebiliyorsa demek ki her şey oraya uygun gelişmeyebiliyor demektir. Ayrıca ben anlamlı bir politik ufkun da çoğu İmralı'dan çıktığını düşünüyorum. Örneğin, silahlı çatışmanın sadece ve ancak aktif savunma çerçevesinde düşünülebileceğine ilişkin uyarılar sistematik olarak oradan geliyor. Örneğin, Reşadiye olayı olduğu zaman ilk eleştiri oradan geliyor. Bu hattı tasvip etmediğini ortaya koymuştu Öcalan. Öte yandan pek çok konuda içeriye doğru sızmalar olduğunu, bir hakikatleri araştırma komisyonunun bunu da araştırması gerektiğini söylemişti."

        Öyle ama bu eleştiriler üzerinden PKK başka bağlantılar içinde olabilir mi şüphesi dillendirildiğinde de en sert tepki Kürt siyasi hareketinden geliyor. Kandil-Silivri arasında bağlantı var demiyorum, ama otuz yıl süren ve doğal olarak kirlenen bir savaşta bu ihtimal kesin bir dille yalanlanamaz bence....

        "Doğru, savaş kirletir. Ama Reşadiye meselesinde ise dikkat edilmesi gereken şudur: Öcalan bu baskını başkaları tarafından manipüle edilmesinden çok, yersiz bulduğu, manasız bulduğu için eleştiriyor. Ayrıca evet, devrimci mücadelelerde bu tür karşılaşmalarda neler yaşanabileceğini az çok bilen biriyim. Fakat bu, işin esasını değiştirmez. Zaman zaman karşıtların çıkarları aynı hat üzerine dizilebilir, fakat bu, onların aynı uzamı paylaştığını göstermez. Aralarında bir alışveriş olduğu anlamına gelmez."

        Zaman zaman birbirine karşıt olanlar başka nedenlerle aynı hatta dizilebilir... Evet bu yaşadığımız pek çok şeyi ve teori bolluğunu açıklayan bir cümle.

        "Haberturk.com" ana sayfasında yer alan "Habertürk Blog" adlı bölümde, ismimi de taşıyan "Münferit" başlığını tıklayan herkes röportajın tam halini okuyabilir.

        Diğer Yazılar