Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Ekmeğin gramajı düşürülüyor, obeziteyi önlemek amacıyla tuz miktarı azaltılıp kepek miktarı artırılıyor; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın Avrupa Birliği kriterlerine uygun yiyecekler tüketmesi için yeni adımlar atma yolunda. Ekmeklerin üzerinde hangi fırında yapıldıklarına dair ibareler yer alacak, hijyen çıtası yükseltilecek. İnce elenecek sık dokunacak, her şey sağlık için. Güzel hareketler. Veteriner hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu’na ilişkin yönetmelik kapsamında yapılan değişikliklerin yeni yıldan sonra yürürlüğe gireceği ifade ediliyor.

        Umarım aynı hassasiyeti şeker pancarına kota koyarak önünü açtığımız suni tatlandırıcılar, mısır şurupları vs. gibi sağlıksız ürünler konusunda da gösteririz. Umarım ABD’nin talep ettiği “GDO piyasası özgürlüğü(!)” konusundaki mahcup direniş devam eder. ABD, “Ekonomik Ortaklık Komisyonu” görüşmelerinde “cezaların çok ağır olduğunu” belirtip, ricalarını Türk tarafına iletti zira. Türkiye’nin GDO’lu ürünlere ilişkin yasalara aykırı davranan vatandaşlarına ağır cezalar vermesinden çok rahatsız idiler. Malum Türkiye yem sanayiindeki birkaç kalem dışında GDO’lu ürün ithal eden, üreten ve çevreye bırakan kişiler için 5-12 yıl arasında hapis cezası öngörüyor. ABD ise bundan rahatsız ve açıkça “Taze meyve ve sebzelerinin ABD pazarına girmesi bizim GDO’lu tohum/ürün pazarımız olmayı kabul etmenize bağlı” diyorlar, bu talebe ne kadar direnebileceğimiz ise şüpheli. İnşaallah AB kriterleri, dünyanın GDO’lu tohum tekeli olan ABD’nin topraklarımızı bataklığa çevirmesine direnmenin manivelası olur, zaten başkaca bir işe de yaramaz. Temiz ve güzel ekmek yapmak, gıdaları tüketiciye sağlıklı bir biçimde ulaştırmak konusunda Avrupa’nın sicili bizimkinden daha iyi değil, daha berbat çünkü.

        EKMEĞİN SERÜVENİ

        Daha 1980 yılında Avusturyalı bazı şarap üreticilerinin ürünlerinde antifriz kullandığı ortaya çıkmıştı. Salt gıda üzerinde oynanan oyunlara bakmak bile “AB kriterleri” mefhumunun neden bu topraklarda doğduğunun ve neden üzerine bunca titizlenildiğinin kanıtıdır. Zira bu kriterlere gelinceye kadar birçok Avrupalı, vicdansız üreticilerin ekmeğe, kahveye, peynire kattığı malzemeler yüzünden delirmiş, hastalanmış ve ölmüştür.

        1592 yılında Modena’daki bir yargıç, hem de ekmek kalitesini denetlemekten sorumlu olduğu halde, bizzat kendisi “ekmek hamuruna katmak üzere kırk çuval defne yaprağı bulundurmak” suçundan tutuklanmıştı. Çünkü defne yaprağının yüksek oranda ezilerek hamura karıştırılması insanların delirmesine yol açabiliyordu. Dahası fırıncılar ekmek hamurunu çoğaltmak için LSD içeren çavdarmahmuzunu ya da insanların cinnet geçirerek intihar etmelerine neden olduğu bilinen deliotunu kullanmaktan da çekinmiyorlardı. Miktarı şişirmek için kullanılan diğer malzemeler arasında dişbudak ağacı, saman, çinko ve bakır sülfat da vardı. 18. yüzyılda tüccarların çayı demir sülfatla renklendirmesi, dana etini kireç taşıyla ağartması, biraya sülfürik asit koyması vakayı adiyeden idi. Bu döneme ilişkin kaynaklarda ekmekten bire altı oranında kireç ve tebeşir tozu çıktığını iddia edenler vardır.

        19. yüzyılda hayırlı bir gelişme; mikroskobun icadı, üreticilerin gıdalarla nasıl tehlikeli oyunlar oynadığını ortaya koydu. Frederic Accum adlı bir kimyagerin kaleme aldığı “Gıdalara Yabancı Maddeler Karıştırılması ve Mutfakta Kullanılan Zehirler Üzerine Bilimsel İnceleme“ adlı kitabında, ekmeğin yanı sıra kahve, peynir, turşu, şekerleme ve bira üretimindeki sahtekârlıkları anlatıyordu. Accum‘un örnekleri arasında kavrulmuş bezelye, fasulye, toprak veya kumu karıştırıp “kahve” diye satan adam örneği çarpıcıdır. Salatalık turşusunu madeni paralarla kaynatıp parlak görünsün diye üzerine bakır pası serpen, sirkeyi ise sülfürik asitle harmanlayan vicdansız imalatçı örneği de öyle. Accum kırmızı şekerlemelere konulan kurşunun birçok Viktoryen ailenin çocuklarını kaybetmesine yol açtığını da tesbit etmişti. 1900 yılında Lancashire’da pek çok insan Liverpool’dan alınan yerli bira nedeniyle öldüler. Kraliyet komisyonu yaptığı araştırmada glikoza arsenik eklendiğini tesbit etti. Nereden nereye, öyle değil mi?

        Diğer Yazılar