Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        TÜRKİYE'de yaşayan biri neden AK Partili olur ya da AK Parti'ye oy verir?

        1) Halka değil ulus vatandaş tahayyülüne dayanan merkezi devletin resmi ideolojisi tarafından çevreye, hatta çevrenin de dış çeperine itilmiş kitlelerin akacağı nehrin doğal yatağı olduğu için. İşadamından akademisyenine, eşinin başörtüsü yüzünden itilip kakılmış dindar orta sınıfı kimlik değerlerinden dolayı aşağılamayacak bir parti olduğu için.

        2) Yeni bir gelecek, yeni bir umut, yeni bir yaşam alanı, yenilenebilir bir habitat vaat ettiği; yeni alışveriş merkezlerinden yeni bir dış politika anlayışına kadar pek çok şeyin yenisini vaat ettiği için.

        3) Orta sınıfın yaşam kalitesini ikiye katladığı, yoksullar için sosyal yardım ve dayanışma zeminini sürekli canlı tuttuğu, ekonomik kalkınma ve büyüme atılımlarını başarıyla gerçekleştirdiği için.

        4) Askeri vesayeti geriletip bürokraside yuvalanmış oligarşik yapıyı değiştirdiği için.

        5) Kürtlerin kimliklerini ifade etmeleri yolundaki engelleri eskisiyle kıyaslanamaz oranda temizlediği için.

        6) Küresel zalimlere "One minute" diyen, BM'ye, "Ağzınız ayrı söyler, eliniz ayrı işler" mealinde ayarlar veren bir Başbakan'a sahip olduğu için. Aynı Başbakan, diplomasinin güçlüler arası kof nezaket kalıplarına dönüştüğü yerlerde farklı itirazlar yaptığı, dünya halklarının duygularına tercüman olduğu için.

        7) Her işin başı demokrasi şiarıyla yola çıktığı ve demokrasi dışı unsurları ama silahla ama külahla dayatmaya kalkışan oluşum ve çabaların karşısında dik durduğu için.

        8) Türkiye'yi uluslararası toplum nezdinde konuşulan, merak ve gıptayla izlenen bir ülke haline getirdiği için.

        9) Kökleri, değerleri, milli ve manevi kodlarıyla uyumlu bir modernliğin mümkünlüğü ihtimaline kapı araladığı için.

        *

        Bir de tersinden bakalım. Ama dünya yansa AK Parti'ye oy vermeyecek, ideolojik müktesebatı AK Parti'nin kültür kodlarını reddeden % 10-15 arası bir oranı saymayalım ve yeniden soralım: AK Parti'ye oy vermiş ya da verebilecek biri, bundan sonra neden vermeyebilir? Neden vazgeçebilir, neden soğur?

        1) Başörtülü kızların okullara girmesi için fiili uygulamayı yeterli bulup işi yasal yollarla sağlama almadığı, dolayısıyla başörtülü kızların ve ailelerin oylarını rehin alma temayülü gösterdiği için.

        2) Orta sınıfın hayat kalitesini artırmakla beraber alt-orta-üst sınıf arasındaki gelir uçurumuna bir çözüm getiremediği için.

        3) Oy aldığı % 50'yi Türkiye'nin tamamı gibi vehmetmeye başladığı, toplumun tamamının bu yüzdeden oluştuğu sanısıyla konuşmaya, davranmaya başladığı ve daha da ilginci o % 50'yi homojen bir kitle gibi varsaymaya başladığı için.

        4) Yeni Anayasa sözü verdiği halde, şimdi Nurettin Canikli ve Mustafa Elitaş'ın çıkışlarından da anladığımız kadarıyla, Anayasa'da yapılacak "küçük bir değişiklik"le sistemin yarı başkanlık modeline dönmesinin mümkünlüğünden dem vurduğu, yani "yeni Anayasa"ya ilişkin herhangi bir hevesinin kalmadığını sürekli belli ettiği için.

        5) "Kürt-Türk eşittir, Türk hangi hakka sahipse Kürt o hakka sahiptir; bizim derdimiz 'terörle'..." dedikten sonra, sıradan Kürtlerin havadan atılan bombalarla yok edildiği Uludere'ye akıtılacak iki damla gözyaşını ve içten bir özür dileme işini çok gördüğü için.

        6) Mağdurluğu mağrurluğa tahvil etmek iyi, "nadanlık" sularına yelken açmak kötü olduğu için.

        7) Yatırım ve girişim yapacak sermaye sahibini teşvik edip pohpohlarken, doktorluk, eczacılık, öğretmenlik gibi hizmet sektörlerini zayıflattığı, sahipsizleştirdiği için. İşçinin çalışma güvenliğini sağlayacak tedbirler konusunda standartları yükseltmediği, bilakis düşürdüğü için.

        8) "Çoğulcu demokrasi"nin ilkelerini kılavuz edinmişken, "çoğunlukçu" anlayışa döndüğü için. Çoğunluğun sorunu haline gelmiş meseleleri aydınlatmanın yükü yerine, gerilimi zayıf halkalara ihraç etmeyi seçtiği için.

        9) Kökleriyle barışık bir modernlik düsturunu, ima ettiği içerikten, yeni bir ilerleme ahlakından kopararak meseleyi "elitler", "seçkinler" gibi muhayyel kitlelerle mücadele etmeye, iktidar fıkıhçılarından alınan "Sezaryen yaptırmak haramdır" fetvalarına indirgediği için. Geniş, kuşatıcı ve kolektif demokrasi hamleleri yerine bireylerin inisiyatif alanını daraltan bir rotaya savrulduğu için.

        Diğer Yazılar