Parlamento dışı muhalefetin yeni adresi
HAS Parti, halkın yeni Anayasa konusunda nasıl düşündüğünü anlamak için 81 il ve 226 ilçeyi kapsayan bir anket yapmış. 103 bin 992 kişiye sormuş. Deneklerin % 68'i halkın yeni bir Anayasa'ya ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bugünkü Meclis'in yeni bir Anayasa yapmak için yeterli olup olmadığı sorusuna verilen cevaplar ise ilginç. % 51 "Hayır inanmıyorum, yapamayacaklar" diyor.
Has Parti, Meclis dışında kalmış olmasına rağmen, hangi konuda söz alırsa alsın sesine kulak verilen bir parti. Muhafazakâr kesimde AK Parti'ye oy vermek ama Has Parti'yi sevmek gibi bir trend bile var. Parti Lideri Numan Kurtulmuş, beyefendiliği ve kirli rekabet yapmaktan uzak duran tarzı ile, yakın zamana kadar Erdoğan'ı desteklemiş ama "denizin bittiği" kanısıyla başka arayışlara girmiş liberal, demokrat entelektüelleri de cezbediyor artık.
Has Parti'nin öteden beri savunduğu ve hükümete de önerdiği üç meclisli sistem, eğer hayata geçseydi bugün hangi sorunlara deva olurdu, kısaca bakalım.
Anayasa yapmak için kurulacak ve görevinin yaptıktan sonra dağılacak "Anayasa Meclisi" önerisi dikkate alınsaydı, her partinin ikişer üyesinin katılımıyla oluşturulmuş olan ve "oybirliği" şartına bağlanmaları nedeniyle yazılacak bir madde hakkında mutabakata varmaları imkân dahilinde olmayan Anayasa Komisyonu ile vakit kaybedilmezdi. Aynı süre ve enerji, halkın seçimiyle oluşacak Anayasa Meclisi'nin teşekkül etmesine harcanabilirdi. Böylece on yıllardan beri ilk kez milletin hazırladığı bir Anayasa'ya sahip olma fırsatı, heba edilmenin eşiğine gelmezdi.
"Denetim Meclisi" önerisi ise, 2 yıllık geçmişine rağmen değeri bugünlerde daha iyi anlaşılan bir öneri. Şimdi CMK 250'de yapılacak değişiklikler de hesaba katıldığında, "Yürütmeyi ve soruşturulmaları Başbakan'ın iznine bağlanmış olanları denetleyebilecek bir kuruma daha ihtiyaç yok mu?" sorusu, aciliyet kazanmış bir konudur. Bildiğiniz gibi parlamenter sistemde "yürütme" yasamada çoğunluğu olan partiden oluşuyor ve yürütmeyi oluşturan partinin yasama organında çoğunluğu varsa, o yasama o yürütmeyi asla denetleyemiyor. Yürütmeyi yargının denetlemesi halinde de, siyasetle ilgilenmemesi gereken "atanmış yargıçların" yürütmenin yerine geçerek hangi siyasetlerin yapılacağına karar verebileceği, sınır çekebileceği bir sistem savunulmuş oluyor, ki bu da parlamenter sistemden ayrı bir model, "demokrasi"yle de alakası yok. Peki bu durumda hükümeti kim denetleyecek? "Denetim Meclisi", üyeleri iki turlu dar bölge sistemiyle yapılacak bir seçimle doğrudan halk tarafından belirlenecek bir yapıyı öngörüyor. Cumhurbaşkanlığı'na bağlı olan Devlet Denetleme Kurulu (TBMM Denetleme Kurulu adı altında) ve Sayıştay, Denetim Meclisi'ne bağlanacak. Bu meclis idari, hukuki ve mali performans denetimlerini yaptığı gibi TSK'yı da denetleyecek ve HSYK üyelerinin tamamı ile yüksek yargı organlarının üyelerinin 2/3'ünü seçme yetkisine sahip olacak.
"İl Meclisleri" ise, kürt siyasi hareketince formüle edilen ve zihinlerde ayrılıkçı politika etkisi yaratan "demokratik özerklik" talebinden farklı olmakla beraber üniter devlet reflekslerinden arınmış bir yapı olması nedeniyle Türkleri huzursuz etmeyecek, Kürtleri de rahatlatacak bir yapı. Belediye ve il genel meclislerinin kaldırılarak her ilde doğrudan seçimler yoluyla oluşturulacak İl Meclisleri; emniyet, adalet, eğitim, nüfus ve tapu dışında kalan kamu hizmetlerine ilişkin örgütlenme, plan, bütçe ve kararlarda yetkili olacak. Yerel yönetimlerin il Meclisleri aracılığıyla kendi imkânlarıyla gelir yaratmalarının önünü açacak yeni kanun çıkarılması, il Meclisleri'nin finansman ihtiyacını karşılamak ve il Meclisleri arasındaki merkezi koordinasyonu sağlamak amacıyla "Yerel Yönetimler Bakanlığı" kurulması da bu öneri başlığı altındaki diğer kalemler.
*
Demokrasilerde meşruiyet kazanmanın temel mantığı "seçim" kavramı etrafında şekillenir. Milletten yetki almak yetmez, milleti sürecin bir parçası haline getirmek gerekir. Has Parti'nin çok meclisli sistemi, aslında hükümet tarafından gündemde tutulan başkanlık sisteminin otoriterliği çağıran yönlerini elekten geçirip, demokratikleşmeyi etkinleştiren taraflarını öne çıkaran bir sistem. inşallah yöneticilerimize de ilham kaynağı olur.