Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        KEMAL Gürüz, 28 Şubat soruşturması doğrultusunda verilen bir kararla tutuklandı. Tutuksuz yargılanması daha iyi olurdu, ama daha ziyade, nihayet hesap verecek olmasıyla ilgiliyim. Zira Gürüz'ün yaptıkları "emir kulu" olmaktan ileri gelen pürüzler değildi. Süleyman Demirel'den torpilli olup, şu an içeride bulunan pek çok askerden daha fazla sorumludur 28 Şubat sürecinden. Hiçbir zaman piyon olmamıştır; vezirdir, oyun kurucudur, 28 Şubat sürecini şekillendiren adamlardandır. Teşkilat-ı Mahsusa'nın üniversitelerden sorumlu azası gibi çalışmıştır.

        Sadece dindar kişilerin korkulu rüyası değildi; solculara, liberallere, aslında "laik depresif" hastalığını bulaştıramadığı herkese çektirmişti. Ama en çok başörtüsü yasakları nedeniyle okuldan uzaklaştırılan genç kızların, askerden aldığı direktifle uygulamaya koyduğu katsayı engeliyle de meslek liselilerin bedduasını almıştı.

        İşte diğer bazı icraatından örnekler:

        - Kemal Gürüz, başörtülü öğrenciler sadece Türkiye'de değil, başka yerlerde de okuyamasınlar, okusalar bile yurda döndüklerinde çalışamasınlar diye, sistemi yeniden dizayn etti. Malezya, Endonezya, Suudi Arabistan, Ürdün, Pakistan, Libya, Irak, Kuveyt, Mısır gibi İslam ülkelerinin üniversitelerinde okuyan öğrencilerin diploma denkliğini iptal ettirdi, ülke sayısı giderek arttı, iş Viyana'da tıp okuyan öğrencilerin diplomalarını geçersiz saydırmaya kadar gitti. Gürüz yapılan düzenlemeleri geriye doğru işleterek ciddi Anayasa ihlalleri yapmaktan da geri durmadı.

        - Öğretim görevlileri de Gürüz'den nasibini aldı. Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanları ve Personeli Disiplin Yönetmeliği'ni, öğretim üyelerini meslekten men ve kamu görevinden çıkarma cezası verilecek surette ağırlaştıran Gürüz'den başkası değildi. Dönemi boyunca pek çok öğretim üyesi meslekten ihraç edildi. Pek çok kişi kadrosunu almak için yıllarca bekledi. Bugün Gürüz davasına müdahil sıfatıyla katılmak isteyen Mehmet Bekaroğlu, beş jüri üyesinin olumlu görüşüne rağmen sırf Gürüz istemedi diye profesörlüğünü alamamış, Gürüz tarafından Genelkurmay Başkanlığı'na şikâyet edilmiş, Trabzon'daki yerel medyada aleyhinde haberler yaptırtılmış ve profesörlüğünü ancak mahkeme kararıyla alabilmişti.

        - Gürüz, rektörler üzerinde ağır baskı kurdu, baskı kuramadıklarını da görevden aldı. Eski İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Gürüz'ün uğraşları sonucu görevini kaybetmişti. Eski Harran Üniversitesi Rektörü Servet Armağan'ın üzeri, Ziraat Fakültesi'ne bağlı üretme çiftliğindeki bir buzağının ölümü gerekçe gösterilerek çizilmişti.

        - Dekan atamalarında yaptığı kayırmalar en çok tartışılan işlerden oldu. YÖK Başkanı sıfatıyla rektörlere, belirledikleri üç isim arasında kendi istediği ismin olmasını dayatması hâlâ konuşulur. Ergenekon iddianamelerinde yer alan dokümanlar, bu dayatmalarını emekli olduktan çok sonra da sürdürdüğünü ortaya koymakta.

        - Öğretim elemanı yetiştirmek amacıyla yurtdışına gönderilen master ve doktora öğrencilerini "şeriatçı" oldukları iddialarına dayanarak geri çağırması ile de gündeme geldi. Fişlediği kişilerin burslarının kesilmesini sağlamak suretiyle doktoralarını tamamlayamadan ülkeye dönmeye icbar ettiği iddia edildi. Rektörlere, "Bu kişiler yurda dönüşlerinde üniversitenizce mutlaka gözetim altında bulundurularak her türlü faaliyetlerinin takip edilmesini, yeterli delil elde edildiği takdirde de haklarında idari ve adli soruşturma açılmasını önemle rica ederim" şeklinde mektuplar, talimatlar gönderdiği de.

        - Biricik kankası Kemal Alemdaroğlu'nun hamiliğini yapmaya doyamadı. İstanbul Üniversitesi'nde Konservatuvar Müdürlüğü'ne sözleşmeli çalışmak üzere alınmış bir "sanatçı", tüm gün "halı sahada" çalışıyormuş gibi gösteriliyor ve buna göre maaş alıyordu mesela. Üniversitenin gelir getiren kuruluş ve mekânlarının kiralarını kimin tahsil ettiği bile bulunamıyordu mesela. Maliye Bakanlığı müfettişleri, gelirlerinin kullanımı, ihalelere fesat karıştırılması, öğrenciler için harcanacak miktarların buharlaşıp uçması gibi trilyonlara varan pek çok yolsuzluk tespit ettiler ve rapor hazırladılar. Bakanlık raporun bir örneğinin YÖK Başkanlığı aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesini şart koştu. 1999 yılı başında YÖK'e gönderilen inceleme raporu, YÖK Başkanı Kemal Gürüz tarafından resmen sumen altı edildi. Gürüz ne savcılığa başvurdu ne de herhangi bir işlem yaptı.

        Kemal Gürüz'ün yapıp ettiklerine bu köşeye ayrılan yer yetmiyor. Umarız adil bir yargılama olur.

        Diğer Yazılar