Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ODTÜ ve Koç üniversiteleri, "beyin verilerini kullanarak zihinden geçenleri kestirebilen" bir bilgisayar programı üzerinde çalışıyor. Türk bilim adamları, Google şirketinin de maddi desteğiyle başladıkları projelerinde MR makinesinde yaptıkları deneylerle bilgisayarların ''akıl okuyabildiği'' sistemler geliştirmeyi hedeflediklerini söylüyorlar. İnsanın düşündüğü nesneleri tahmin eden, ayrıca kişinin mutlu, yılgın, sinirli olup olmadığını da belirleyebilen program şimdiden % 80 oranında bir başarı kaydetmiş.

        Hiç kuşkusuz heyecan verici. İlk aklıma gelen, konuşma ve işitme yetisini yitirmiş kişilerle bu proje sayesinde iletişim kurmanın mümkün hale geleceği oldu. Ama ikinci gelen de "Person of Interest" dizisi ve "Minority Report" filmi oldu. Akıl okuyan bilgisayar projesi söz konusu oldu mu, bundan ilk yararlanacak kurum güvenlik güçleri olur, polis kuvveti olur. Teknoloji "geliştirilmiş yalan makinesi" olarak kullanılır. Sorgulama yöntemleri değişir. Çünkü suçlu yahut sanıklardan bilgi alınamaması gibi bir ihtimal ortadan kalkar. Dahası belki suçun önlenmesi söz konusu olabilir.

        Patates ve köfte isteğini yerine getirmeyen karısı Mahmure'yi döverek ve bıçaklayarak öldüren sübyancı koca Zülfikar Bakır gibilerinin aklını okuyup beyninden geçen "patates-köfte-bıçak-karı..." şeklindeki "nesneler(!)" dizgesini ve bunlara eşlik eden "öfkeyi" önceden görüp harekete geçebilecek sistemler de icat edilebilir mi sahi?

        Ne kadar da iyimseriz. Zülfikar Bakır gibilerini tespit edip önceden akıllarını okumak için teknoloji gerekmiyor ki... Çünkü ne yapıyorlarsa açık açık yapıyorlar, cinayet bağıra bağıra "Ben geliyorum" diyor, polis olay yerine geliyor, çözüm gelmiyor. Dahası aile kavramını putlaştıranlar da sunaksız ve adaksız put olmayacağından, ailenin korunması için ara sıra bazı kurbanlar verilebileceğini akıl okuma teknolojisine ihtiyaç duyulmayacak kadar net ifade ediyorlar.

        13 yaşında evlenen ama kendisine resmi nikâh kıyılmayan Mahmure Karakule, 19 yaşında hayata veda ettiğinde 2 çocuk sahibiydi. Zülfikar Bakır cinayet işleme gerekçesini önce "Patates-köfte istemiştim, yapmadı!" şeklinde ifade etti. Ama hemen sonra Türk hâkimleri nezdinde tüm zamanların en hafifletici nedeni olarak görülen mazereti bulmakta gecikmedi: "Beni aldattığından şüphelenmiştim... "

        Mahmure, sopa ile mahalle ortasında dövülüp 47 kez bıçaklanarak öldürüldüğünde hamileydi. Bütün bunların olduğu gün Yeni Akit Gazetesi'nde başka bir kadına şiddet vakası hakkında başka bir yazı yayınlandı. Ali Karahasanoğlu, bir vaka üzerinden devletin mağduru korumasını eleştiriyor: "Eşler arasında küçük bir müessir fiil yaşanmış. Bayan karakola gitmiş. Karakol savcılığa sevk etmiş. Ardından hemen Aile Mahkemesi'ne.

        Karar: 'Mağdurenin 4 ay süre ile koruma altına alınmasına... ' Kararda yok ama karakolda usuldenmiş, 'Sığınma evine gitmek ister misin' diye sormak. Soruluyor. Bayan da istiyor. Ve kadın bir sığınma evine gidiyor..Gidiş, o gidiş..

        Hiç sormak yok: 'Senin kaç çocuğun var? Dövdü ise eşin dövdü... Çocuklar ne olacak?'

        (...) Ve sözüm ona, böylece kadını koruma altına almışlar..." (18.07.2012).

        Yeni Akit yazarına göre "Dövüyorsa kocası dövüyor"... Yani, "Ne olmuş yani?" diyor yazar. Ali Karahasanoğlu, Mahmure Karakule'nin cesedine bakıp aynı sözleri tekrarlayabilir mi acaba? "Öldürdüyse de kocan öldürdü... "

        Vurdumduymazlığın dozunu artırıp şunu da diyebilir mi: "Boşver, büyüklük sende kaldı bak, aileyi yıkan sen olmadın sonuçta, öldün ama bir aferin aldın, yine iyisin."

        Mahmure Karakule vakasında bazı gazetelerin es geçtiği bir detay daha var: Mahmure'nin komşuları gündüz başlayan şiddet olayının gün boyu sürdüğünü, defalarca polisi aradıklarını ama gelen polisin eve girip Zülfikar Bakır'ı gözaltına almadığını iddia ediyorlar.

        Bu arada Antalya'nın Kumluca İlçesi'nde külah yerine çarliston biber kullanarak dondurma servis eden firma istek üzerine istek alıyormuş. Habere göre halkımız bu yeniliği çok tutmuş.

        Yeniliğe açık bir halkımız var cidden. Yeter ki bu yenilikler fedakârlık yapmayı gerektirmesin! Ucu siyasi güce, ekonomik güce, kamu gücüne, erkek gücüne sahip olanın kullandığı geçiş üstünlüğüne değmesin!

        Not: Mübarek ramazan ayı hepimize kutlu olsun.

        Diğer Yazılar