Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        SURİYE'deki isyan dalgası alevlenerek devam ediyor. Özgür Suriye Ordusu çeşitli sınır kentlere muhalif güçlerin flamalarını asıyor. Esad'ın etrafındaki çember daralırken, doğan boşluk, PYD'ye yaradı. Barzani'nin gücüyle PKK'nın bir ayağı olan PYD'nin Kürt Ulusal Konseyi (KUK) içine alınıp massedileceği düşünülmüş idi, ama Barzani'nin gayreti bile PYD'yi perdahlamış görünüyor. Barzani etkisindeki KUK ile PYD arasında aşılmaz bir uçurum olacağı varsayımının hatalı olduğu anlaşılıyor. Barzani ile PKK'nın Suriye oluşumu olan PYD arasında bazı felsefi sorunlar olabilir, Barzani Türkiye'yi kaybetmemek için verdiği sözleri tutmuş olabilir, ama Barzani PYD'nin şimdilerde açıktan aldığı inisiyatifi engellemeyi göze alabilir mi? Ne adına alacak?

        Türkiye hükümeti tabii olarak Suriye'nin bölünmesini istemiyor. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim de düşük profilli bir statüye razı olunmayacağı sinyalini veriyor, işler bu safhaya gelmişken azla yetinmek istemeyeceklerdir. Şimdi bazı arkadaşlar "Zaten düşük bir statüyle yetinmelerini beklemek ahlaki de olmaz" diyorlar. Konu ahlakla ilgili olsaydı, PYD'nin aylarca Esad yanlısıymış gibi görünmeyi seçmemesi, muhalifler ağır can kayıpları verirken, sessiz sedasız pusuya yatıp, durumun netleşmesini beklememesi gerekirdi. Demek ki konu ahlak değil, çıkarlar.

        En son Başbakan Erdoğan, "Suriye'nin kuzeyinde bir PKK yapılanmasına izin vermeyiz" diye bir beyanatta bulundu; "PKK ile PYD'nin ilişkilerine sıcak bakmamız mümkün değil" diyerek, asıl anlamlı olanın Suriye Kürt konseyinin oluşması aşamasının olduğuna dikkat çekerek... Ankara'da endişe var ama hâlâ Barzani'ye yakın Kürtlerin duruma el koyacağı gibi çocuksu bir beklenti söz konusu. Oysa manzara bu değil. PYD'nin sahneye çıkması, "Esad'ın elinde kimyasal silah var" söyleminin dolaşıma girmesi ve akabinde gerçekleşen "Suriye'ye barış gücü gönderme" fikrinin birbirini takip eden seyrine dikkat etmek gerekir. Ve tabii bölünme senaryolarının artmasını da buna eklemek lazım. İsyancılar ve siviller aylardır oluk oluk kan akıtırken barış gücü göndermeyi düşünmeyenlerin şimdi bu seçeneği ortaya atması, Suriye'nin bölünmesini engellemek için değil, bölünmeyi teminat altına almak için. Önümüzdeki dönemde Şam'dan yönetilmeye razı olmayacağını belli eden PYD'nin girişimleri de, Suriye'yi bölüp bölgede İsrail ile baş edemeyecek yığınla devlet oluşturmak isteyenlerin beklentilerini karşılamaya birebir.

        Gelelim, "Türkiye bu sonucu öngöremedi mi?" sorusuna. Allah var, öngördü, çabaladı ama ürettiği çözümü fazla beğenmiş ve iktifa etmiş olduğu anlaşılıyor. Başından beri Suriye Kürtlerini Suriye Ulusal Konseyi'ne dahil etmeye çalışıp durdu ama Kürtler hep mesafeli durdular. Barzani ile ilişkilerin iyi olması bir özgüven zehirlenmesi yaratmış gibi görünüyor. Biz PKK'yı sevmiyoruz diye, Suriyeli Kürtlerin aynı hisleri PYD'ye karşı besleyecekleri, PYD'nin marjinalize olacağı varsayımına nasıl varıldığı bir muamma. Esad'ın Türkiye'nin canını yakmak için bile olsa, Kürt kartını oynayacağı beklenirken, Milliyetçi Kürtlerin 20'inci yüzyılın başlarında kaçırdıkları treni yakalama arzuları bilinirken, nihayet ideal bir zemin de oluşmuş iken, Kürtlerin milliyetçiliği bırakıp Sünnilik'te birleşecekleri ihtimaline nasıl yatırım yapılabildi? Bu yatırımın verdiği güven duygusuyla eller yükseltilirken Kürtlerin eğer Esad'a karşı çıkarlarsa SUK'ta değil, PYD yanında hizalanacakları nasıl görülemedi? Şam'dan yönetilmek istemediğini gayet açık eden PYD'nin Barzani tarafından engellenmek bir yana, ondan güç alarak geldiği noktaya bakınca, alınması gereken ders aşikâr oluyor: "İstersem kendi Kürt'ümü seçerim, onu tahkim ederim" diye bir şey olmuyor. Sevdiğin Kürtleri sevmediğin Kürtlerin yerine ikame edemiyorsun. İnisiyatif alan sayıca çoğunlukta olan değil , örgütlü silahlı yapılar oluyor. Ha bir de, milliyetçilik mezhepten daha dominant, daha belirleyici, Kürtler için bu, daha da böyle. Esad rejimini devirme sürecini pek çok kanalla desteklerken bu işin sonunda bölünme olacağını ve buradan PYD'nin öne çıkacağını hesap edememişsek, çok fena. Beklenen bir sonuç idiyse ama kamuoyu aldatılmış ise o daha da fena.

        Diğer Yazılar