Turizm profesyonellerinin örgütü Bursa Skal Kulüp tarafından düzenlenen I. Bursa Turizm Zirvesi gerçekleşti...

Zirve’nin en önemli yanlarından biri de, sektörün öncülerinin / duayenlerinin konuşmacı olmasıydı...

Oturum başkanları eski TURSAB Başkanı ve kongre turizmi öncülerinden Talha Çamaş, eski  Skal International Dünya Başkanı Hülya Aslantaş, Türkiye Skal Dernekleri Federasyonu Başkanı Deniz Anapa ile eski Kültür ve Turizm Bakanı Bahattin Yücel hem birikimlerini paylaştılar; hem de Bursa Skal Kulüp komitelerinin atölye çalışmaları sonucu elde ettiği soruları konuşmacılara yönelttiler... Zirve’nin çok verimli geçmesinde bu alışılmadık ön hazırlığın önemli katkısı olmuş.(Başta Bursa Skal Kulüp Başkanı Hasan Eker olmak üzere tüm emek verenleri kutluyorum.)

Zirvenin konuşmacılarıysa şu isimlerdi: TURSAB Yönetim Kurulu Üyesi Sinan Haliç, TÜROFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Ayık; TYD Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Gür, TÜREB Başkanı Şerif Yenen, ESPA Avrupa Termal Merkezler Birliği Temsilcisi Joao Pinto Barbosa, Türkiye Kayak Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Okan Gültekin, AtlasJet Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, Öger Türk Tur Yönetim Kurulu Başkanı Vural Öger, Setur Genel Müdürü Üstün Özbey.

Ayrıca oturumların, vefa gösterilerek Bursa’da turizmin öncülerinden merhum Fahri Esgin, Orhan Ete, Halit Cura‘nın anısına düzenlenmesi de anlamlıydı.

Öğrendik ki, kişilerin turizmden beklentileri değişmiş... İnsanlar deneyim elde etmek, dönerken biriktirdikleri anıları götürmek istiyorlar! Yani termal ve sağlık turizmi için bile gelseler; sunacak tarihi, kültürel, sanatsal değerlerin olması gerekiyor...

Sektörünün öncüleri, Bursa’da turizm isteniyorsa, öncelikle “sanayi mi, turizm mi” kararının verilmesini, daha sonra da bir kimlik bulunmasını önerdiler...

Kimlik sorgulamasında öne çıkan ortak eğilim ise kentin Osmanlı’nın kurulduğu yer ve ilk başkent olmasıydı. Osmanlı kimliğinin vurgulandığı, kale içindeki tarihi yapıların korunduğu bir tarihi dokudan söz ettiler...

Zirve’de altı çizilen çok net bir konu da, betonlaşmalarla, kentin dışına yapılan 15, 20 katlı otellerle turistik bir şehir olunamayacağıydı...

Hepsinin ortak saptaması şuydu: “Tarihi bölgelerde mutlaka butik otel yapın, turist şehir dışında kalmak istemez. Ayrıca Bursa’ya toplu turist gelmez, onlar Antalya’ya gider. Bireysel turist ise, deneyim kazanmak ister.”

Joao Pinto Barbosa AB’de “Koruyucu tedavi” olarak kabul edilen termal ve sağlık turizmini ülke bazında örneklerken, Bursa’nın ne denli yüksek potansiyeli olduğunu gördük...

Genel saptamalardan biri de, havayolu ulaşımının gerekliliği, Yenişehir Havaalanı’ndan ziyade Yunuseli’ne küçük uçaklarla tarifeli seferlerin konulması, mesafesi 1 saate düşecek olan İstanbul’un turizm potansiyelinden de yararlanılabileceği oldu...

Herkes Bursa’nın turizmde Anadolu’nun parlayan yıldızı olduğunda hemfikirdi...

Ancak...

Deneyim kazanmak isteyen turist, aptal değil, gelmeden önce, oturup internetten Bursa’yı araştıracaktır.

Google’deki haritadan baktığında beton yığınlarını, Uludağ’ı ve çevre köyleri delik deşik eden taşocaklarının beyaza boyadığı yeşilliklerini görecek...

Kent turizmi istiyor, peki kenti kirleten yeni sanayilerle, yeni termik santrallarla, yeni yapılmak istenen çimento fabrikalarıyla, yeşili boza çeviren yöreyi delik deşik eden taşocaklarıyla bu iş nasıl olacak?

Elbette sanayi de olmalı, ama ileri teknoloji gerektireni, kirleteni değil...

Umuyorum “Turizm Zirvesi” amacına ulaşır ve Bursa turizmde Anadolu’nun parlayan yıldızı olur...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!