Salı gecesi Karaköy'deki Unter'in en üst katında enteresan bir davete katıldık. Üst katta koca mutfaklı bir parti mekânı yaratmışlar, çok özel durumlarda kiralanıyormuş. Biz de o gece Amerikalı müzisyen Allen Hulsey'nin "Gurme Gitar" event'ine dahil olduk. Allen, yaklaşık 20 kişilik bir gruba önce yemek pişirdi, yeme-içme faslını atlattıktan sonra da eline gitarını alarak bir güzel müzik yaptı. Yemekler de içine peynir doldurulmuş hurma ve çevresine sarılan bacondan ya da fırında mozarellayla pişirilen patlıcan gibi özel şeylerdi doğrusu. Daha yemeklerin tadını çıkartırken Allen'ın bir köşede bize gitar çalıp söylemesi ise işin bonusu oldu. Tabii ki her aşçıdan böyle bir performansı beklemek gereksiz olur ama Allen'ın asıl işinin müzik olması bu konuda işleri kolaylaştırıyor. New York'ta ev partilerine gidip ilk önce yemeği pişirip sonra da bir güzel solo konserini veriyormuş. Türkiye'de de bu âdet gelişse ne güzel olur. Yemekten sonra cool şarkılarla müzik ziyafeti iyi geldi doğrusu. Allen'ın kendi şarkıları olmasından da anladığım üzere kendisinden Türkiye'de bir albüm beklemek yerinde olabilir, biz severiz yetenekli yabancıları...

GURMESEL DURUMLAR
Önceki konuda New York dolaylarına gitmişken, ülkemize gelen bir başka New Yorker'dan bahsetmek lazım. Soho'daki lüks market Dean&Deluca Kanyon'a yerleşmeye geliyormuş. Ağız tadınıza hizmet etmek için yüklü çeşitlerle ocak ayında pazara girecek olan firmanın aynı anda internet ayağı da açılacakmış. Ben özellikle French Toast'larının ve bagel'larının hastasıyımdır, bakalım hangi çeşitleri İstanbul'a gelecek.

 

Bebek'e yeni usuller

Bebek'teki mekânlara baktığımızda hep üstü başı düzgün, eğlencesi dozunda, hafif "şuşu" havalarında ama bohemde gözükmeye çalışan bir görüntü seçebilirsiniz gözlerinizle. Ama cuma gecesi Tektekçi Bebek'e açılınca ortamın havası değişti. Beyoğlu'nun sokak çocuğu Bebek'in parlak kaldırımlarına kendi kurallarıyla girdi ve mahalleye de güzel bir uyum sağladı. Lucca'nın tam karşısına kurulması kafa tutuyor anlamına gelir mi bilmem ama yeri harika olmuş Tektekçi'nin. Çevre mekânlarda daha fazla eğlenmek için öncesinde bir Tektekçi yapmak şart.

 

Teknoloji modası

Pazartesi günü W Hotel'de Nokia'nın yeni ve renkli ürünü Lumia'nın tanıtımı vardı. Anlatım normal standartta kamerasının kaç piksel olduğu, telefonun hızı ve yeni kullanılan Windows işletim sisteminin kolaylığı üzerine yoğunlaşmışken bir anda telefonların ekranına eldivenle bile basılabildiğini öğrenince konuya bir anda kulak kesildim. Ne yapayım elektronik konusunda olmasa bile modasal ihtiyaçlar konusunda tam bilirkişiyim. Bu karda kışta eldiveni çıkarıp tuşlara basmak büyük eziyet değil mi sizce de? Bir başka enteresan özelliği de içinde 12.000.000 şarkıdan oluşan Nokia mix radyosu. Mesela bütün gün bunalım takılıp düşük tempo şarkılar dinlemek istiyorsunuz, arama butonuna Lana Del Rey yazdığınız anda, onun yakınından geçen herkesi tarayıp size radyo hizmeti sunuyor.

 

Teoman'ı gördük!'

Biraz eskide kalsa da gece hayatının en sevdiğim terimlerinden biridir "Teoman'ı gördük!" Gece o kadar uzadı ki, gitmediğimiz mekân, girmediğimiz eğlence kalmadı anlamında kullanılan bir sözdür. Gece gezmeleri ne kadar uzarsa bir yerde eğlenen Teoman'a rastlamak o kadar mümkündü çünkü eskiden. Ne zamandır geç saatlerde rastlayamadığım Teoman'ı Ortaköy Kiki'de görünce direkt bu hikâye geldi aklıma. Sadece onu da değil, Cihangir piyasasının birçok gece hayatı ünlüsü Kiki'deydi o gece. Yeni yerinde Ortaköylü değilmiş gibi davranıyor Kiki ama çevresi rahat bırakmıyor. Birkaç alternatif daha açılırsa daha iyi olacak sanırım.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!