Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Müslümanlar, müşriklerin düştüğü büyük hataya farkında olmadan düşmektedirler. Bilinçli bir iman anlayışı olmadığından şirkin batağına bulaşmakta ve imanlarını yok etmektedirler.

        Yüce Allah Yunus Suresi 18. ayette "Allah'ı bırakıp, kendilerine ne zarar, ne de yarar veremeyen şeylere tapıyorlar ve 'Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' diyorlar. De ki: Allah'ın göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi Allah'a haber veriyorsunuz? O, onların koştuğu ortaklardan yücedir" diyor.

        Cahiliye döneminde Allah kavramını bilen müşrikler, başka varlıkları O'nun katında şefaatçi, yani aracı olarak kabul ettiklerinden dolayı şirke sapmışlardır. Allah'tan başka varlıklara tapmaları, bu varlıklardan bir fayda beklemeleri nedeniyle olmuştu.

        Günümüzde de buna benzer inançlar yaşamaktadır ve en büyük günah olan şirk, dünyanın her yerinde görülmeye devam etmektedir. Bazı yerlerde bir insanın Allah katında diğer insanlara yardımcı olacağına inanılır, hatta ona tapılır. Bazı yerlerde de kendisinde ilahi bir güç var olduğu kabul edilen bir varlığın sembolüne taparlar. Bazı insanlar kendilerinin Allah'a ibadet etme yetkilerinin olmadığını, bunun neticesinde Allah'a yaklaşmak ve O'na kulluk etmek için bazı aracı varlıklara taptıklarını ileri sürmektedirler. Akıl nimetini iyi kullanamayan bu insanlar, evreni yaratan Yüce Kudret'i takdir edemediklerinden, gök cisimleri, ruhani güçler, hayali varlıklar ya da tabiat hadiselerini tanrı edinerek, akıl dışı ve sapkın yolları din edinmişlerdir.

        Günümüzde bazı yanlış felsefi sistemlerin peşinde can vermeler ve onu kutsallaştırmalar hep bu yanlış inancın ürünüdür. Kuran-ı Kerim, Allah'tan başkasını kutsallaştırarak ona tapmak şeklindeki inançla amansız bir mücadele vermektedir. Kuran'a göre, tapınılan varlık, insana başka bir varlığın temin edemeyeceği bir faydayı temin edebilmelidir. Yüce Allah, Maide Sûresi'nin 76. ayetinde şöyle buyurmaktadır:

        "De ki, Allah'ı bırakıp da size ne bir zarar, ne de bir fayda sağlayamayan şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki Allah bütün söylediklerinizi işiten, bütün yaptıklarınızı bilendir."

        Tapınmaya layık yüce varlık, insanların rızkını temin edecek güçte olmalıdır. Ankebut Suresi'nin 17. ayetinde ekonomik faydadan bahsedilmektedir. "Siz Allah'ı bırakıp da ancak birtakım putlara tapıyorsunuz ve yalan uyduruyorsunuz. Gerçekten Allah'ı bırakıp da taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. O halde bütün rızıkları Allah katında arayınız. Hep O'na döndürüleceksiniz."

        Aynı zamanda gaybı bilemeyen varlık, kutsallaştırılmaya ve tapınılmaya asla layık değildir. A'raf Suresi'nin 188. ayeti ile Yunus Suresi'nin 49. ayetinde, İslam inanç anlayışı için çok önemli deliller vardır.

        "De ki: Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim" (A'raf, 188).

        "De ki: Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar."

        Bayraktar Hoca yanıtlıyor

        Serinlemek maksadıyla ağzımızı çalkalasak orucumuz bozulur mu? M.N.

        Bozulmaz.

        Ölmüş ana-baba ve yakınlarımız için dua ediyoruz. Bu dualarımızın onlara bir faydası var mı? S.K.

        Ölüler için duanın nasıl yapılacağını Yüce Allah, İbrahim Suresi'nin 41. ayetinde şöyle formüllendirmektedir: "Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, ana-babamı ve bütün müminleri bağışla." Demek ki biz ölülerimiz için Allah'tan af dileriz, onlara rahmet okuruz. Bundan başka herhangi bir duanın dinde yeri yoktur.

        ■ Oruç tutmanın anlamı nedir? Allah'a daha çok yaklaşmak mı? L.A.

        Zaten sen cevabını verdin, ama şöyle de diyebiliriz: Oruç tutmanın amacı,

        insanın takvasını geliştirmek, şükretmek, Allah'ı yüceltmektir. (Bakara, 183-185).

        Diğer Yazılar