Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Kuran-ı Kerim'in eğitmeye çalıştığı en önemli konulardan biri, insanın içini ve sosyal hayatını yakıp kül eden, kıskançlığın koyusu olan haset duygusudur. Aşağıdaki ayetten hareketle konuyu ele alabiliriz.

        "Onlara, Hz. Âdem'in iki oğlunu gerçek bir vakıa olarak oku. Hani her biri birer kurban sunmuşlardı; birinden kabul edilmiş ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, kurbanı kabul edilene, 'Seni öldüreceğim' demişti. O da, 'Allah sadece korunanlardan kabul eder' dedi" (Maide, 27).

        Bu ayette Yüce Allah, haset etmenin ne kadar kötü bir davranış şekli olduğunu, toplumda açtığı yaraları, çok eskiden geçen ve tarihe mal olan bir olguyla anlatmaktadır. Dünya tarihinde ilk ölüm olayının haset yüzünden çıktığını bu ayetten öğreniyoruz. İnsan öldürmek gibi büyük bir günahın arkasında, haset gibi kötü bir psikolojik duygunun yatması, onun ne kadar kötü bir duygu olduğuna işaret eder.

        Haset, bir nimete sahip olandan o nimetin gitmesini temenni etmektir. İnanan, yani Müslüman kişi gıpta eder, münafık haset eder. Haset eden kişi, kendisinin olmasını değil, başkasının olmamasını ister. Bu tip kimseler, başkasının sahip olduğu nimeti görmekten rahatsız olurlar. Haset, çekememezlik ile kıskançlık duygularının karışımından meydana gelen yakıcı bir ruh haletidir. Onun içindir ki Felak Suresi'nde Yüce Allah, "Haset edenin hasedinden kendisine sığınılmasını" istemektedir. Çünkü kişi, kendi gücüyle hasedin kötülüğünden kurtulamaz; bu nedenle ilahi müdahaleyi istemesi gerekir.

        Haset edenin bu duygusu davranışa dönüşünce; kin, gazap ve düşmanlık duygularını ortaya çıkarır. O zaman "Nazar değdi" deriz. Nazar değmesi ile hasedin birbirine kuvvetli bir bağla bağlı olduğunu görmek mümkündür. Haset coşunca, kişinin bakışları ile fırlattığı psiko-fizik enerji elektrik haline dönüşür. Bu elektrik dalgaları karşıdakini zayıf bulunca, yıldırım gibi çarpar. İşte nazar dediğimiz olay budur. Ve "Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar".

        Haset, servete karşı duyulabileceği gibi, siyaset alanında da her zaman kendine yer bulabilir. Ayrıca kardeşler arasında, ilim adamlarının kendi aralarındaki rekabette, kısacası her türlü konum farklılığında, zayıf karakterli insanların düşebileceği ahlaki bir zaaf olarak varlığını sürdürür. Yüce Allah, Nisa Suresi'nin 52, 53 ve 54. ayetlerinde peygamberlere, hikmet sahiplerine ve siyasi erki elinde bulunduranlara nasıl haset edildiğini anlatmaktadır.

        Değişik inanca mensup kişiler de birbirlerine haset edebilirler. Bakara Sûresi'nin 109. ayetinde bu tip haset olayına işaret edilmektedir. Başka inanç sistemini benimseyen kişilerin, Müslümanları kendi dinlerinden çıkarmaya çalışabileceklerine dikkat çeken Yüce Allah, bunu haset etmelerinden dolayı yaptıklarına işaret etmektedir.

        Hz. Peygamber'in resul olduğunu bildikleri halde ona inanmayan başka din mensuplarının, hasedin etkisi altında oldukları bir vakıadır. Bu kötü niyetlerine rağmen Yüce Allah, Müslümanları hoşgörüye ve affa davet etmektedir.

        İslam ahlakında şefkat, merhamet ve hayırseverlik esastır. Şefkat ve merhamet ıstırapları giderir. Hayırseverlik ise başkalarının sevincine gıptayla yaklaşmak, bir manada o sevince ortak olmaktır. Sevinçler paylaşıldıkça çoğalır. Allah bizleri haset edenin hasedinden korusun.

        Bayraktar Hoca yanıtlıyor

        ■ Oruca başlamanın belli bir yaşı var mıdır? Yoksa kişiye göre değişir mi? M.N.

        Oruca başlama yaşı buluğ yaşıdır.

        ■ Sayın hocam, çok istememize rağmen çocuğumuz olmuyor. Eşim bir hocaya danışmış, hoca da porselen bir tabağın içine bir dua yazmış kalemle. Bu tabaktan bir ay boyunca zemzem suyu içilmesini söylemiş. Yalnız sorun şu ki tabağa yazdığı duanın mürekkebi suya çıkıyor, suyu tabağa koyunca boya tamamen çıkıyor. Suyu henüz içmedik. Eşim çok ısrar ediyor, ama ben içme taraftarı değilim. Siz ne tavsiye ediyorsunuz? K.D.

        Eğer böyle yazılarla çocuk yapılsaydı tıp bilimine lüzum kalmazdı. Bu başlı başına bir hurafedir. Sakın buna inanmayın. Ve böyle bir suyu da içmeyin.

        ■ Babam oruç tutamayacağı için fidye vereceğiz. Tutulamayan oruçların fidyesi ne kadardır? Z.K.

        Günlük ortalama bir kişinin yediği yemek bedeli kadar fidye vereceksin.

        Diğer Yazılar