Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Demrin bulunması, elde edilmesi, insanlık tarihinin çok önemli bir aşamasını başlatmıştır. İnsanlığın hayatını demir ve türevleri kadar değiştiren bir buluşun olduğunu söyleme imkânı var mıdır? Hadid Suresi'nin 25. ayetine göre, Yüce Allah demirin buluşunu insanlara öğretmiştir. Demirin elde edilişini öğrettiği gibi, onun insan hayatında kullanılışını da öğretmiştir. (Enbiya, 30; Sebe, 11).

        İnsan insanı mahkûm ederken, köleleştirirken zincire vurmuş, böylece demir, insanlığın karanlık günlerinin madeni olmuştur. Diğer taraftan zincir, özgürlüğün yokluğunu ifade eden manevi bir oluşumu anlatmak için kullanılmıştır. Bazen de ahiretteki cezaların anlatımında kullanılmıştır.

        "Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğunda bir zincire bağlayınız." (Hakka, 32).

        Psikolojik anlamda ise şu ayette yer almaktadır:

        "Ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri indir." (A'raf, 157).

        Ayette geçen "ağırlık" ve "zincir" kelimeleri tamamen manevi, psikolojik bir anlatımdır. Özgürlüğün yokluğunu ifade etmektedir. Hor görülme, itilme, sömürülme yükü, yani ağırlığı; özgürlüğün, hürriyetin elinden alınması da zincire vurulmayı ifade etmektedir. Mahkûmun ayağına vurulan zincirden daha kötüsü, zihnine, gönlüne vurulan zincirdir.

        İşte Yüce Allah, Hz. Peygamber'e insanların sırtına vurulan horlanma, itilme ve sömürülme yükünü indirme ve onların zihnine ve gönlüne vurulan zinciri kırma görevini vermiştir: "İnsanın elinden düşünme, düşündüğünü ifade etme özgürlüğü alınmış, git onlaara özgürlüklerini ver ve o zincirleri kır." Özgürce düşünme ve özgürce iman etme gibi insanlığın onuru olan bu hürriyet uğruna verilen mücadele İslam, onu hayata geçirecek olan da özgürlükler peygamberi Hz. Muhammed'dir.

        İnsanlar artık zihin ve gönüllerine vurulan zincirlerle geziyorlar. Demirden zincir, şimdilerde manevi, psikolojik, hukuki zincirlere dönüşmüş ve daha acımasız hale gelmiştir. Aklını kullanma, düşünme ve sorgulama özgürlüklerimizi, yaşayan insanlar kadar ölüler de elimizden alıyor. Ölüler, bugünkü insanlara "Böyle düşüneceksin, böyle fetva vereceksin, böyle konuşacaksın" diyor ve yaşayanlar da onu zincir haline getirip zihinlerimize vuruyor.

        Kuran içeri girmeli

        Aklını kullanıp düşünemeyen, araştırıp sorgulamayan zihinler, kendilerine vurulan zincirin farkına varamazlar.

        Onların dünyası, o zincirlerin müsaade ettiği alandır. Onlar, o zincirlerle beraber yaşamayı hayat ve bilim saydıklarından zincirleri kırmaya gelenlere karşı koyarlar.

        Günümüz genel eğitimi ile din eğitimi özgürlükçü olmalıdır. Öğretim problem çözen, üreten ve toplumlarını geleceğe taşıyacak karanlık yolların ışığı olmalıdır.

        Özellikle ilahiyat eğitimi, sorgulayacak beyinleri yetiştirme görevini yerine getiremezse, geçmişin hurafelerinin, geleceğin sorunlarının altında ezilip kalır. Doğruluğu Kuran ve Hz. Peygamber'in sünnetinin laboratuvarında ispatlanmamış yanlışları din olarak halka sunmaktan öte bir şey yapamaz. Artık ilahiyat fakültelerinin kapısından içeri alınmayan Kuran'ı ve aklı içeri alma zamanı geldi, geçiyor.

        Âlimlere saygı duymak

        Artık körpe dimağlara yani zihinlere, gönüllere zinciri er vurulmasın. Özgür düşüncenin basamakları konulsun, aydınlık gelecek için çıralar yakılsın, kibritler çakılsın. Geleceğimizi zincirlere vurulmuş insanlara teslim etmeyelim: "Zayıf durumda olanlar, büyüklük taslayanlara, 'Sizler olmasaydınız, biz kesinlikle inananl ardan olurduk' diyecekler." (Sebe, 31).

        "Şöyle demeye devam edecekler: Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan çıkardılar." (Azhap, 67).

        Geçmiş âlim lerimize saygı duyacağız ama beynimizi teslim etmeyeceğiz.

        Beyin teslimiyeti, özgürlüğü ile beraber

        Allah'a olur. Çünkü Allah, özgür düşünceyi ve özgürce imanı istiyor.

        BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR

        ■ Cinler insanlara zarar verebilirler mi? Verirlerse bu psikolojik bir zarar mı olur? T.B.

        O senin dediğin üç harfliler bir şekilde bizi etkileyip yoldan çıkarıyor. Şeytanın

        bizimle olan ilişkisi ve bizi etkilemesi buna bir örnektir. Şeytan bizi çok kötü bir şekilde etkilediği gibi küçük şeylerde de etkiler. Bu etkilenme insandan insana değişir. Bazı insanların iradesi güçlü olur çok az etkilenir, bazılarının zayıf olur fazla etkilenir. Ama bu etkilenme psikolojiktir.

        Dinde zorlama olmadığı ayetle sabitken neden inanmayanlara kötü gözle bakılıyor ve "Cehenneme gideceksiniz" deniliyor? E.U.

        İnanmayanlara kötü gözle bakma hakkımız yoktur. Ancak inanmayanların cehenneme gideceğini Allah söylüyor. Allah'ın söylediğini söylemek yanlış değildir.

        ■ Hocam, hacca gitmek için ekonomik gücüm yok. Bir tanıdığım gitmem için gerekli olan parayı vereceğini söylüyor. Başkasının vermiş olduğu parayla yaptığım hac kabul olur mu? Yoksa kendi kazancım mı olması lazım? O.C.

        Yaptığınız hac kabul olur. Çünkü hacca gitmenin şartı, gitmek için imkân bulmaktır. Siz de bir imkân buluyorsunuz, bu nedenle haccınız olur. Mesela otobüsle giden muavin, uçakla giden pilot da haccını yaparsa kabul olur.

        Diğer Yazılar