Hz. Peygamber, 'Zandan kaçın çünkü zan sözün yalanıdır' der
Yüce Allah hayattaki insanların birbirlerini kötülemesini yasaklarken biz ise ölülerin arkasından gıybet yapmaktayız. Asırlar önce ölmüş bir kişinin, arkasından kötülercesine, kabullenemeyeceği bir tarzda anılmasına, onun “sözde” gizli çamaşırlarının pazara çıkarılmasına nasıl sanat deriz.
Herkesin bir gizlisi, bir mahremiyet bölgesi vardır. Hata yapmayan insan olmaz. Fakat ölmüş bir insanın, bir padişahın arkasından yüzüne söylenemeyecek sözleri söylemek, ne denli yakışıklı olur ve buna Allah müsaade eder mi? Aşağıdaki ayet ve hadisler, gıybetin ne kadar kötü olduğunu ifade etmektedir.
“Ey iman edenler! Zandan çok sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin ayıplarını araştırmayın. Birbirinizin arkasından gıybet etmeyin. Sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi ister mi? İşte bakın bundan tiksindiniz. Allah’a saygı duyun. Şüphesiz Allah, tövbeleri kabul eden ve merhamet sahibidir” (Hucurat, 12). “Zanda gerçekten bir kırıntı bile yoktur (Necm, 28)”. “Zannın iyisi ve kötüsü vardır (Nur, 12)”.
ZAN GÜNAHA GÖTÜRÜR
Mümin insanların zandan çok sakınmaları gerektiğini yüce Allah bu ayetlerde emretmektedir. Çünkü kötü zannın peşinden koşan müminlerin, Hz. Peygamber’in hanımına iftirada bulundukları ifade edilmektedir (Nur, 11-16). Zannın bir kısmı bizatihi, yani yapısı gereği günahtır; aynı zamanda günaha götürmektedir. Günah olan zan, günah doğurmakta, günah yaptırmaktadır.
Hz. Peygamber, “Zandan sakının, çünkü zan, sözün en yalanıdır” (Buhârî, Vesâyâ, 8; Nikâh, 45; Müslim, Birr, 38; Tirmizî, Birr, 56) demektedir. Hz. Peygamber’in tanımına göre zan, yalandan ibarettir. Kurtubi’ye göre âlimler, zannı “itham” olarak manalandırmışlardır. Zan, şüphe üzere hüküm vermekten ibarettir. Necm Suresi 28. ayette belirtildiği gibi gerçek bilginin olmadığı yerde zan insanların davranışlarına hâkim oluyor, onları yönlendiriyor ve insanları kendisine tabi kılıyor.
Günümüzde insanların ayıplarını araştırmak maharet kabul edilmektedir. İnsanların ayıplarını, gizli meselelerini veya mahremlerini araştırmayı amaç edinenler, hem fertlere hem topluma hem de kendi dini şahsiyetlerine zarar vermektedirler. Gıybet nedir? Sorunun cevabını bir hadisle verebiliriz: “Hz. Peygamber ‘Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?’ diye sorunca ashab ‘Allah ve peygamberi daha iyi bilir’ dediler. Hz. Peygamber, ‘Gıybet, kardeşinden hoşuna gitmeyecek bir tarzda söz etmendir’ dedi. ‘Peki benim sözünü ettiğim husus kardeşimde var ise ne olur?’ diye sorulunca, ‘Eğer söylediğin şey onda var ise onun gıybetini yapmış olursun, eğer onda yoksa iftira etmiş olursun’ dedi” (Müslim, Birr, 70). İşte bu hadis, gıybetin ne olduğunu tanımlayıp açıklamaktadır. Burada soracağımız diğer bir soru şudur: Yüce Allah neden ölü kardeşinin etini yeme benzetmesi yapmıştır? Bize göre bunun iki cevabı vardır:
YÜZE TENKİT İNCİTİR
Bu benzetme, tiksinti meydana getirip bu davranıştan insanı caydırmak için yapılmış olabilir. Hucurat 10’da müminleri kardeş ilan ettiğinden dolayı, müminin mümin kardeşinin gıybetini yapması konusunda kardeş eti yemek şeklinde benzetme yapmış ve insanı tiksindirmiştir.
Hucurat 7’de insanın doğasına, yanlış bir davranışı kötü görme, kerih görme, ondan tiksinme yeteneğini koyduğunu ifade etmişti. İşte insanın doğuştan getirdiği bu kötü görme kapasitesini yüce Allah harekete geçirmektedir.
Bir mümin, bir mümin kardeşini yüzüne karşı tenkit ederse onu incitir. Bu incitme haramdır. Ama mümin kardeşi yanında yoksa, onun gıybetini yapması onu incitmez. Bu tıpkı ölünün vücuduna açılan yarayı duymaması gibidir. Hucurat 11 ve 12. ayetleri, müminlerin kardeşliğini yaralayacak en ufak bir ahlak dışı davranışa müsaade etmemektedir. İman kardeşliğinin duvarından ufak bir taşın koparılmasını bile istememekte ve buna müsaade etmemektedir. Onun için alay etmeyi, ayıplamayı, zanna göre hareket etmeyi, ayıpları araştırmayı ve gıybeti yasaklar arasına alıyor ve sosyal ahlakın temeline yerleştiriyor.
DEĞERLERE SAHİP ÇIKILMALI
Böylece bu ayetler bir ahlak ve edep eğitimi yapmakta, ahlaki değerlerin boğulduğu ve kaybolduğu bataklığı kurutmanın gayretini göstermektedir. Bu ahlak dışı davranışların olduğu yerde, ahlaki değerleri aramak mümkün değildir. Netice olarak diyebiliriz ki, bir padişah hakkında çevrilen dizinin gıybet niteliği taşıması ve haremine girilmesi kültürümüz için yıkıcı bir durumdur. Değerlerimizi bugüne taşıyarak günümüzün siyasetine oralardan bir ışık yakmak için diziler çevirmemiz daha yararlı olacaktır.
Bayraktar Hoca yanıtlıyor
Cennette Allah’ı görmek yok
*Bir tanıdığım içki içiyor, aynı zamanda namaz da kılıyor. Bazıları ona “Senin namazın kabul olmaz” diyorlar. Bu konuyu açıklarsanız çok sevinirim. Z.T.
Yüce Allah, Nisa Suresi’nde “Sarhoşken namaza yaklaşmayın” der. Buna göre sarhoş olanın namazı olmaz. Fakat sarhoşluğu geçmiş bir insan namaz kılabilir.
*Eğer cennete gidersek yüce Allah’ı görebilecek miyiz? Bu konuda Kuran’da veya hadislerde bir bilgi var mı? E.B.
Allah’ı görme diye bir olay yoktur.
*Ölünün arkasından okunan Kuran’ın, edilen duaların ya da onun adına yapılan hayırların o kişiye bir faydası var mıdır? S.L.
Duayı rahmet okuyarak, af dileyerek yaparsak faydası olabilir. Ama ölü adına hayır yapmak veya Kuran okumak doğru değildir.
*Namaz kılarken daha iyi konsantre olabilmek için gözlerimi kapatıyorum. Bazıları kapatmamak gerektiğini söylüyor. Bir sakıncası var mı? K.N.
Herhangi bir sakıncası yoktur.
*Melekler insanlara görünebilir mi? Bu insan görünümünde mi olur yoksa başka bir görünümde mi?
Melekler insan suretine girip bazı peygamberlere görünmüşlerdir. Her insana görünmezler.
*Ben geliri olmayan bir kadınım. Eşimin geliri iyi. Hacca gitmek istiyorum ama eşim göndermiyor. Hacca gitmek benim üzerime farz mı? K.D.
Sizin herhangi bir sorumluluğunuz yoktur; geliriniz olmadığı için hac üzerinize farz değildir.