Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hiçbir seçenek, değerlendirme ve hüküm verme, eğer beşeri kaynaklı ise kıyamete kadar devam etmez. Kimse Allah'ın kitabını dikkate almadan, din adına konuşup arzularına göre fetva vermemeli

        YÜCE Allah günümüzdeki din adına fetva vermelere, değerlendirmelere ve bu konudaki yanlışlara uyarıda bulunmaktadır. Gerek inanmayanların gerekse inananların dikkat etmesi gerektiği konuları gündeme taşımaktadır. Şu ayetler bunu bize öğretmektedir:

        "Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz? Yoksa size ait bir kitap var da beğendiğiniz her şeyin sizin için olacağını ondan mı okuyorsunuz? Yoksa, 'Ne hükmederseniz mutlaka sizindir' diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var? Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak? Yoksa onların ortakları mı var? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını." (Kalem, 36-41)

        'KARARINIZI GÖZDEN GEÇİRİN'

        Yüce Allah iyiyi kötü, yanlışı doğru, güzeli çirkin ve batılı hak görerek hüküm verenlere seslenmektedir. Böylece hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini karıştıranları ve bu karıştırmayla hep olumsuz yargıda bulunanları sorgulamaktadır. Mesela, Allah tarafından görevlendirilmiş peygambere "deli" diyebiliyor; Allah'ın ayetlerine "öncekilerin masalı" değerlendirmesini yapabiliyorlar. Ya da müminleri yanlış yolda, kâfirleri ve günahkârları doğru yolda görebiliyorlar. Namaz kılanları, oruç tutanları, Kuran okuyanları, imam ve müezzinleri küçümseyebiliyorlar. Din eğitimini, dini değer ve ilkeleri aşağılayabiliyor; Kuran'a "çöl kanunu" diyebiliyor; müminleri aşağılayarak birtakım görevlere atanmalarını yasaklayabiliyorlar.

        Onun içindir ki Allah onlara nasıl ve ne biçim hüküm verdiklerini bir daha gözden geçirmelerini emretmekte ve onların hükümlerini sorgulamaktadır. Farklı değerlerden hareket edenlerin, farklı yargılara varacağına dikkat çekmektedir. Yüce Allah bir

        değerlendirme yaparken kitabi bir bilgiye dayanmanın önemine işaret etmektedir. "O

        kitapta sizin seçtiğiniz, tercih ettiğiniz her şeyin size ait olacağını, yani doğru olacağını mı yazmaktadır?" diyerek, insanın her görüşünün ve her tercihinin doğru olamayacağına dikkat çekmektedir. Diğer taraftan, Kuran'ı dikkate almadan, din adına konuşup arzularına göre fetva verenlere hangi kitaptan fetva verdiklerini sormaktadır. Böylece din adına hüküm verenin, mutlaka ilahi kitaba dayanmasının zorunluluğunu ortaya koymaktadır.

        Netice olarak diyebiliriz ki, insanın beğendiği her şey onun yararına olmayabilir. İnsanın yararını düşünen, hiç zararını istemeyen Allah'ın kitabına bakmak, O'nun hükmüne teslim olmak gerekiyor.

        Allah insana seçme ve hükmetme hakkını ve özgürlüğünü vermiştir. Ama ardından seçeneklerinde, hükümlerinde hata yapabileceklerini, her seçenek ve hükmün kendi iyiliklerine ve faydalarına olamayacağı uyarısını da yapmaktadır. Yüce Allah, siyasi erki elinde bulunduran kâfirlere seslenerek, "Yaşadığınız dönemde elinize geçirdiğiniz hükümranlığın gelecekte de devam edeceğini nereden biliyor ve o nedenle müminleri neden itip kakıyorsunuz. Gelecekte iktidarın onların eline geçemeyeceğine nereden hükmediyorsunuz? Bugün sizin itip kaktığınız müminlerin durumundan zevk alabilirsiniz, ama yarın siz aynı duruma düştüğünüzde ne hissedersiniz? Onun için kendinizi o horladığınız zayıf müminlerin yerine koyarak hüküm vermeli ve değerlendirme yapmalısınız" demektedir.

        Hiçbir değerlendirme ve hüküm verme, eğer beşeri kaynaklı ise kıyamete kadar devam etmez ve edemez. Kendi isteklerinizin Allah katında geçerli olduğuna karar verme yetkiniz yoktur. Bakara 216'ya göre, sevdiklerinizde sizin için kötülük, sevmediklerinizde ise iyilik olabilir.

        HÜKÜMLER DEĞİŞİR

        Bir kitaba, özellikle ilahi vahye dayanmayan hükümlerin kıyamete kadar devam edeceğini veya doğru olduklarını kim savunabilir? Kitaba dayanmadan verilen hükümlerin zamanla değişmeyeceğini kim savunabilir? Bu çağ için geçerli olanın gelecek çağda geçerli olmayıp değişmesini kim engelleyebilir?

        Öyle anlaşılıyor ki, kâfirler uzun vadeli düşünemeyen, geçici üstünlüklerine güvenen ve her şeyin olduğu gibi devam edeceği iddiasında olan tiplerdir. Özel anlamda, Mekkeli müşrik ve kâfirler hükümranlıklarının süreceğini zannediyorlardı, ama çeyrek asırda işleri bitti, üstünlükleri, hükümranlıkları ortadan kalktı ve müminlerin eline geçti. İtilip kakılan, hor görülen, alaya alınan insanlar zamanla hükümranlığı ele geçirip kendilerine zulmedenleri pişman edeceklerdir.

        BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

        ■ Sayın hocam, Türkçe namaz kılabilir miyiz? A.L.

        Her rekatta Fatiha'yı okumak şartıyla namazını Türkçe kılabilirsin.

        ■ Kâbe bir simge midir? Cismani olarak da bir kutsallığı var mı? T.K.

        Kâbe'nin bir mabet olması nedeniyle kutsallığı vardır. Çünkü o insanlığın ilk mabedi ve ilk üniversitesidir. Yüce Allah, Ali İmran Suresi'nde Kâbe'nin mübarek olduğunu söylemektedir.

        Bu da onun görevinden kaynaklanmaktadır.

        ■ Birisi bizim için haksız yere beddua ederse bu bedduası kabul olur mu? Y.C.

        Haksız yere edilen bedduanın etkisi olmaz.

        Diğer Yazılar