Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ORUÇLA ilgili hükümlerin konusuna üçüncü gün de devam ediyoruz. Bugün ele alacağımız konunun sorusunu şu şekilde sorabiliriz.

        "Kim, ne zaman seferi olur?" Eski âlimler seferi olmanın şartını mekân ve mesafeye bağlamışlardır. Deve yürüyüşüyle 90 kilometrelik bir mesafeye giden kimse, seferi kabul edilmiştir.

        Halbuki mesafe ve zaman, teknolojik açıdan izafilik/görecelik arz eder. Teknolojinin gelişmesiyle 90 kilometrelik bir mesafe, çok kısa bir zamanda aşılabilir. Günümüzde 90 kilometreyi yarım saatte alan araçlar vardır. Seferi olmanın evrensel bir ölçütü olmalı; nitekim yüce Allah, Nisa 101 'de evrensel bir ölçü koymuştur. Buna göre seferiliğin ölçüsü, hayat tehlikesidir:

        "Yeryüzünde sefere çıktığınız zaman, kâfirlerin size kötülük etmesinden korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir günah yoktur. Şüphesiz kâfirler sizin düşmanınızdır."

        Bir ibadeti kısaltmak veya kazaya bırakmak için kâfirlerin kötülük etme tehlikesinin bulunması gerekir. Hayat tehlikesi bulunmayan bir yolculukta, seferilik söz konusu olmaz. Mesela, savaş halinde olan bir ülkede, evinden dışarı çıkmakla seferilik başlamış olur. Böyle bir yer ve durumda seferi olmak için 90 kilometrelik bir mesafeye gitmeyi şart koşmak doğru değildir. Çünkü orada her adımda hayat tehlikesi vardır.

        Demek ki, seferiliğin şartı hayat tehlikesinin veya meşakkatin bulunmasıdır. Yaya veya deve sırtında gidilen çölde, seferilik hükmünün ölçüsü mesafe değil, yolculuğun tehlikesi ve meşakkatidir. Hayat tehlikesinin ve meşakkatin olmadığı yerlerde, mesafenin önemi olmamalıdır.

        Bu ayette temas edilmesi gereken kelimelerden biri de "yutiku" yani "itaka" kelimesidir. "Yutıkune" kelimesi, "takat" ve "tavk" kökünden türemiştir. Fiil kalıbında alındığında "kuşatmak, tasma giydirmek, bir kimseye iş teklifinde bulunmak"; isim kalıbında alındığında ise "güç, kudret, enerji, gerdanlık ve halka" manalarına gelmektedir. Bakara 184'te geçen "Oruca zar zor dayananlar" yani dayanamayacak olanlar ifadesinden bu mana çıkmaktadır. Elmalılı Hamdi Yazır, bu ifadenin manasını uzun bir şekilde tartışmış ve nihayet, "güç yetirememek" manasını tercih etmiştir. Biz ise "zorlukla güç yetirmek" manasını tercih ediyoruz. Bu ayette, hangi durumda oruç yerine fidye verileceği hususu ele alınmakta; bunun, oruca güç yetirememe olduğu bildirilmektedir.

        Demek ki, Allah gücünü dikkate alarak insana sorumluluk yüklemekte ve ibadetleri gücüne göre yerine getirmesini istemektedir. Sorumlulukların güce göre dağıtılması gerektiği, Kuran'ın getirdiği en önemli kaidelerden biridir.

        Kısaca diyebiliriz ki güç ile ibadet, paralel yürümektedir. İbadet bir sorumluluk olduğundan, insanın gücü esas alınmış ve gücünü aşan işlerden insan sorumlu tutulmamıştır. Yüce Allah ibadetleri keyfi olarak değil, kulunun gücüne göre emrediyor. Bakara 184'te yüce Allah, orucun belli günlerde tutulacağını bildiriyor; hastalık, sefer ve zar zor güç yetmesi gibi durumlarda ise farklı alternatifler sunuyor. Kulun içinde bulunduğu şartlan dikkate alarak hükümler koyması, Kuran'ın ne kadar gerçekçi ve evrensel olduğunu ispatlamaktadır.

        183. ayette farz kılınan bir ibadetin, 184. ayette hangi şartlarda terk edilebileceği veya başka bir ibadetle nasıl telafi edilebileceği bildirilmektedir. Mesela; aşırı sıcak bir ocak karşısında çalışan işçinin, oruç tutması çok zordur. İşte bu ayette, böyle şartlarda çalışan kimsenin, oruç yerine fidye verebileceği ifade edilmektedir.

        ***

        Bayraktar Hoca Yanıtlıyor

        ■ Hocam, ramazanda imsak girdikten sonra hemen sabah namazımı kılabilir miyim? B.B.

        Sabah ezanı okunduktan sonra namazını kılabilirsin.

        ■ Hocam, benim İngiltere'de bir kız arkadaşım ı var. Ben Müslümanım, o Hıristiyan. Eğer anlaşıp | evlenmeye karar verirsek dinen sakıncası var mı? E.Ş.

        Maide Suresi'nin 5. ayetine göre bu kız tek Allah'a, peygamberlik müessesesine ve vahye inanıyorsa onunla evlenebilirsin.

        ■ Açıklanan oruca başlama ve iftar saatleri güvenli mi?

        Güvenlidir.

        Diğer Yazılar