Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        YÜCE Allah, Müslümanlara iyiye ulaşmanın yolunu gösterirken bu yolun sevdiği malı infak etmekten geçtiğini şu ayette göstermektedir:

        "Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız ve her ne harcarsanız şüphesiz Allah ondan tamamıyla haberdardır." (Al-i İmran, 92).

        Bu ayetin analizini ve sentezini şu şekilde yapabiliriz:

        1. "Sevdiğiniz şeylerden başkaları için harcamadıkça iyiye ulaşamazsınız."

        Bakara 177'de "Sevdiği maldan harcar" buyurulmuştu; Âl-i İmrân 92'de ise "Sevdiği şeylerden harcamadıkça" buyurulmaktadır. Cümle kuruluşları farklı olmakla beraber, ikisinin de hedeflediği manalar aynıdır. Yüce Allah, sevdiği, değer verdiği ve beğendiği şeylerden başkaları için harcamanın, "iyi" yani "erdem" olduğunu (Bakara 177); bu eylemin aynı zamanda iyiye ve erdeme ulaştırdığını (Âl-i İmrân, 92) vurgulamaktadır.

        Bu ayetteki "sevdiğiniz şeylerden" ifadesine, Bakara 267'de şöyle açıklık getirilmektedir: "Size verilse gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı vermeye kalkışmayın." Ayette defolu, kullanılmış ve işe yaramaz bir malı yardım olarak vermenin erdem olmadığına dikkat çekilmektedir. İyi denen erdemi, değer verilen maldan yapılan fedâkârlıkta aramak gerekiyor.

        Ayette yer alan "harcamak" ve "sevmek" fiillerinin çoğul olmasından hareketle diyebiliriz ki, iyi denen erdeme, ferdi manada değil, toplumsal manada ulaşılması öngörülmektedir. Bakara 177'de "ferdi" manadaki "birr" yani iyi denen erdem ele alınırken, Âl-i İmrân 92'de "toplumsal" manadaki iyi denen erdem ele alınmaktadır.

        Bu noktadan hareketle, sevilen şeylerden başkasına vermenin toplumsal bir ahlak haline gelmesi gerektiğine işaret edildiğini söyleyebiliriz. Müslümanların toplum olarak "veren el" olmaları, din farkı gözetmeden sevdikleri şeylerden bütün insanlara vermeleri, evrensel ölçekte "birr"e yani "erdem"e ulaşmalarını sağlayacaktır. Fakirlik evrensel bir olgu ve sosyal bir kirliliktir. Sevilen şeylerden, ırk, din ve millet farkı gözetmeden fedâkârlık yapılması ve böylece fakirliğin ortadan kaldırılması, "erdem"in ta kendisidir.

        İyiye, yani manevi ve sosyal değerlere maddi fedâkârlıklarla ulaşılması, maddenin manaya dönüşümüdür. Maddi değeri manevi değere dönüştüren şey, ayette "sevgi" olarak anılmaktadır. Yüce Allah, Müslüman'ın gönlündeki sevgi duygusunun davranışlara yansımasının, maddi değeri nasıl maneviyata, erdeme dönüştüreceğini beyan ederken, gönlün yani sevginin ne kadar güçlü olduğuna da dikkat çekmiş olmaktadır.

        Diyebiliriz ki, gönül maddeyi manaya dönüştüren bir oluşum merkezidir. Kısaca, gönüldeki sevgi duygusu, insanı madde âleminden alıp manevi âleme yani erdeme ulaştırmaktadır. İşte, yorumunu yapmakta olduğumuz ayette bu durum beyan edilmektedir:

        2. "Her ne harcarsanız kuşkusuz Allah ondan tamamıyla haberdardır."

        Ayetin bu kısmında Müslümanlara iki şey öğretilmektedir: İnfak edilen şey boşa gitmez, yapılan infakın başkaları tarafından bilinmesi önemli değildir. Önemli olan Allah'ın bilmesidir.

        BAYRAKTAR HOCA YANITLIYOR

        ■ Hocam şu an birikmiş bir miktar param var. Yakın zamanda krediyle bir araba aldım, her ay taksit ödüyorum. Zekât verirken aldığım arabanın tutarını birikmiş paramdan düşmem gerekiyor mu? S.L.

        Borç varken zekât verilmez, önce borç kapatılır sonra zekât verilir. Ancak sen birikmiş paran varken arabanın bedelini o parayla ödemediğin için zekâtını vermelisin.

        ■ Hocam dövme yaptırmakta bir sakınca var mı? M.U.

        Dövme bedende bir tabaka oluşturmuyorsa sakıncası yoktur, oluşturuyorsa sakıncalıdır. Yalnız unutmamak gerekiyor ki dövme totemizm inancının modernleşmiş halidir.

        Diğer Yazılar