Zan üzerine hareket edilemez
Müslüman şahsiyet, zanna göre değil kesin bilgiye dayanarak karar verir ve iş yapar. Zira zan üzerine insan ilişkileri yürüyemez, aile hayatı sürdürülemez ve sağlıklı siyaset yapılamaz
SANI, yani zan üzerine başkaları hareket edebilir; düşünce ve davranış hayatlarını onların peşinde harcayabilir, ama Müslüman bunu yapamaz. Müslüman, yüce Allah'ın şu sorusunu kendine rehber edinir ve şahsiyetinin temeline yerleştirir: "İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece 'İman ettik' demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?" (Ankebut, 2).
Zanna dayanılarak iş yapılamaz, gelecek planlanamaz, tayin edilemez ve karar verilemez. Müslüman şahsiyet kesin bilgiye dayanarak karar verir ve iş yapar.
Peki, Müslüman hangi konularda sanıya dayanarak iş göremez ve bunları hangi ayetler açıklamaktadır?
a) Müslüman, Allah yolunda çalışmaları nedeniyle para kazanamayanların ihtiyaç sahibi olmadıklarını sanamaz (Bakara, 273). Bunun anlamı şudur: Utanmasından dolayı isteyemeyen, ekonomik ihtiyacını çevresine bildiremeyen, Allah uğruna çalışanları, cahil insanlar zengin zanneder ve o zanna göre davranıp onlara yardım etmezler.
Müslüman ise onları "simalarından tanır" ve yardımını yapar. Cahilin düştüğü zan yani sanı kuyusuna düşmez. Yukarıda verdiğimiz Ankebut Suresi 2. ayetine göre, sadece "Müslüman'ım" diyerek Allah ile ilişkileri hallettiğini zannetmez ve böyle bir sanının peşine koşmaz. Her an imtihanda olduğuna inanır ve o bilinçle hareket eder.
b) Müslüman şahsiyet, her din adamının, din adına her konuşanın verdiği fetvayı Kitap'tan sanmamalıdır. (Âl-i İmran, 78). Yahudi din adamları bu sanıyı istismar ederek halkı kandırma yoluna gitmişlerdir. Ne Müslüman şahsiyetine sahip din adamı bunu yapar, ne de Müslüman halk böyle bir sanının çukuruna düşer ve zincirine vurulur: "Yoksa Allah, içinizden cihat edenleri belli etmeden, sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceklerini mi sandınız!" (Âl-i İmran, 142).
Cennetin yolu, iman ve imtihanlardan geçmektedir. Cihat ve onun en önemli şartı olan sabırdan imtihan edilmeden cennete gidileceğini sanmak Müslüman'a yakışmaz; yakışmadığı için yüce Allah ayetteki soruyu sormaktadır.
Mücadele vermeden, sıkıntıların altından sabırla çıkma gayreti göstermeden ve bu konularda manevi imtihan olunmadan, ter akıtmadan, emek vermeden cennet denen ödüle kavuşma zannı Müslüman'a yakışmaz. Müslüman, Kuran'ın bildirdiği şekilde, cennetin yolunun emekle, terle ve bu uğurda yapılacak sabırla örüldüğünü bilir.
c) Müslüman, Allah yolunda öldürülenleri ölü sanamaz ve sanmamalıdır. (Âl-i İmrân, 169). Bakara 154. ayetine göre şehidin ölmediği konusunda bilincimiz yoktur, onu anlayamayız. Müslüman, bilincinde olmadığı, anlayamadığı bir konuda sanının yani zannın peşine koşmaz. Yüce Allah'ın "Ölü demeyiniz" dediği bir konuda Müslüman nasıl ters anlamda zan yürütür?
"De ki: Size, işler bakımından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi? İyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir." (Kehf, 103-104).
d) Müslüman, iyi iş yaptığını sanmaz; çünkü iyi işi kesin olarak bilir, bu kesin bilgiye dayanarak iş yapar ve onun için de çabası boşa gitmez. Kötüyü yapıp iyi zannetmek Müslüman'ın işi değildir. Şeytan onun amelini süsleyemez. İşlediği kötü işi, şeytanın süslemesiyle iyi zannetmek kadar yanılgı olabilir mi? Müslüman bu yanılgıya düşmemelidir ve düşmemesi için yüce Allah bu ayetleri göndermiştir: Müslüman, "zalimlerin yaptığı işlerden Allah'ın habersiz olduğunu" sanmamalıdır. (İbrahim, 42).
Yüce Allah onların cezasını ahirete ertelediğini söyleyerek bu sanıyı ortadan kaldırmakta ve işi gerçek ahiret imanına terk etmektedir. Bu konudaki zannın yüce Allah hakkındaki imanı tehlikeye sokacağının bilincinde olan Müslüman, zannın yanından bile geçmez.
e) Yüce Allah'ın, peygamberine verdiği sözden cayacağı sanılamaz. (İbrahim, 47).
Müslüman böyle bir sanıya kapılamaz. Yüce Allah, verdiği sözde durur ve yerine getirir. Müslüman'ın bunun tersi bir durumu Allah için düşünmesi imkânsızdır ve böyle bir sanının batağına düşmez.
Netice olarak diyebiliriz ki, sanı veya zan üzerine insan ilişkileri yürüyemez, aile hayatı sürdürülemez ve sağlıklı siyaset yapılamaz. Müslüman'ın tanımında şöyle bir ifade kullanabiliriz: Müslüman, zan üzerine hareket etmeyen kişidir.
BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor
Sigara içmek haram mıdır?
■ Hocam, bazıları sigara içmenin haram, bazıları mekruh olduğunu söylüyor. Siz ne diyorsunuz? O.C.
Sigara içmenin haramlığı veya helalliği Kuran'da yoktur. Ancak Kuran'ın iki amacı vardır. Birisi insana zararlı olanı yasaklamak, diğeri de faydalı olanı emretmektir. Dolayısıyla sigara zararlı olduğuna göre haramdır.
Haram miras kalana helal mi?
■ Kuran'da Fecr Suresi 19'da, "Haram helal demeden mirası alabildiğine yiyorsunuz" deniyor. Ama birçok fetvada "Haram olan miras, kalana helaldir" gibi açıklamalar var. Bunun doğrusu nedir? M.T.
Haram miras devamlı haram olarak gider. Hiçbir şey onu helale çeviremez.
Oğlum yanlış işler yapıyor
■ Defalarca ikaz etmeme rağmen oğlum davranışlarını düzeltmedi. Onun gayri ahlaki davranışlarından sorumlu muyum? M.T.
Sen oğlunu iyi yetiştirememekten dolayı sorumlusun. Şimdi onun yaptıklarından sorumlu değilsin.
Helva dağıtmak dinde var mı?
■ Cenaze sonrası helva yapıp dağıtmak dini bir uygulama mıdır? H.D.
Bunun dinle bir alakası yoktur. Bir kültür meselesidir.