Uğursuz insanlar
UĞURSUZLUK kavramı çok eskilerden gelmektedir. Fakat zaman içerisinde insanlar uğursuzluğu yanlış insanlara bağladılar. Yüce Allah, Kuran'ın çeşitli ayetlerinde bu konuyu çözümlemektedir. Bu konudaki ayet şöyledir:
"Şöyle dediler: 'Senin ve beraberindekilerin yüzünden uğursuzluğa uğradık.' Salih 'Size çöken uğursuzluğun sebebi Allah katındadır. Hayır, siz imtihana çekilen bir kavimsiniz' dedi." (Neml, 47)
Bu ayetten çıkaracağımız neticeler şunlardır:
1. Ayette geçen "ittayyarna" ve "tâir" kelimeleri "uçmak" ve "kuş" anlamından türemişlerdir. Semud kavmi, daha sonra Hz. Musa döneminde ve nihayet İslam öncesi Araplarda kuşların hareketiyle gelecek hakkında uğur veya uğursuzluk değerlendirmeleri yaparlardı. Tefsirlerde genel olarak İslam öncesi Araplar denmektedir, ama Araf 131'den anlıyoruz ki Hz. Musa döneminde, Neml 47'den anlıyoruz ki Semud kavmi döneminde de aynı anlayış vardı. Sadece kuşlar değil, çeşitli hayvanların ulumasından da bazı değerlendirmeler yapılırdı ve halen yapılmaktadır.
2. Yüce Allah, bir topluma iyiyi, güzeli, doğruyu ve hakkı getirmeye çalışan insanlara "uğursuz" damgasının vurulmasının yanlışlığını vurgulamak için bu ayeti burada gündeme getirmektedir. Semud halkının, toplumun çekişen gruplara ayrılmasını uğursuzluk olarak değerlendirmesinde haklılık vardır, ama bunu Hz. Salih'e ve ona inananlara bağlamaları doğru değildir.
Demek ki, toplumun çekişen, çatışan, düşman gibi birbirine bakan gruplara ayrılması bir uğursuzluktur. Topluma, insanlığa tefrikayı, bölünmeyi, kavgayı ve çekişmeyi getirenler uğursuz insanlardır.
3. "Hz. Salih: 'Size çöken uğursuzluğun sebebi Allah katındadır' dedi." İşte ayetin bu kısmı uğursuzluğun sebebini yüce Allah'ın bildiğini, ama uğursuzluklarının Allah'tan geldiğini söyleyenlerin yanlış hüküm verdiklerini ifade etmektedir.
Yüce Allah, durup dururken kimseye uğursuzluk vermez. Ayette bahsedilen konu, uğursuzluğun Allah'tan geldiği değil, sebebinin Allah katında, Allah'ın bilgisinde olduğudur. Salih Peygamber, "Kimin uğursuz olduğunu Allah bilmektedir" şeklinde bir yorum getirmektedir. Bu açıklamayı daha net anlayabilmek için Yasin 19'a gitmemiz gerekiyor: "Sizin uğursuzluğunuz sizinle beraberdir." İşte İslam'ın temel ilkesi budur. Herkes kendi uğursuzluğunu kendi amelleriyle oluşturur. Başkasının üzerine uğursuzluğu atmanın anlamı yoktur. Hele iyi insanların uğursuz olması veya uğursuzluk oluşturması mümkün değildir.
4. Hz. Salih, imtihan olduklarını ve denendiklerini söyleyerek, imtihanda başarısız olmamaları için onları uyarmaktadır. Salih Peygamber'in bu durumunu bize anlatmakla yüce Allah şu gerçeğe işaret etmektedir: Tarihte olduğu gibi günümüzde ve gelecekte de aynı şekilde, kötüler
daima iyileri, kendilerini güzele, doğruya, gerçeğe ve iyiye çağıran insanları uğursuz ve uğursuzluk getirenler olarak değerlendirip onlara iftira etmişlerdir, şimdi de ediyorlar, gelecekte de muhtemelen edeceklerdir.
Geçmişte peygamberleri uğursuz sayıp nefes almamaları için gayret gösterildi, günümüzde gönlü gerçeğe kapalı olanlar aynı şeyi yaparak iyilere zulmetmektedirler. İşte bu durum insanlık için bir imtihan sorusudur ve bunun çözülmesi, cevaplandırılması gerekiyor. Geçmişteki olgunun bugüne ışık tutan tarafı bu olmalıdır.
Bayraktar Hoca CEVAPLIYOR?
■ Dua sünnet midir, yemeğin başında mı sonunda mı edilmelidir? N.E.
Eski peygamberlerden beri sofra duası vardır. Maide Suresi, Hz. İsa'nın sofra duası yaptığı suredir. Dua yemeğin başında da olur sonunda da, ancak sonunda yapmak en doğrusudur.
■ Hocam, Kuran-ı Kerim'deki sureler niçin gökten iniş sırasına göre sıralanmamıştır? L.B.
Allahu Teala surelerde yer alan ayetleri sırayla göndermedi. Ayetlerin hangi sureye ve hangi ayetten sonra konulacağını Cebrail Aleyhisselam belirledi. Elimizdeki Kuran-ı Kerim, uzun surelerden kısa surelere doğru sıralanmıştır.