Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Yüce Allah'ın koymadığı haramı koymak, dinde olmayanı dindenmiş gibi göstermek bir ihanettir

        SİYASET, bir sanat ve imtihan olduğu gibi aynı zamanda bir emanettir. Bu emanet kime verilirse sahip çıkmalı ve ona ihanet etmemelidir. Siyasete ihanet edenler, siyasi ahlakı katletmişlerdir. Onun için, emanete sahip çıkmak, siyasi ahlakın en önemli değerleri arasında yer almaktadır.

        Yüce Allah emanete sahip çıkma konusunu bazı ayetlerde gündeme getirmektedir: "Onlar emanetleri korur." (Müminûn, 8)

        Yüce Allah'ın bize verdiği her şey "emanet" kavramının içine girmektedir. Varlığımız, kabiliyetlerimiz, çocuklarımız, dinimiz yani Kuran'ımız, eşimiz/ailemiz, namusumuz, devletimiz, siyasetimiz ve görevlerimiz birer emanettir. Biz bunlardan "siyaseti" ele alacağız. Siyasi erkin/iktidarın teslim edildiği kimseler, büyük bir emaneti teslim almışlardır. Emanetine sahip çıkmak, onu yerine getirmek Kuran ahlakının bir ilkesidir. Bu ilkeyi çiğnemek, pek çok alanda depremlere, tsunamilere yol açacaktır. Emanete ihaneti, yüce Allah şöyle ele almaktadır:

        "Bir peygamberin ihanet etmesi, olacak şey değildir. Kim emanete ihanet ederse, kıyamet günü, ihanet ettiği şeyin günahı boynuna asılı olarak gelir." (Âl-i İmran, 161)

        Bu ayet Hz. Peygamber'le ilgili olsa bile tüm insanları, özellikle siyasetçileri ve din adamlarını ilgilendirmektedir. Şimdi şu soruyu sorabiliriz: Bir peygamber nasıl ihanet edebilir? Bunlardan biri, ayetin iniş sebebi olarak, Bedir Savaşı'nda ganimetlerin dağıtımının gecikmesi nedeniyle münafıkların, Hz. Peygamber'in ihanet ettiğini söylemeleri. Biz bunu günümüzün siyasetine nasıl aktarırız? Siyasilerin, ekonomik değer ve menfaatler dağıtılırken taraf tutması, halkına gücünün yettiği ölçüde eşit dağıtmaması emanete ihanet olacaktır. Bir peygamberin bile böyle bir ihaneti yapamayacağını yüce Allah kayıt altına almaktadır. Biz de peygamber ahlakıyla ahlaklanacak isek böyle bir ihanet yapamayız ve yapmamalıyız.

        Başka bir açıklamaya göre müşrikler, Kuran'ı Hz. Peygamber'in yazıp tertip ettiğini ileri sürüyorlardı. Böyle bir ihaneti peygamberin yapamayacağını yüce Allah koruma altına almaktadır. Peki, bu durum günümüze nasıl gelebilir? Yüce Allah'ın koymadığı haramı koymak, O'nun helalini haram yapmak, dinde olmayanı dindenmiş gibi göstermek Allah'ın dinine ihanettir.

        Siyasiler, din alanının bilgilerini doğru öğretmek için insan yetişmesini sağlamalı, Allah'ın vahyini kenara atmamalı, küçümseyip terk etmemeli ve onun halka öğretilmesi için gerekli olan düzenlemeyi yapmalıdır. Bunun tersini yaparlarsa ihanet etmiş olurlar. Devletin malını zimmetine geçirmek, çalmak, Hz. Peygamber'in değerlendirmesiyle "büyük günah"tır (Buhârî, Eymân, 33). İşte bu, siyasetçiler için bir ihanet olmaktadır.

        Siyasi güce sahip olanlar, içlerinde kin saklayamazlar, kimseye kinle muamele yapamazlar, toplumları için mücadele verir, toplumlarını yüceltmek için gayret gösterir ve erdemleri toplumlarına kazandırmak için ter akıtırlar.

        "Muhammed sadece bir peygamberdir, ondan önce de peygamberler gelip geçtiler. Öyleyse, o ölür yahut öldürülürse, topuklarınız üzerinde gerisin geri mi döneceksiniz? Kim topukları üzere geri dönerse Allah'a zarar veremez, fakat şükredenlerin ödülünü ise Allah verir." (Âl-i İmran, 144)

        Bugün Hz. Peygamber beden olarak aramızda yoktur, ama Âl-i İmran 101 ve Hucurat 7'ye göre, ona olan sevgimiz, imanımız, bağlılığımız ve itaatimiz gönlümüzdedir. Onun için, İslam davasını, dinini, inançlarını ve kültürünü yaşatmak üzere gayret göstereceğiz. İnsanlar, özelde müminler, Allah'a ve peygamberine ihanet ederek emanetlerine de ihanet etmiş olabilirler.

        "Ey iman edenler! Allah'a ve Peygamber'ine ihanet etmeyiniz. Bile bile size emanet edilen şeylere ihanet etmiş olursunuz." (Enfal, 27)

        Özelde Suriye'yi ve diğer İslam ülkelerini örnek olarak alırsak, Allah'ın yarattığı insanı haksız yere öldürmek, onu vatanından çıkmaya zorlamak, meskeninden çıkarmak Allah'ın bize verdiği emanete ihanet etmektir. Bu tarz ihanetler hem dünya insanlığında, hem de İslam âleminde kol gezmektedir. Bu insanlar siyaseti kirletmekte, emaneti boğazlamakta ve insan kanıyla beslenmektedirler.

        BAYRAKTAR HOCA yanıtlıyor

        İslam'a uygun cami nasıl olmalı?

        ■ Cami yapımında dinen belli şartlar var mıdır? Bir cami nasıl yapılmalıdır? H.D.

        İslam açısından önemli olan, caminin kıbleye yönelik olması, içinde namaz kılınabilmesidir. Bir caminin nasıl olacağı, çağa, toplumun zenginliğine ve sanatına göre değişir. Eğer bir Mimar Sinan varsa, devlet de zenginse Süleymaniye Camii gibi bir cami yaparsın. Devlet fakirse dört tarafı çevrili, mütevazı bir yer de yapabilirsin. Müslümanlar için yeryüzü bir mescittir, toprağın üzerinde de namaz kılınabilir. Hz. Âdem Kabe'yi ağaç dallarıyla yapmıştır.

        Aynı kaptan yemek bereket getirir mi?

        ■ Dinde "bereket" kavramı var mıdır? Mesela, bir aile fertlerinin aynı tabaktan yemesi daha mı bereketlidir? Ö.K.

        "Aynı kaptan yemek aileye bereket getirir" diye bir şey yok. Ancak bir ailenin israf etmemesi berekete yol açar. İnsanların fakirlere yardım etmesi aileye ve topluma bereket getirir. Kuran'da Araf 96, Bakara 245-265'inci ayetler bu dediklerimizle ilgilidir.

        Kabir ziyaretinde selam verilir mi?

        ■ Peygamber'imizin, mezarlığa girince selam verilmesini tavsiye ettiği söyleniyor. Ölüler verdiğimiz selamı duyar mı? O.A.

        Ölüler verdiğimiz selamı duymaz. Mezarlık ziyaretinde selamın anlamı, ölülere rahmet okumaktır. Çünkü "Selamünaleyküm"ün manası "Allah'ın rahmeti sizin üzerinize olsun"dur.

        Diğer Yazılar