Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Türk devlet yönetiminde, özellikle de yükseliş dönemlerinde “bilgi” ve “bilgelik” çok farklı bir anlam taşır ve ilkesel olarak bey ve bilge kişilerin yan yana bulunmasını salık verir. Aslında rekabette öne çıkmak isteyen günümüz kurumsal firmaları da bu kavramların arayışı içerisindedir. Zira bu anlayışın yokluğunda yönetim katında ciddi bir buhran başladığı görülür.

Bu durum Kutadgu Bilig’de “İnsanoğlunun başları biri bey, diğer ise bilgedir.” şeklinde ifade edilir.

Ancak bilgin ile bilge arasındaki ince çizgiyi de göz ardı etmemek gereklidir. Bilgelik, ciddi bir sezgi ve tecrübeyle bilginin en yüksek seviyede damıtılmış halidir.

Bu çerçevede dünya yönetim tarihine ışık tutan yönetim felsefesi yaklaşık 1300 yıl önce Göktürkler döneminde kendisini göstermektedir. Türk adının geçtiği ilk Türk devleti olması sebebiyle bu sürecin altını çizmek ve irdelemek gayet doğaldır.

Göktürk Kağanlığında devletin başı hükümdardı ve bilgelik en büyük unvanlardan biriydi.

Vezir Tonyukuk doğumu ve yetişmiş olduğu çevre açısından Çinlileri yakından tanıyan bir devlet adamıydı. İlteriş Kağan, Kapgan Kağan ve Bilge Kağan ile çalışmış ve Türk devlet ve milletine büyük hizmetler ortaya koymuştur.

Bana kalırsa bunların başında geleni bir tür yönetim felsefesini kendi döneminde sahaya yansıtmış ve ardından bir taşa kazımış olmasıdır. Her cümlesi yol gösterici, her uyarısı güncelliğini korumaktadır.

Bilge Tonyukuk, yeri geldiğinde kudretli Kağan'ın kararına karşı çıkabiliyordu. Bu ilişki biçimi meclisin gözleri önünde cereyan ediyordu.

Bakın 725 yılında Çin İmparatorunun başkanlığında gerçekleşen bir toplantıda şöyle söyleniyordu: “Göktürklerin ne zaman ne yapacakları bilinmez. Kağan bilge iyidir, milletini sever, Türkler de ondan memnundurlar… Kültegin harp sanatında ustadır, ona karşı koyacak bir kuvvet güç bulunur. Tonyukuk ise otoriter ve bilgedir, niyetleri ve kurnazlığı çoktur. İşte şimdi bu üç anlayış bir aradadır.”

Tonyukuk Yazıtları, Bilge Tonyukuk'un ölümünden önce (muhtemel 720-730 arası) bizzat kendisi tarafından diktirilen dört cepheli iki yazıttan oluşur. Bu yazıtlar dönemin siyasi, askeri, toplumsal olaylarını anlatırken aynı zamanda geleceğe bir çağrı, uyarı niteliği taşır.

Yazıtlardaki dikkatimi çeken ifadelerden biri şudur: “Tanrı korusun. Bu Türk Milleti içerisine -silahlı düşmanı sokturmadım; (düşmanın) damgalı atını koşturmadım.”

Gerçekten anlayabilen için ciddi dersler vardır. Tonyukuk sadece bir vezir ve kumandan değildi. Türk milletine seslenmek istemişti. Bugün Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kavramlar yüzyıllar önce buraya işlenmiş.

İşte diyorum ki Bilge Tonyukuk’u ve onun yönetim felsefesini daha fazla tanımalı ve anlatmalıyız.

Yarın başkent Ankara’da önemli bir açılış yapılacak. Uluslararası Türk Akademisi ve Altındağ Belediyesi’nin işbirliğinde Türk Dili Yılı ve UNESCO’nun kararıyla Bilge Tonyukuk Yazıtı’nın dikilişinin 1300. yıldönümüne ithafen Türk Dünyası Parkı açılacak.

Parkta yazıtın birebir kopyası yer alacak. Açılışını TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un bizzat gerçekleştirecek olması da önemlidir. Zira Tonyukuk kendi döneminde Meclisi (Toy) çok işlevsel hale getirmiştir.

Bu projeyle ilgili olarak birkaç gün önce Türk Akademisi Başkanı Darhan Hıdırali ve Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı ile görüştük. Başkan Balcı “Türk dünyasının çok önemli bir değerini Altındağ’ımızda yaşatacak olmak bizler için gurur verici.” derken Darhan bey “Artık Ankaralılar Ötüken’e gitmeden Bilge Tonyukuk abidesini ziyaret edebilecekler.” ifadesini kullandı.

Bunun üzerine toplantıda bir arada olduğumuz Sadık Karayel ile yeni dikilen anıtı ilk ziyaret edenler arasındaydık. Gerçekten güzel bir iş çıkarılmış. Emeği geçenleri tebrik ediyorum.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00