Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Fransa 2016 öncesi Volkan Demirel’in milli takıma çağrılıp çağrılmaması üzerinden bir polemik çıkarılıyor. Milli takımımızın yayıncı kuruluşu görevini yaptığımız dönemde biz de neredeyse o ekibin bir parçası olduk. Yaşadıklarımız, şahit olduklarımız oldu. Onlarca “off the record” bilgimiz var. “Affedilmeli ve tekrar alınmalı” diyenler de elbette saygın fikir sahipleridir. Ama ben ‘milli seçici olsam’ tekrar çağırmazdım. Sebeplerini sıralayıp kendi açımdan bu konuyu kapatmak istiyorum:

        PERFORMANS: Sürekli takip edenler bilir. Bence ‘A sınıfı’ kalecimiz yok. Tek A sınıfı diyebileceğimiz Muslera, o da bu sene kötü. Türkler’in hepsi B-C sınıfı. Demirel, B sınıfı içinde en iyisi. Tolga’dan da Onur’dan da Babacan’dan da daha kaliteli. Ama klas farkı çok yüksek değil. Dolayısıyla bana göre performans açısından dağlar kadar fark yok.

        SAMİMİYET: Demirel, takımın en azından Play-Off oynamaya hak kazanması üzerine “Milli formaya hazırım” mesajını gönderdi. Turnuvaya gidilmeseydi yine aynı açıklamayı yapar mıydı? Bence hayır. Nereden mi çıkarıyorum? Milli takımın hangi galibiyetinden sonra hangi olumlu tepkiyi hangi mecradan verdiğine bakarak. Hiçbir galibiyetten sonra olumlu tepki vermedi.

        TEKKE KURALI: Tekkeyi bekleyen çorbayı içer. ‘Ya tamam ya devam’ maçında 50 bin Hollandalı seyircinin önünde Babacan sahaya çıktıysa; bıçak sırtında Kazakistan-HollandaÇek- Letonya ve İzlanda maçlarında kaledeyse turnuva da onun hakkıdır.

        KÜFREDEN KİŞİ SAYISI: Demirel küfredilen tribündeki herkesten şikayetçi oldu. Yayıncı kuruluş olarak polis de savcılık da görüntü istedi. Ne varsa verdik. Soruşturma sonunda 10 kişi sorgulandı; 2 kişi yargılandı, sadece 1 kişi hüküm giydi. Yani “Bütün bir tribün Volkan’a küfretti” durumu yok.

        TERK ETME NEREYE KADAR?: Bir kişi de olsa insanın ailesine küfredilemez. Hele milli forma altındayken. Ama hukuki süreç sonunda hüküm giyen kişi sayısı sadece bir. Bu durumda bile o kişi en ağır cezayı almalı eyvallah. Belki tespit edilemeyen 20 kişi daha oldu diyelim ona da eyvallah. Demirel o gün o maçta oynamak istemedi diyelim ona da eyvallah. Ama stadı terk etmek ne demek? Emre vasıtasıyla geri dönmek, maganda korumalar getirmek, gazetecilere saldırtmak ne demek? Biz o gün yayındaydık ve Volkan’ı savunduk. Ama stadı terk ettiği andan itibaren durum başka boyut almıştır.

        BREZİLYA MAÇINDA KİM KÜFRETTİ?: Futbolseverler düşünsün. Hiç devre arası yedek kalecinin ısındığını gördüler mi? Ya da kaç kez gördüler? Oysa ‘sahanın terk edildiği’ Kazak maçından 4 gün önce Kadıköy’de bir Brezilya maçı oynadık. Babacan 10 dakika kala başlayıp tüm devre arası ısındı ve 2. devrede kaleye geçti. Peki Volkan’a F.Bahçe Stadı’nda da mı küfredildi ki Brezilya maçında 2. yarıya çıkmadı. Babacan o gün ısınmaya çıkarken kime ne dedi gayet iyi biliyorum. Demirel, kafasında milli takımı o gün, Brezilya maçında bitirmişti. “Brezilya’dan 4 golü tek başına aynı kaleci yedi” dedirtmek istemedi.

        TÖRE-MELO ÖRNEKLERİ: Terim’i İzlanda maçı öncesi kampa Demirel’i çağırmadığı için eleştiriyorum. Melo-Töre örneklerine gelince; bir kere ikisi de takım içi 2 oyuncu kavgasıydı. Demirel’inki tüm takıma yapılan hatadır. Ayrıca Melo’nun affedilmesi ve Töre’nin vukuatı ile ilgili yazılarım ortadadır. Ben olsam onları bir daha almazdım. Nitekim biri son gün çekti gitti, diğeri 3 maç cezalı.

        TAKIMIN DURUMU: Kazakistan maçının ardından milli takım ekip havasına büründü. Bunu bozacak bir kararın alınmaması gerektiğini düşünüyorum ama Fatih Terim’in Demirel’i çağırıp çağırmayacağını gerçekten bilmiyorum.

        BELÖZOĞLU FARKI: Emre de sessiz sedasız köşeye çektirildi. O meşhur Kazak maçı da dahil son dönemde hiç düşünülmedi. Ama ne konuştu ne de sitem etti. Yarınlarda milli takımda görev alacak pozisyondadır. Ülke futbolunda söz sahibi olacak imajdadır. Peki Demirel öyle mi? Aziz Bey sonrası F.Bahçe’de bile görev alıp almayacağı muğlak bir imaj yarattıysa biraz da kendisine bakması gerekmez mi? Bence milli takıma hizmetin sadece kadroya çağrılıp çağrılmamayla değil, hal-tavır-destekle de olabileceğini fark etmeli.

        Diğer Yazılar