Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        GALATASARAY için asıl soru budur. Bu pazar Mali Kongre var. Belki bir seçim kararı çıkacak, belki de Polat ve yönetimi görev sürelerini tamamlayacak, bilemiyorum. Ama ister yeni yönetim gelsin, ister mevcut yönetim devam etsin Galatasaray iktidarının birinci olarak yapması gereken Florya'daki "satıcı"ları temizlemektir.

        Bu örneği daha önce de verdim. Terim, Milan'ın başında. Durumu tartışılır halde. Takım Torino deplasmanında 90. dakikaya 1-0 geride giriyor. Son dakikada kazanılan penaltıyı kullanan Filippo Inzaghi topu Alp Dağları'na yolluyor. Milan mağlup oluyor, Terim ile yollar ayrılıyor. Bir gün sonra Inzaghi gazetelere, "İşler kötü giderse 11 kişi gitmez 1 kişi gider" demecini patlatıyor. Yıllar sonra bir gün Fatih Hoca'ya sorduğum "Hocam Inzaghi ve benzeri bir kaç isim sizi sattı mı?" sorusuna "Evet" yanıtını alıyorum.

        Başında hoca dahi olmasa Galatasaray'ın 91. dakikada gol bulduğu bir maçta 10 kişi kalmış 3. sınıf bir rakipten 93'te gol yiyebileceğini bana kimse inandıramaz. Rijkaard, babasının gitmeyi bir gün erteleyip Karabük'te takımın

        başındayken, o maçta, o psikolojide topa i ayağını sürmeyen

        futbolcuların varlığını kimse bana "günlük formsuzluk" ile anlatamaz.

        Adnan Polat bitime 6 hafta kala oyuncuların isteğiyle hoca yiyip 1 şampiyonluk kazandı. Ama elinde bir Yeniçeri Ocağı kaldı. Galatasaray'da birkaç futbolcunun Rijkaard'ı sattığını söylüyorum. Hollandalı'nın yardımcısı Mustafa Yücedağ da benzer sözler kullandı. Şimdi Popescu, Rumen medyasına bazı futbolcuların Hagi'yi sattığını açık açık söylemiş. Evet Rijkaard çok kötü bir performans sergiledi. Evet Hagi teknik direktör falan değil. Ancak tüm bu gerçekler "ihanet"i haklı çıkarabilir mi?

        Şimdi Popescu'nun sözleri duymazdan gelip kulak ardı edilebilir. Ya da 'Florya'da Futbolcuya Dayalı Düzen'e artık keskin bir bıçak atılır ve "İçerideki Inzaghi"ler kimse ayıklanır. Bu tercih bundan sonraki dönemin iktidarının geleceğini belirleyecek unsurdur.

        Beşiktaş'ın yeni otobüsü Ulusoy'dan

        Haluk Ulusoy ile Yıldırım Demirören arasındaki akrabalık ilişkisini bilmeyen yok. Bu akrabalık ilişkisi uzun müddet karşılıklı iletişim ile sürdü. Ne zaman ki Yıldırım Demirören de Haluk Ulusoy'a karşı rahmetli Hasan Doğan'ın yanında saf tuttu, ikilinin arasına kara kedi girdi. Hatta Demirören'in yeniden başkan seçildiği son kongrede Ulusoy önceleri Murat Aksu'yu desteklemeye karar vermişti. Sonuçta kongre geçti, ligin gidişatı içinde Demirören ile Mahmut Özgener arası iyiden iyiye açıldı. Tabii Ulusoy ile Demirören'in ilişkisi yeniden canlandı. Önceki gün öğrendim ki Ulusoy firması Beşiktaş'a bir takım otobüsü yaptırıyormuş. Otobüs henüz yapım aşamasındaymış. Almanya'daki fabrikada üretim bandından inmek üzereymiş. Lüks ve şık bir otobüs olacakmış. Beşiktaş'a yakışır bir otobüs olacağına eminim. Hayırlı olsun.

        Aziz Yıldırım'ın karışmadığı spor dalları başarılı, futbol başarısız!

        Fenerbahçe Acıbadem geçen yıl 2. olduğu kupada bu yıl 3. oldu. Ligde de 2. sırada. Erkek basketbol takımı ligde lider ama Avrupa'dan elendi. Bayan basket takımı ligde G.Saray'ın arkasında 2. Avrupa'da yok. Erkek voleybol takımı tam berbat durumda. 5. sırada, Avrupa'da ilk turda elendiler.

        Bu branşlarda takımlar çatır çatır gider; futbol takımı yerlerde sürünürken "Aziz Yıldırım bir tek futbola karışıyor o dal başarısız.

        Karışmadığı dallar hep başarılı" yorumları genel kabul görmüştü.

        Bugün ittifakla herkes Fenerbahçe futbol takımındaki bu büyük yükselişinde Aziz Yıldırım'ın eli olduğunda da hemfikir. Öte yandan diğer branşlarda 'görece' düşüş var. O halde soru şu:

        Ya o dönemki "Yıldırım'ın karışmadığı yer başarılı oluyor" tezi çok doğru değildi ya da Aziz Yıldırım o branşlara da karışıp işleri bozdu....:))))

        Diğer Yazılar