Ve Tanju ve Kosecki ve Şükür ve Melo ve Ünal Aysal
Alp Yalman Galatasaray başkanıydı... Takımın yıldızı; tribünlerin sevgilisi Roman Kosecki; aldığı ödemeyi beğenmediği ve parayı yere attığı için gönderildi... Başkan Yalman; "Galatasaray'ın parası yere atılmaz" demişti.
Avrupa Gol Kralı; altın ayakkabılı santrfor Tanju Çolak da basketbol salonunda atış talimi yaptığı için gönderme kararı alınan bir başka yıldızdı. Alp Yalman yine mikrofonların başına geçti ve "Camiamız merak etmesin, Galatasaray yeni Tanju'lar bulacaktır" dedi. Tanju'nun gönderildiği sene Bursa'dan gencecik bir santrfor Galatasaray'ın 9 numarası olmak için İstanbul'a geliyordu... Galatasaray başka bir kral yetiştiriyordu. Yalman gitti Faruk Süren geldi...
Torino'ya gidip dönen; döndüğünde yönetimi kendisini isteği dışında satmakla suçlayan Hakan Şükür; Inter'e giderken; "Torino'ya zorla satılmıştım. Inter büyük takım, isteyerek gidiyorum" demişti. Galatasaray'ın kendisini arayacağını belirten cümlelere Faruk Süren yönetiminin cevabı "Mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez sananlarla dolu" şeklinde olmuştu... O Şükür yıllar sonra Galatasaray'a geri dönmek için birkaç kez kapı çalmak zorunda kalacaktı.
***
Süleyman Seba; efsane üçlüden Feyyaz'ı kulübün çekini yazdırdı diye; Serdar Bilgili, Pascal Nouma'yı ahlaka mugayir harekette bulunduğu için şampiyonluğa koşarken gönderdi.
Benim yakın tarihim bu kadar eskiye gidiyor. Mutlaka başka örnekler vardır. Şimdi malum Melo meselesi var. Hani şu tüm kamuoyunu aptal yerine konmak için hazırlanmış "Oyuncular af istedi, affettik" palavrasının arkasından takıma döndürülen Melo'nun meselesi...
Ünal Aysal'ın ve bilhassa Adnan Öztürk'ün ağzından düşürmediği "Galatasaray geleneği" konusundaki samimiyetleri için turnusol kağıdı bir vakaydı Melo hadisesi... Hem Ünal Aysal hem de Adnan Öztürk "Galatasaray geleneği" dersinden fena çaktılar. Demek ki köprüyü geçene kadar İmparator Melo'ymuş.
Seneye F.Bahçe-G.Saray 7 kez oynasın, şampiyon belli olsun
SORU: Bu sürekli gazlanan "Süper Final"in en büyük eksikliği ne?
CEVAP: Daha 1. maçlar sonunda kalan 5 maçın çöpe gitme ihtimali.
***
O zaman madem Digitürk Lig TV iptallerinin önüne geçmek üzere (Digitürk'ün kendi resmi açıklamasında böyle söyleniyordu) bir sistem uyduruyoruz, o halde 7 maçlık Play-Off serisi yapalım. Beşiktaşlılar da Trabzonlular da hiç kusura bakmasın, bu Play-Off ucubesi G.Saray-F.Bahçe rekabeti üzerine kurulmuştur. (G.Saray geçen yıl alt sıralarda gezinirken Lig TV'deki programlardaki serzenişleri hatırlayın. Aynı serzenişler BJK ve TS gerideyken yapılmıyordu) O yüzden seneye bu "Digitürk Süper Final"i devam edecekse G.Saray-F.Bahçe'yi 7 kez karşı karşıya getirecek bir sistem belirlensin de yalandan gazlamalara "Yakında İspanya'da bu sisteme geçer" uydurmalarına gerek kalmasın...
Her maç 2 gol yiyen takım 2 kupayı da alamaz
Fenerbahçeli futbolcular Kayserispor'u zar zor eledikleri maçtan sonra "2 kupaya da talibiz" diyorlardı. Olabilir. Bu ihtimal kağıt üzerinde var. Peki gerçekçi olarak bakarsak bu ihtimal ne kadar kuvvetli. Yanıtım çok net; her maç ortalama 2 gol yiyen takım kupa falan alamayacağı gibi mevcut yerini de zor korur. Fenerbahçe hem kupada hem de ligde 4-4-1-1 oynamalı. Kayseri maçının ilk yarısı gibi 4-3-3 denemeleri felaket getirir. Takım yaslandığında ileride top tutmak için Semih oyuna alınmalı; Bienvenu değil. Ve Emre'ye de Semih'e de bu camiaya borçlarını kalan en az 7 en çok 8 maçta ödeme imkanı verilmeli. O zaman en azından mevcut korunur.