Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        ANLAŞILAN o ki Fenerbahçe'ye 'rahatlık' yaramıyor. Geçmiş yıllarda da takip ettiği takımların puan kayıplarını değerlendirememe hastalığı vardı; bu yıl da var. Galatasaray'ın 2 puandan öte tüm 'ego'sunu kaybetme aşamasına geldiği bir durumdan yararlanması gereken takım İnönü'de 3.'lük 4/lük mücadelesi verir gibiydi. Maçın ilk yarısının 10. dakikasından itibaren klasik oyun hakimiyetini ortaya koyan Fenerbahçe; sadece 1 pozisyonumsu ile devreyi tamamladı. Kocaman, klasik pas oyunu ile rakip alana yerleşip Alex-Semih becerisi ile gol aramayı planlamıştı. Ama bu 2 durağan hücumcudan Türk olanı Egemen tarafından ezildi. Brezilyalı olanı ise benim gördüğüm en kötü günündeydi. Tüm bunlara rağmen rakibe bir kez çaprazdan şut imkanı verdiler. Tek doğru dürüst akında da Almeida atabildiği tek golü attı (Altıpasta arka direk vuruşu.) Golde Gökhan'ın da ciddi pozisyon hatası vardı. Bence Beşiktaş bilhassa ilk 45'te Saracoğlu'ndaki maçtan daha az dirençliydi. Buna karşın Fenerbahçe ne isteğini sahaya yansıtabildi ne de Kocaman'In başlangıç taktiği uygulanabildi.

        2. yarıda öne geçmenin de verdiği psikolojik üstünlükle Beşiktaş'ın direnci arttı. Q7 bileZiegler'i kovalamaktan üşenmedi.

        Fenerbahçe'de gene istek ve arzu namına bir şey olmadığı gibi taktik de değişmedi. Sadece biraz daha fazla rakip alana yerleşebildiler. Tek pozisyonda Baroni'nin vuruşunu çıkaran Cenk, takımını oyunda tuttu.

        Aykut Kocaman Süper Final boyunca en ciddi taktik yanlışını bu maçın 2. yarısındaki değişikliklerde yaptı. Bir kez bile savunma arkasına koşu yapamayan durağan forvetleri Alex ve Semih'i oyunda tutarken Özer gibi bir durağan pas oyuncusu daha sokup gömülmüş savunmayı rahatlattı. Oysa daha delici oyuncular olan Caner ve Dia tercihi daha doğru olabilirdi.

        Bienvenu de geç dahil edildi oyuna... Süper Final başlamadan evvel 2 kez yazdım. "Fenerbahçe 4-4-1-1 oynadığında Türkiye'nin en zor yenilen takımı olur" dedim. Sarı-Lacivertliler dünde bu sistemle oynadı ve zor yenildi. 10 kişilik takımla bu kadar olur. Alex hiç ama hiç oyunda yoktu. Yobo kötüydü; Stoch kötüydü; Selçuk ilk kez bir derbide bu kadar kötüydü; Semih çok kötüydü. Topuz ve Ziegler'le de bu kadar oldu. Fenerbahçe'nin oyuncuları da kötüydü hocasının taktiği de... Ama asıl onları buralara kadar getiren istekleri hiç yoktu. İstek ve taktik sahaya yansımayınca Fenerbahçe de sahada olmuyor. Bu mağlubiyet takımın üzerindeki zihinsel yorgunluğu ve negatif enerjiyi atmak adına iyi olabilir. Artık yenildiler ve rahatladılar. Kalan 2 maçı da kaybetseler taraftarları onları alkışlayacaklardır. Bu özel senedeki mücadeleyi unutmayacaklardır. Bu mağlubiyetin iyi tarafı takım üzerindeki negatif enerjiyi atması olacaktır. Kalan 2 maç için yeniden enerji birikimine başlayacaklardır.

        * * *

        Beşiktaş ise "Büyük takım 4 maç üst üste kaybetmez" kuralını yeniden hatırlattı. Tayfur Havutçu eldeki imkanlar ölçüsünde olabilecek en iyi 11'i sahaya sürdü. Saracoğlu'ndaki maçın aksine bu kez değişiklikleri de doğruydu. İlk yarıda vasat bir futbol oynayan takımı; 2. yarıdaki iştah ve isteği sürdürürlerse kalan 2 maçı da kazanırlar.

        Hakem Fırat Aydınus ise bana göre mükemmel bir yönetim gösterdi.

        Diğer Yazılar