Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Hatırlayalım; geçen sezonun ortalarında, Fenerbahçe nakit ihtiyacını gidermek için tahvil ihracı kararı aldı. 3 günlük sürede Fenerbahçe’nin kasasına yaklaşık 103 milyon TL girdi. Elbette bu tahvilden yüklüce miktarı yöneticiler ve hali vakti yerinde Fenerbahçeliler aldı. Ali Koç mesela 7 milyon TL’lik tahvil aldı.

        Yönetim o tarihlerde “Bankaya borçlanmak yerine taraftarımıza borçlandık” demişti. Şimdi Fenerbahçe yine yüzde 10 hisse satmaya hazırlanıyor. Bugün itibariyle Fenerbahçe’nin değeri 1.1 milyar TL. Bu rakamın yüzde 10’u 110 milyon TL yapar. Ama daha 6 ay önce 103 milyon TL’yi kasaya koyan kulüp, yeni bir yüksek maliyetli yatırım yokken neden 110 milyon TL’lik mal satma gereği duyuyor ki?

        Fenerbahçe yönetimi tahvilden gelen parayı nerelere harcadı? Banka borcu kapatmaya mı yönetici alacağı ödemeye mi? Bu sorulara tatmin edici yanıtlar verilmeli ki 110 milyon TL’lik yeni mal satışının gerekçesi makul olsun.

        Adnan Öztürk açıkça özür dilemeli

        Galatasaray’ın her konuda geride kalan; arka planda tutulan yöneticisi Adnan Öztürk’ün “meşhur olma sebebi” bitti. Yönetici olduğu günden bu yana futbol başta hiçbir branşa karıştırılmayan Öztürk, kendisine bir rol biçti ve başkanı da dahil kimsenin üstlenmediği bir ortamda “Tribünlere oynadı.” “Futbolda şiddeti körükleyen yönetici” kıyafetini isteyerek giydi.

        Her fırsatta “UEFA bizi de yakacak” dedi. “UEFA bizi de affetmez” dedi. “UEFA G.Saray’a kuruş zarar verirse hesabını sorarız” dedi. “Şahin” sıfatı hoşuna gittikçe Demirören’e eleştiriyi kişisel mesele haline getirdi. Neredeyse haklı çıkmak; popülaritesini artırmak için G.Saray da UEFA’dan ceza alsın diye dua eder noktaya geldi. Sonunda Nedim Türkmen gibi onun da meşhur olma gerekçesi günü geldi tükendi. UEFA, G.Saray’a “Şampiyonlar Ligi’ne gel” dedi. Başkan Ünal Aysal “Endişelerimiz vardı ama artık bitti. Türkiye’ye de ceza gelmez artık” derken Öztürk son çıkışlarını yapıp “Aslında Türk futbolu için endişeleniyorduk, yanlış anlaşıldık” diye açıkça ‘geri vites’ yaptı. Ama artık bitti. G.Saray yolunda devam ediyor. Adnan Öztürk, Yıldırım Demirören’den açıkça özür dilemeli. “Ben sizin bu işi çözeceğinize inanmamıştım. Ama yanılmışım” demesi gerekir. Yapar mı bilmem ama Adnan Öztürk’ü bir dönem epeyce meşhur kılan “Şiddet yanlısı şahin yönetici” imajı, silkeleyerek dökülmez.

        Gel de savunmanın önemini anlama

        EURO 2012’de gruplarında en çok golü atan 2 takım elendi. Rusya ve İsveç artık yoklar. Beni en çok heyecanlandıran takımlardan biri olan İsveç’in elenmesine üzüldüm. Öte yandan 3 gol ile en az golü atan takımlar olan Yunanistan ve İtalya ise çeyrek finalde. Üstelik Yunanistan eskisi kadar iyi de savunma yapamıyor. Sadece ne zaman oyunu tutması gerektiğini; tempoyu düşürmesi gerektiğini bilerek; doğru zamanda doğru sonucu alarak kalifiye oldular. İtalya da gereken tek galibiyeti grubun en zayıf takımına karşı alıp yukarı çıktı.

        Hollanda-İsveç gibi takımlara baktığımızda ise hep hüsran gördük. Sonuca ulaşmaya dayalı olan bu oyunda neredeyse tarihinin en savunmacı futbolunu oynayan İngiltere’nin çeyrek finalde olması da bir başka ‘savunma önemlidir’ mesajı. Bu kadar temposu düşük bir İngiltere’yi ilk kez seyrediyorum.

        Her şampiyona dünya futboluna yeni bir şey katar. Bu şampiyona ne yazık ki bizlere yeni bir şey öğretemedi.

        Bu şampiyonada şimdiye kadar şunlar görüldü:

        1- Birçok takım “İspanya-Barça ekolü top yapmaya çalışan” ekiplere dönüşmeye çalışsa da taklit aslını yüceltti. İspanya ve biraz da Fransa dışında bu stratejiyi becerebilen yok.

        2- Alman Usulü yeniden moda olabilir. Hem iyi savunma yap; hem pas oyunu dene hem de tempolu hücum aksiyonları için uğraş.

        3- Savunma ve düşük tempo stratejisi hala iş yapar halde. Yunanistan-İtalya ve İngiltere çeyrek finalde.

        Diğer Yazılar