Türk hocalara yabancı hoca lazım!
BU BİR MİLLİ TAKIM YAZISIDIR!
Yıllarca bize;
* “Bizim hiçbir yabancı hocadan eksiğimiz yok” dediler.
* “Biz de yabancılar kadar taktik-teknik biliyoruz” dediler.
* “Artık internet çağı. Bilgiye ulaşılıyor, idman teknikleri hep aynı” dediler.
* “Sağlık ve tedavi bilgilerimiz uluslararası düzeyde” dediler.
* “Hepimiz taktik bilgilerimizi geliştirdik” dediler. Yurtiçinde bu söylemleri bazen tutturdular ama yurtdışındaki maçlarda hep takke düştü kel göründü. Artık adını koyalım: TÜRK TEKNİK DİREKTÖRLER ULUSLARARASI ÇAPTA YE-TER-SİZ...
. Abidal martta karaciğer nakli oldu; mayıs sonunda Şampiyonlar Ligi finalinde maça çıktı. Bizimkiler adale sakatlığına beyin ameliyatı muamelesi çekiyor.
. Emre Belözoğlu Türkiye’den 76 kilo gitti; Madrid’de 72 kiloya düştü. İngiliz-Alman-Fransız oyuncularla çarpışan Türkiye ligi oyuncusu yerden kalkamıyor. Hani idman bilginiz iyiydi?
· Taktik bilgisi konusu ise tam felaket. Türk teknik direktörler kusura bakmasınlar ama kendilerini hiç geliştiremiyorlar. Türkiye’de devrime imza atan Ertuğrul Sağlam’ın, Allah için 1 tane Avrupa deplasman beraberliği yok. ‘Filozof Şenol Güneş’in; ‘Adam Gibi Adam’dan başka bir şey söylenemeyen Aykut Kocaman’ın; Avrupa’da hali meydanda. ‘Beşiktaş’ın evladı Samet Aybaba’ya göre hep mücadele edilerek maç kazanılabilir. Fatih Terim ve Mustafa Denizli’nin de Şampiyonlar Ligi karneleri kırık.
Kimsenin beğenmediği Zico’nun; Carvalhal’in; getirdiği Avrupa seviyelerine dahi ulaşamıyorlar. ‘Çeribaşı Lucescu’yu hiç konuşmayalım ayıp olur... Bir örnek anlatayım; futbolu bıraktıktan sonra paraşütle bir altyapının başına gelen tekaüt futbolculardan biri ile konuşuyordum. “Hocam, çocuklara ne taktiği veriyorsunuz; hangi sistemle çalışıyorsunuz. A Takım ile koordine misiniz” dedim, aldığım yanıt şuydu: “4-4-2 çıkıyoruz, tahtaya dizilişi yazıp çıkın enerjinizi boşaltın diyoruz” dedi. Eh öyle başa böyle tarak normal.
***
Ezcümle; Türk teknik adamlara acilen yeterlilik belgesi verilecek bir kurs açılmalı. Başına da uluslararası bir hoca getirilmeli. Gerekirse 6 ay-1 yıl sürecek bu kurstan mezun olamayanlar antrenörlük yapamamalı. Türk futbol kamuoyu neden milli takımın başına Hector Cuper’i istiyor sanıyorsunuz. Sadece taktik bilgisini gösterebildiği için. Ligin en iyi takımı G.Saray’a “Yok bu maçı kazanamayız” hissiyatını verdirecek taktiği sahaya yansıttığı için.
Rıza Çalımbay gibi gerçekten kendini çok geliştiren; savunmacı bir kimlikten hücumcu bir kimliğe bürünen, “iyi mücadele ettik"ten öteye geçip “iyi oynadık”ın peşine düşen birkaç hoca dışında Türk antrenörler kariyerlerini geliştirmeyi düşünmüyorlar. O yüzden yabancı taktisyenler önce bizim hocalara lazım.
Barcelona takıntısı ve ‘sinameki oyuncu’ya son!
Bizim taktik bilgisi yetersiz hocalarımızın hepsi Barcelona hastası. Tamamı 4-3-3 ve 4-2-3-1 peşinde. Hepsinin ağzında hep şu cümleler: “Topa sahip olma” - “Topun kıymetini bilen oyuncu” - “Pas oyunu oynayacağız” - “Top çevirerek oynayacağız”... Örnekler çoğalabilir. Bu anlayışa itiraz ediyorum. Kimse kusura bakmasın Nuri Şahin gibi; Mehmet Ekici gibi sinameki oyunculardan da bana gına geldi. Ne top çalabilirler ne tempoya katkıda bulunabilirler. Asist desen aydan aya; gol desen bayramdan bayrama... Savunma önünde sadece top çevireceğiz, yan pas yapıp topla fazla oynayacağız diye ileriye gidemiyoruz. Bu bölgede bir Emre yeter. Gol atabilecek orta saha sadece Selçuk İnan, başkası yok. Gelelim kanatlara. Aydın, Sercan, Tunay ve hatta Hamit Altıntop. Bu oyuncular kanat forveti olması gerekirken toplamda kaç gol atabilirler? Santrafor arkası oyuncumuz zaten yok. O zaman gol yükü bir tek santraforlara kalıyor. Kabul edelim ki Burak da, Umut da 1. sınıf golcüler değil. O zaman ne yapacağız? Artık Barça gibi top çevirme kompleksinden kurtulup başka bir oyun düzenine geçmemiz gerek. Bir ferdi vahit de misal 4-2-4 denesin; 4-4-2 denesin; ne bileyim 3-4-3 denesin.. 4-3-3 ve 4-2-3-1 iyi de bu sistemlere uygun oyuncumuz yok işte. Bu saçma “topa sahip olma” fetişinden kurtulup sinameki oyunculara veda etmeliyiz.
Gençler oynasın gazına son
Kurtulmamız gereken 2. fetiş ise şu “Gençler oynasın gazı”... İşte gençler oynuyor. Necip ne yapıyor? Pektemek ne yapabildi? Özer ne yapabildi? Sezer ne yapabildi? Kaleci Ufuk ne yapabildi? Semih Kaya’ya kim ne kadar güvenebiliyor? Volkan Şen-Sercan Yıldırım ne yapabildi? Tunay Torun’u kim takımına ister? Alper Potuk’un, misal Mehmet Topal’dan ne farkı var? İşte gençler oynadılar. Sadece genç diye, sadece altyapıdan diye bir oyuncu oynamalı sabit fikri bir tek bu ülkede var. Yok işte arkadaş, 35 yaşındaki Alex kadar skorer 10 numara yok işte. İyi olan futbolcu, kendi istediği müddetçe oynamaya devam etmeli.
‘Sakatım’ diyen lig maçında da oynamasın
Sakatlığı nedeniyle milli takımda oynamayan oyuncu, iyileşse bile takip eden lig maçında da oynamalı. Çünkü ben de dahil, kamuoyunun bir çoğu sakatlanan oyuncuların samimiyetine çoğu zaman inanmıyoruz. Bu güvensizlik ortamının ateşine bir odun daha atmamak için bu kural getirilmeli. Milli takıma gelmek istemeyen oyuncu da varsa “vatan haini” damgası vurmamak gerekir. İsteksiz geleceğine hiç gelmemesi yeğdir.