Son Dakika

Peki o sınıfta o Alevi çocuk olmasaydı ne olacaktı?

01.10.2018 - 02:12 | Güncelleme:

 

Belki bazılarınız; “Hiç gereği yoktu böyle bir konuyu ele almanın” filan diyecek. Haklılar da bunu diyenler. Çünkü gerçekten de sırf Alevileri aşağılamak, horlamak için uydurulmuş saçma sapan iftiralarla yaftalamalar çok sevimsiz, çok itici bir durumdur.

Ben de hiç girmek istemezdim konuya ancak el mahkum gireceğim. Çünkü yıl 2018 ve dünyanın sayılı metropollerinden biri olan İstanbul’un bir eğitim yuvasında maalesef bu hakaretlerden biri epeyce gündem oldu dün.

Görmemiş olanınız da olduğu ihtimaliyle konuyu kısaca özetleyeyim.

Olay geçtiğimiz pazartesi, İstanbul’un Arnavutköy ilçesinde, Cumhuriyet Ortaokulu’nda 7/L sınıfında yaşanmış. Adının baş harfi S. olan, Alevi bir öğrencinin din dersinde yaşanan skandalı ailesine haber vermesi ile patlak vermiş.

Sonrasında okul müdürlüğünün de doğruladığı söz konusu skandalı size S. adlı öğrencinin anlatımıyla aktarıyorum:

“Derse başladıktan sonra konu oruçlara geldi. Mübarek aylar ve oruçlardan konu açılmıştı. Ramazan, Şaban, Recep aylarını anlattı öğretmen. 'Muharrem orucunu da Aleviler tutar' dedi öğretmen, 'Ama Alevilerin yaptığı yemek yenmez' dedi. Bir arkadaşım da kalkıp ‘Hocam neden yenmez?’ diye sordu, öğretmen de 'Aleviler Peygamber Efendimizi sevmezler, sadece torunları Hasan ile Hüseyin’i severler' diye cevapladı. Aynı zamanda komşumuz olan ve aşure verdiğimiz bir sınıf arkadaşım öğretmene; 'Ben Alevilerin yemeklerini yedim ama az yedim, bir şey olur mu?' diye sorması üzerine öğretmen 'Az yediysen bir şey olmaz' dedi!”

Değerli okurlarım… Sizden bir ricam var. Mümkünse bundan sonra okuyacaklarınızda o adının baş harfi S olan çocuğu Sevilay diye okuyun.

Çünkü bu Sevilay da ve Sevilay gibi Alevi olan milyonlarca insan maalesef birçok defa bu aşağılık iftiralarla, hakaretlerle karşı karşıya kalmıştır.

Sadece yemek de değildir bu cahil güruhun hakaret için kullandığı argüman.

Daha da beterleri vardır.

Ben ilkokul başta olmak üzere eğitim hayatım boyunca bu abuk, akıllara ziyan iftiralarla çok defa muhatap oldum.

Allah’tan bizim dönemimizde böyle cahil öğretmenler yoktu.

Allah rahmet eylesin… Mesela bir Din Bilgisi hocamız vardı. Kadir Hocam. Dört dörtlük bir din adamı ve öğretmeniydi. Konu Alevilik olduğunda evde, mahallede duyduklarını sorgu sual etmeden soran arkadaşları azarlar; “Yok öyle bir şey! Bunlar hep uydurmadır çocuklar! Aleviler ve Sünniler kardeştir. Bu uydurmalar, bu kardeşliğe nifak sokmak için söylenir” şeklinde cevap verirdi Kadir Hoca ve sonra da Alevilikle alakalı çok güzel hikayeler anlatırdı.

Böyle olunca da tabii ben mutlu oluyordum. Çünkü Kadir Hoca şahane, çok saygı duyulan bir din alimiydi ve Aleviliği arkadaşlarımın ondan öğrenmesi bilhassa beni memnun ediyordu.

O nedenle çok iyi anlıyorum Arnavutköy’de o ortaokul öğrencisinin duygularını, hissettiklerini…

Eminim öğretmeninden; “Alevilerin yaptığı yemek yenmez!” laflarını duyduğunda her yanını ateş basmıştır.

Öfkesi tavana vurmuş ve öğretmene herhangi bir harekette bulunmamak için de bütün dişlerini sıkıp, ellerini sıkı sıkıya yumruk yapmıştır yavrucak.

Ve bir an evvel zil çalsın da, bitsin o lanet anlar ve evine gitsin diye sabır çekmiştir içinden.

Nitekim öyle de olmuş.

Okul biter bitmez eve gelip hıçkırıklarla anlatmış annesine konuyu.

Neyse ki söz konusu okulun idaresi konuya hemen müdahale etmiş ve sözleşmeli olan öğretmenin görevini derhal sonlandırmış. Ama burada bir şey diyeceğim…

Peki o sınıfta o Alevi çocuk olmasaydı ne olacaktı?

Kim, nasıl farkına varacaktı o din dersine giren vatandaşın zır cahil biri olduğuna!

Elbette ki hiç kimse!

Ve maalesef o cahil insan kendisine okutulan kitaplardaki Aleviliği değil, anasının, babasının, ebesinin, dedesinin anlattığı hurafe hikayelerden duyduklarıyla Aleviliği öğrencilere anlatmaya devam edecekti.

Ve ne yazık ki bir nesil daha bu topraklar üzerinde yaşayan milyonlarca Aleviye önyargıyla, nefretle, öfkeyle büyümeye devam edecekti.

Haksız mıyım?

***

Doktorları kızdırmışım…

İnsanlar bir garip…

Koca bir yalan var ortada ve istiyorlar ki siz de ötesini berisini sorgulamadan filan o yalanın peşinden dümdüz gidin!

Geçen Cuma, Kocaeli’nde intihar eden İsmail Devrim'in hikayesini farklı bir bakış açısıyla ele aldım.

Devrim’i intihara sürükleyen meselenin oğluna sadece okul pantolonu alamamaktan kaynaklı olduğunu düşünmediğimi yazdım. Ve merhumu hayatına son verdiren o karara eskilerden gelen derin bir psikolojik rahatsızlığının sebep olduğunu söyledim.

Ve her zamanki gibi iktidara muhalif grupların hışmına uğradım.

Hakaret edenleri geçiyorum artık, aklı başında saydığım bazı dostlarım, arkadaşlarım bile bu meseleye bakış açımda niyetimin tamamen iktidara güzelleme yapmak olduğunu söylediler.

Efendim ülkede derin bir ekonomik kriz varmış ve İsmail Devrim’i bu intihara sürükleyen de bu derin ekonomik krizmiş. Ben Devrim’in oğluna pantolon alamadığı için intihar ettiği iddialarına karşı çıkarak bu ekonomik krizi örtbas etmeye çalışıyormuşum.

Yazımın hiçbir yerinde ülke ekonomisine dair tek bir cümle kurmamışım.

"Ülkede her şey yolunda, ortam güllük gülistanlık" dememişim.

Demişim ki; “İsmail Devrim ekonomik bir buhran geçirdiği için değil, bir buçuk yıl önce geçirdiği iş kazası sonrası yaşadığı ‘Ben bittim, tükendim, benden hiçbir şey olmaz’ travmasının tedavi edilmemiş olması nedeniyle intihar etti!”

Kıyamet koparttılar ama mühim değil. Umurumda da değil. Çünkü ben olayın hala böyle olduğuna inanıyorum ve kim ne derse desin buna da inanmaya devam edeceğim.

Bu arada farkında olmadan doktorları incitmişim. Yazımın yayınlandığı gün bir arkadaşım Kadıköy'deki Medicana Hastanesi’nde operasyon geçirdi. Refakatçı bendim ve dolayısıyla da iki gün boyunca doktorlarla oturdum, kalktım. Çok sağolsunlar, arkadaşıma çok güzel baktılar ve onunla şahane ilgilendiler ama arada derede; “Aşk olsun Sevilay Hanım. Bu memlekette ne olsa getirip doktorların başına yıkıyorsunuz!” deyip ikide bir laf sokuşturup durdular bendenize.

Tabii espriyle söylediler diye çok aldırış etmemiştim açıkçası serzenişlerine ama dün bir de Cerrahpaşa Üniversitesi Üroloji Bölüm Başkanı Profesör İsmet Nane tarafından aranıp; “Doktorlar İsmail Devrim’i geçirdiği iş kazası sonrası ruhsal sorun yaşayabileceğini de öngörüp ona göre hareket etmeliydi!” cümlelerim üzerine fırçalanınca olayın bayağı bir ciddiye alındığını anladım.

Doğruya doğru, o kaza sonrası verilen raporu görmedim. Belki gerçekten de İsmet Hoca’mın dediği gibi İsmail Devrim’in psikolojisi de dikkate alınmıştır ve bu konuda da gereken tedavi önerilmiştir doktorlar tarafından.

Bu konuda itiraz etmeyeceğim. Zira yazıyı yazmadan önce merhumun eşine ulaşıp sormak istedim konuyu ama ulaşamadım.

Ancak benim zaten asıl amacım orada doktorları suçlamak değildi. İsmail Devrim’in yaşadığı ruhsal sorunların eskiye dayalı ve köklü olduğuna dikkat çekmekti.

Hala da aynı noktadayım.

Söz veriyorum öğreneceğim bir psikiyatrik tedavi görüp görmediğini ama yine söylüyorum.

O intiharın sebebi pantolon filan değil!

Mesele bazılarının görmek istememesine rağmen pantolondan çok daha büyük ve derin!

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
  • Misafir 12 Ekim 2018 Cuma 01:40
    Ben 21 yaşındayım.Din kültürü hocalarımdan Alevilik konusunda kötü bir şey duymadım.Ama Alevileri anlatırken hep onlar diye anlatırlardı.Niye biz hep onlarız?
  • Misafir 05 Ekim 2018 Cuma 15:05
    Bazen yaşamak insanlara öyle zor ve yaşanmaz hale gelir ki! Ölüm adeta kurtuluş olur. Psikoloji bozulur veya bozulmaz, önemli olan, üzerinde durulması gereken, insanlar o hale neden gelir veya getirilir.Bazen yaşamak insanlara öyle zor ve yaşanmaz hale gelir ki! Ölüm adeta kurtuluş olur. Psikoloji bozulur veya bozulmaz, önemli olan, üzerinde durulması gereken, insanlar o hale neden gelir veya getirilir.
  • Misafir 02 Ekim 2018 Salı 17:14
    Birçok psikiyatrik rahatsızlık dış nedenlerle de tetiklenebilir. Adamın zaten psikolojisi bozukmuş demek yeterli değil, buna neden olan etkenleri de iyice araştırmak lazım. Akıl sağlığı yerinde olan bir kimse pantolon alamadığı için intihar etmez, çünkü akıl sağlığı yerinde olan bir insan zaten  kolay kolay kendi canına kıymaz, kimse bunu tartışmıyor, farkındaysanız sadece siz tartışıyorsunuz. Sadece çocuklarına bakamadığı için ölsem daha iyi diyen bir insan... birçok insan belki her gün bunu diyor ama sadece canına kıymıyor, inanılmaz stres içindeler. Umarım sorunların psikolojik ya da sosyal, ekonomik olgularla iç içe geçtiği için insanların size serzenişlerinde haklı olduklarını fark edersiniz.
  • Misafir 02 Ekim 2018 Salı 13:25
    Sevilay hanım ben de bir din kültürü ogretmeniyim. Derslerimde özellikle bu konulari islerken toplumun maalesef yanlis bildiği yargilari yikmaya çalışıyorum. Olaya hos bakmadigimi ve olayinmaduru gencimize ve onun sahsinda alevi vatandaslarimizin duygularina katılıyorum. Benim en yakın komsum evimi cocuklarimi guvenecegim cok guzel yaptigi ikramlarini afiyetle yedigim komsum alevi ve biz asla bu konulari bir yaralama mevzusu yapmadik. O öğretmen adina üzüldüm bu zihniyet topkumu uzaklastirir. Ne aci
  • Misafir 02 Ekim 2018 Salı 02:27
    geçti borun pazarı sür eşeği niğdeye sevilay hanımmethiyeler düzdüğün  iktidara anlat anlarlarsa...
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 17:06
    iftira ve olaylera bakışınız o öğretmenden farklı olmadığını bir anlayabilseniz
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 16:27
    Teşekkürler Sevilay hanım
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 13:07
    bir alevi olarak yazı için teşekkür ederim. ben artık alevilik ile ilgili saçma hurafelerle karşılaşmamak için, sorana ateist olduğumu söylüyorum, daha az sorun ile karşılaşıyorum ve insanlar ateist olmama daha çok anlayış gösteriyor
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 11:56
    Sevilay hanım, bugün alevi bir çocuğun başına gelen çirkin olayı esefle okudum. benim de bir çok alevi arkadaşım, komşum var. Ufak degek ayrıntılar olmasına rağmen hepsiyle de çok iyi anlaşıyoruz ve iyi de dostuz. öyle dostuz ki, izine giderken evimin anahtarını o komşularıma bırakacak kadar.Fakat bir çok alevi de tanıdım ki, gerçekten o öğretmen gibilerine fırsat veriyorlar. Mesela; Almanlarla oturup domuz eti yiyorlar, peygamberimize hakarete varan şakalar yapıyorlar, islamın bir çok kuralını alaya alıyorlar. ben bunların nasıl alevi olduğunu biliyorum, daha doğrusu nasıl alevi olmadıklarını biliyorum ama, art niyetli fırsatçılar bunların saçmalıklarını kullanıyorlar maalesef. Sizin gibi iki tarafı da bilen inandırıcı birisininin bu konuyu daha çok yazıp bizleri aydınlatmanız lazım. saygılar. Muhterem Demir Almanya
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 11:44
    İntihar olayıyla ilgişi sözlerinizde sonuna kadar haklısınz, birçok hastanede, üniversite hastanelerinde büyük tedaviler görüp travmalar yaşayan hastaları doktorlarının birde psikiyatriste gösterdilerini veya sevjettiklerini hiç görmedim
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 10:36
    Sevilay hanım, bardağın taşması diye bir şey vardır. Adamcağız ekonomik sıkıntı içindeyken ve psikolojisi zaten bozukken pantalon meselesi bardağı taşırmiştır. Her ailenin yaşadığı, okulun isteklerinin hemen karşılanması için çoçuğa baskı, velilerin kabusu ve çocuğun arkadaşları ve öğretmenin karşısındaki maçubiyetini görmemenize şaşırdım.
  • Misafir 02 Ekim 2018 Salı 10:01
    Ya adamin esi aciklama yapti. Bizim maddi bir SIKINTIMIZ yok. Evimizi bile aldik ve rahat ca ödüyorduk diye. Kaldi ki cocuk o gün okula da gitmis derse girmis ve okuldan döndügünde siyah pantolon alinacagini söylemis annesine ve gitmisler almislar. Adamin maddi bir problemi yok. . Adamin esi söylüyor esi. Ayiptir ya. Hala bunlari yaziyorsunuz....
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 10:25
    Derin dediğiniz olaylar zincirinin son aşaması yani tetikleyicisi pantolondur.
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 09:40
    Bu dışarıya yansımış fakat tüm öğrencileri sünni olan İmam Hatip'lerin tümünde muhtemelen eğitim bu şekildedir ve doğal olarak dışarıya yansımamaktadır.
  • Misafir 01 Ekim 2018 Pazartesi 09:30
    TEŞEKKÜR EDERİM
Kalan karakter : 300