AK Parti’nin içinden yeni bir parti doğacak iddiaları malumunuz…

Epeydir adı henüz belli olmayan bu kurulacak partinin öncülüğünü de eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ve eski Ekonomi Bakanı Ali Babacan’ın yaptığı öne sürülüyor.

31 Mart’tan önce gündeme gelen bu iddialara göre partinin çatısı bu isimler üzerinden kurulmuştu ve seçim sonrası da start verilecekti.

Ama gördüğümüz gibi verilmedi.

Yani seçim bitti ancak iddia edildiği gibi o yeni partiyle ilgili herhangi bir somut gelişme olmadı.

Haliyle merak ettim ben de ve “Parti kuruldu, kurulacak iddiaları mı doğru değil yoksa başka bir şeyler mi oluyor arka taraflarda” deyip, etrafı biraz kolaçan ettim.

Ve çok sağlam, güvenilir kaynaklardan aldığım bilgilere göre de durumun şöyle olduğunu öğrendim:

Bir parti kurma niyeti var. Bu kesin doğru.

Ancak şu an bu proje askıya alınmış durumda.

Çünkü 31 Mart seçim sonuçları neticesinde mücadelenin önce AK Parti içerisinde verilmesinin daha doğru ve mantıklı olduğuna kanaat getirilmiş.

Anladığım kadarıyla başta Davutoğlu olmak üzere AK Parti içerisindeki muhalif kanat parti yönetimini ve politikalarını eleştirme, gördükleri yanlışları ve eksikleri kamuoyuyla paylaşma, dillendirme niyetindeler.

Konuşmaya başlayacaklar yani.

Bu oluşuma destek veren, içerisinde yer almak isteyenlerin “Ne zaman başlayacaksınız konuşmaya?” sorusuna ise; “Arkadaşlar acele etmeyin… Hele YSK şu İstanbul kararını bir açıklasın ondan sonra top bizde artık!” yanıtı veriliyor…

Sözün özü…

Sanırım bugün yarın YSK İstanbul’la ilgili kararını verir.

O karar açıklandıktan sonra partileşme olmasa bile AK Parti yönetiminden ayrışan yeni bir siyasi hareket olarak kamuoyunun önüne çıkabilirler.



***

Şu yorgan verilse de rahata kavuşsak!

Bayılıyorum atalarımızın sözlerine, deyimlerine…

Bir kitap dolusu anlatılması zor olayları onlar bir cümlede özetleyivermişler.

Hem de en derin ve en keskin biçimde.

Son günlerde İstanbul özelinde yaşananları muhakeme edince, bir kez daha takdir ettim kendilerini.

Ne kadar doğru söylemişler değil mi? “Yorgan gitti, kavga bitti!” diyerek…

İstanbul hariç çok şükür memleketin büyük kısmında öyle oldu.

Mesela Ankara…

31 Mart öncesi kampanyalarda en çok konuşulan, üzerinde en çok tartışılan başkentimiz…

Farkında mısınız bilmiyorum ama seçimler öncesi gündemde en çok yer kaplayan o Ankara artık hiç konuşulmaz oldu.

Arada bir Başkan Mansur Yavaş’ın belediyedeki ilk çalışmaları ile ilgili haberler falan geliyor önümüze ama o haberler hiçbirimizin umurunda bile olmuyor.

Niye?

Ee çünkü yorgan gitti orada…

Yorgan sahibini buldu.

Dolayısıyla da tartışılacak, kavgası yapılacak herhangi bir şey kalmadı.

Keşke yaşadığım kentte de aynı şey olabilseydi.

Şahsen bir İstanbullu olarak bu konuda Ankaralıları gıpta ile izliyorum…

Huzura kavuştular çünkü.

Ama ya biz!

Biz İstanbullular?

Şaka gibi ama 31 Mart öncesinden daha büyük bir karmaşa ve keşmekeşin içinde dolanıp duruyoruz.

Nereye gitsem, hangi ortama girsem, kime “Alo” desem...

Hep aynı konu, aynı soru!

Bakın dün önce fatura ödemeleri için bankaya, sonra da mutfak alışverişi için markete gittim…

Beni gören bankanın güvenliğinden sorumlu personelden tutun, marketin kasap reyonundaki arkadaştan, kasiyer kıza kadar herkes aynı şeyi, aynı ruh haliyle soruyor.

“Bir daha mı seçime gideceğiz Sevilay Hanım? Yine mi seçim var şimdi? Olursa ne zaman olur? Ne olacak bu işin sonu?”

Bilmiyorum ne olacak ama naçizane fikrim ne olacaksa da artık bir an evvel olsun bitsin!

YSK ne karar verecekse lütfen işi daha fazla sündürmeden, uzatmadan bitirsin!

Zira ben dahil, tüm İstanbullulara bu gerginlik yüklü atmosfer nedeniyle artık gına geldi!

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!