40 yılın başında hep beraber bir sevinç yaşadık… Ülke olarak, millet olarak geçen senenin şampiyon takımı Fransa Milli Takımı’nı konuk ettiğimiz Konya’da 2-0 mağlup ederek futbol tarihimize çok özel bir anı kaydettik.

Ettik ama bu sevincimiz, bu hevesimiz stadyumdaki bazı densiz izleyicilerin Fransız Milli Marşı çalındığı sırada protesto edip yuhalaması, ıslık çalması sayesinde gölgelendi.

Dün TFF’nin çiçeği burnundaki başkanı Nihat Özdemir’i aradım.

Hem maç galibiyeti nedeniyle tebrik etmek hem de söz konusu protesto ile ilgili ne düşündüğünü öğrenmek için.

Üzülmüş tabii o da. “Hiç gerek yok bu tür hareketlere!” diyor. Ve ekliyor: “Biz kimin milli marşı olursa olsun bırakın protesto edilmesini, sonunda alkışlanmasını arzularız. Konya’da da bunu beklerdik ama olmadı. Ve bir kısım seyirci Fransızların marşı çalındığı sırada ıslıklarla protesto etti. Cılızdı bu protestolar. Oluyor böyle şeyler ama tabii olmasa daha iyi olurdu…”

Özdemir’i anlıyorum. Türkiye Futbol Federasyonu’nun başkanı olarak ılımlı konuşmak zorunda. Buna mecbur ama bence yine de “Maalesef böyle şeyler olabiliyor” dememek lazım.

Çünkü bu söylem konuk ettiği Fransa Milli Takımı’nı şuursuzca yuhalayan densizlerin yaptığını normalleştirir ve bir dahaki sefere de aynı şeyi yapmaktan hiç çekince duymazlar!

Bu arada şimdi “densiz” dediğim için Fransız Milli Marşı’nı protesto edenlere… Adım gibi eminim bir kısmınız üzerime çullanacak. Çullanın hiç sorun değil ama bunu yaparken de bu toprakların, bu milletin genlerinde ev sahibi olma kültürünün ne anlama geldiğini iyice bir muhakeme edin!

Bizim kültürümüzde evimize misafir ettiğimiz insana/insanlara bu tür nahoş hareketlerde bulunmak en hafif deyimle ayıptır!

Bu ayıba destek olmak ise ahmaklıktır!

Dün sosyal medyada bu ahmaklık aldı başını gitti mesela!

Fransa İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Konya'da Milli Marşlarının yuhalanmasının kendisini çok üzdüğünü ifade eden Türkçe bir paylaşım yaptı Twitter’da.

Ben de bu paylaşımına Fransızca, Fransız halkı ile kardeş olduğumuzu, olaya çok üzüldüğümüzü ve bunu yapanlar adına kendilerinden özür dilediğimizi belirten bir karşılık verdim.

Sonradan yapılan yorumları okuyunca pişman oldum o paylaşımı yaptığıma…

Şahsımın konsolosa; “Pardon” dediğim için çeşitli hakaretlerle aşağılanması bir yana...

Konsolos Buchwalter’a ve Fransızlara öyle hakaret ve küfürlerle dolu yorumlar yapıldı ki…

İnanamadım.

Vardı tabii birkaç kişiden de destek yorumu ama çoğunluğun “Pardon” dememe karşı çıkarken zıvanadan çıkmışçasına Fransa’ya, Fransızlara olan öfkesini kusması…

Utandırmadı sadece, beni yerin dibine soktu!

Ne bu kin, niye bu öfke bilmiyorum ama Fransa’ya karşı bu hasmane tavırlar besleyen insanların bugün Fransa’da milyonlarca yurttaşımızın ikamet ettiğini, ekmeğini orada kazanmaya çalıştıklarını naçizane hatırlatırım.

Unutmasınlar… Onlar burada sırf kendi egolarını tatmin için Fransızlara dair kin ve nefret dolu yorumlarını şuursuzca paylaşırken…

Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu’na akla ziyan abuk sabuk mesajlarla cevap verirken…

O konsolosun ülkesinde yaşamakta olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının huzurunun kaçmasına vesile oluyorlar.

Soruyorum şimdi o halde…

Basit bir futbol müsabakası sebebiyle buna gerek var mı?

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!