Konu malumunuz…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, G20 Zirvesi kapsamında gittiği Japonya’dan dönüşünde Türkiye’de de Japonya’daki gibi kadınların eğitimine öncelik veren üniversiteler kurulması yönündeki açıklamaları…

Epeyce bir ortalık karıştı Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu çıkışı ile.

Kimi -ki bunların tamamı zaten kızlı erkekli yani karma eğitimin karşısında olan insanlar- Erdoğan’ın bu önerisinin yüzde yüz doğru olduğunu söyleyip; “Elin Japon’u bile kadınlara özel üniversite olayına karşı çıkmıyor! Bizim gibi yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede niye olmasın?” diyerek çılgınlar gibi alkışladı…

Kimi ise “Cumhurbaşkanı, dünyada bilimin her türünün, eğitimin, sanatın, edebiyatın en yüksek seviyede olduğu Japonya’dan model olarak göre göre kadın üniversitelerini mi gördü!” deyip deliler gibi karşı çıktı.

Son yıllarda neredeyse hemen her konuda oluşan bu kutuplaşma, zıtlık karşısında ben ne yaptım peki?

Yorum yapamadan durdum öylece…

Hatta bu nedenle de sosyal medyada birkaç takipçimden fırça yedim.

“O kadar korkuyorsun ki bu iktidardan, Cumhurbaşkanı’nın kadın üniversiteleri ile ilgili söylediklerine dair iki çift laf edemiyorsun” diyerek paylandım.

Neyse…

Paylasınlar… Canları sağ olsun... Zaten bizim işimiz o!

Kâh takdir edilmek, kâh paylanmak!

Ama ilk anda yorum yapmadım diye bana fırçayı basanlar dahil herkese, hepinize neden bir durdum öylece, anlatayım kısaca…

Çünkü şaşırdım…

Hani Erdoğan’ın “Bu kadınlara özel, mahsus üniversite modelini biz de uygulayım” diyerek örnek gösterdiği ülke Suudi Arabistan, Fas ya da İran olsaydı benim de tabii ki ilk anda vereceğim yanıt belliydi.

Ama Sayın Cumhurbaşkanı Japonya diyor…

Yani dünyaya olağanüstü teknolojilerini pazarlayan…

189 ülkeye vizesiz giriş hakları ile dünyanın en güçlü pasaport listesinde ilk sırada yer alan çekik gözlü zeka küpü insanların ülkesini söylüyor…

O yüzden aceleci yorum yapmadan bir “durdum” işte…

Ve bakındım.

Önce internette bu konuda ne var ne yok okudum.

Sonra da ismini açıklayamayacağım Japon haber kaynağımı aradım.

(Gülüyor bazılarınız şimdi… “CHP’deki, AK Parti’deki haber kaynakları yetmiyor Sevilay’ın… Şimdi de Japonları çıktı” diyerek ama vallahi billahi var bir kaynağım!)

Dedim; “Nedir arkadaş sizin memleketteki bu kadın üniversiteleri işi…

Bir tane de değilmiş üstelik…

Cumhurbaşkanımızın söylediğine göre 80 taneymiş…”

Anlattı uzun uzun…

Tamamını yazmam mümkün değil elbette ki, o nedenle özet yapayım sizlere.

Bir kere Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaret edip de etkilendiği MUKOGAWA WOMEN’S UNİVERSİTY 1939 yılında, kızlar için bir kolej yani lise olarak kurulmuş… Tıpkı bizdeki Fransız Sainte Pulcherie ya da Dame De Sion gibi…

2. Dünya Savaşı’ndan sonra ise üniversiteye dönüştürülmüş.

Ve Japon kaynağımın aktardığına göre İngiltere’deki kız kolejini model almış bu okul ilk başta.

Yani Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaret ettiği o okulun geçmişi epeyce eski.

Tıpkı Japonya’daki diğer kadınlara yönelik üniversiteler gibi.

Toplamda 80 değil, 78 adet bu tür üniversite var.

Ve bunlardan 2’si devlet, 2’si belediye üniversitesi.

Onun dışında 109 tane 2 senelik yüksekokul mahiyetinde sadece kadınların gittiği üniversite varmış.

Şimdi gelelim sadede…

Esasa yani.

Bir kere Japonya’daki kadın üniversite modellerinin Amerika’dan alınmış mecburi bir model olduğunu söyleyeyim…

Bilindiği gibi dünyanın olanakları önce erkekler için örüldü.

Tüm dünyada her şeyde olduğu gibi eğitimde de önce erkekler faydalandırıldı.

Tabii bu dediğim durum 100 yıl öncesine ait.

Şimdilerde Japonya’da da gelişmiş başka bir ülkede de böyle bir proje girişimi yok.

Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’ye model olarak sunduğu Japonya’daki kadın üniversitelerinin bugün varlığını sürdürebilmesinin tek nedeni bu.

Tarihi bir değerleri olmaları…

Ve gerçekten de sırf bu tarihe sahip çıkma anlayışından dolayı toplam 800 üniversitesi olan Japonya’da 78’I kız/kadın yüksek okulu/üniversitesi bulunuyor.

Özetle değerli okurlar…

Japonya’daki kadın üniversitesi olarak bilinen tüm okulların bir geçmişi var…

Ve Japonlar bu geçmişi, tarihi değeri olan okulları yaşayarak anmak, hatırlamak istediklerinden dolayı da karma eğitime dönüştürmüyorlar.

Tıpkı işte bizdeki Fransız Notre Dame Sion, Üsküdar Amerikan Kız Lisesi, Erenköy Kız Lisesi gibi köklü okullardan bu okullar.

Biz kâh erkek kâh sadece kız lisesi olan (İstanbul Erkek, Kabataş gibi...) bu köklü okulları talep olmadığı için karma eğitime döndürmek zorunda kaldık.

Ama Japonlar buna direniyor.

Tarihi bir değeri olduğu için sembolik de olsa bu kız liselerinin, yüksekokullarının ve üniversitelerin olduğu gibi devam etmesi konusunda ısrar ediyor.

Japon kaynağım; “Ama şunu belirtelim… Ülkemizde 800 üniversite var ve kadınlara özel üniversitelere tercih azaldı artık. Çünkü zaten bu kız/kadın üniversitelerinde verilen eğitimlerin çoğu kadına dönük… Mesela ev kadınlığı, ev dekorasyonu, aşçılık, çocuk bakıcılığı, annelik, güzel sanatlar, spor gibi konularda... Bunlar köklü ve ünlü okullarda olduğu için erkekler çok tercih etmiyor...

Ve Japonya da illa bir şey olmak isteyen kadın...

İlla ki ülke adına önemli bir şeyler ifa etmek, ülkenin gurur abidesi olmak isteyenler karma eğitim veren Tokyo ya da Kyoto gibi üniversiteleri tercih ettiğini belirtiyor.

Bilmem anlatabildim mi?

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
  • tek-kelime 17 gün önce yazı için teşekkürler.. karma eğitimden kim rahatsız oluyor? kızlara yönelik üniversite kurulmasının amacı ne? kızların böyle bir talebi var mı? kızlara olacaksa erkeklere de olması gerekmez mi? aklımdaki sorular çoğalıyor konuyu düşündükçe....
    CEVAPLA