İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Gezi olaylarının organize edilmesi, sürdürülmesi ve finansının sağlanması ile ilgili 2 yılı aşkın süredir cezaevinde tutuklu bulunan Kavala ve tutuksuz diğer 16 sanığın ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandığı dava hâlâ devam ediyor.

Bu davayla ilgili iki gün evvel sadece beni değil, tüm hukukçuları hayretlere düşüren bir hususu dikkatlere sunmak istiyorum bugün.

Bilindiği üzere bu dava Gezi olayları sürerken o dönem anayasal suçlara bakan ve fakat sonradan FETÖ’cü olduğu anlaşılan firari savcı Muammer Akkaş tarafından başlatılmıştı.

Akkaş, Haziran 2013’ün sonlarında hem bu soruşturmayı başlatıyor hem de telefon dinleme talebinde bulunuyor.

Bu arada bir yandan da olaylarla ilgili emniyetten rapor istiyor...

Ve hatırlatırım bu söz konusu davadaki tüm suçlamaların temeli de hâkim kararıyla yapılan bu telefon dinleme kayıtlarına dayandırılıyor.

17/25 ARALIK SAVCISI AKKAŞ

Ama sonra şöyle bir şey oluyor...

Muammer Akkaş’ın yargı gücünü kullanarak hükümeti alaşağı etme operasyonu olan 17/25 Aralık kumpasının da en önemli aktörlerinden biri olduğu görülüyor.

Tabii bildiğiniz gibi önce görevinden alınıyor Akkaş... Ardından da hakkında soruşturma başlatılınca topuklayıp yurt dışına kaçıyor...

Gezi Davası’nın firari FETÖ’cü Akkaş ve aynı suçtan yargılanan hakimler, polisler ve hatta katipler tarafından başlatılmış olmasına rağmen hâlâ gündemimizde olması zaten acayip bir durum o ayrı konu!

Esas konu ise... Yani bendenize; ”Yok böyle bir hukuki garabet!” dedirten husus ise... Tam bir skandal değerli okurlarım!

FETÖ’CÜLERDEN DUBLE KUMPAS!

Düşünün... Bu FETÖ’cü firari savcı Muammer Akkaş 2013 yılının ikinci yarısında bir yandan 25 Aralık soruşturmasını yürütürken... Diğer yandan da yani eş zamanlı olarak Gezi olaylarına ilişkin kapsamlı soruşturmayı yürütüyor.

Yani bir yandan hükümete kumpas kuruyorlar diğer yandan da Gezi Davası’nda adı geçenlere...

Bir ayrıntı vereyim bu arada... Bu soruşturma Mücella Yapıcı ve Taksim Dayanışma’nın yargılandığı dava dosyasının soruşturması değil.

O diğer soruşturma genel soruşturma bürosunda devam ederken, Muammer Akkaş terör ve örgütlü suçlar bürosunda bu soruşturma dosyasını açıyor ve işi de müthiş bir gizlilikle devam ettiriyor...

O dönem terör bürosu savcılarının taleplerini değerlendirmek üzere kurulmuş 3 Sulh Ceza Hakimliği var.

1 No’lu Hakimlik Bekir Altun.

2 No’lu Hakimlik Süleyman Karaçöl

3 No’lu Hakimlik ise Menekşe Uyar

(Not: Bekir Altun hariç diğer iki hakim de FETÖ’cü!)

NÖBETÇİ HAKİME GÖRE TALEP!

Kritik bir bilgi aktarayım konunun net anlaşılması adına...

Savcılık talepleri nöbetçi hakim tarafından değerlendirilir.

Örneğin savcı bir şüpheli hakkında adli kontrol, telefon dinleme, tutuklama, gizli izleme vs talep ederse eğer o talebi o gün hangi hakim nöbetçiyse o hakim tarafından karara bağlanır.

İşte zurnanın zırt dediği yer de tam burası değerli okurlarım!

Yani hukuki garabet dediğim skandal kısım!

BEYİN DEVRELERİNİ YAKAN HUKUK!

Savcı Muammer Akkaş gizlice izleme/dinleme kararını kendi adamlarından olmayan yani FETÖ’cü olmayan Bekir Altun’un nöbetinde talep etmek istemediği için nöbet çizelgesine göre hareket ediyor.

Ve dinleme devam ediyor olmasına rağmen 11.10.2013 tarihinde 19.10.2013 tarihinden itibaren dinlemenin 1 hafta süreyle uzatılmasını talep ediyor.

Neden çünkü mevcut dinleme biter bitmez nöbetçi olacak hakim Bekir Bey. Ondan böyle bir usülsüzlük talep etmesinin mümkün olmadığını bildiği için talebini Menekşe Uyar’ın nöbetçi olduğu güne denk getiriyor.

Ve istediğini de alıyor. Yani önceki kararla alınmış dinlemelerin süresi bitmeden 10 gün sonranın iznini de istediği şekilde çıkartıyor.

Vee işte savcı hakimlerin danışıklı dövüş yaptıkları bu kumpas FETÖ’cü organize çete olduklarına bariz ispat olduğu için de Muammer Akkaş, Menekşe Uyar, Süleyman Karaçöl hakkında iddianame hazırlanıyor...

Ve Gezi Davası’nın dayanağı, temeli olan bu dinleme kararları nedeniyle bu FETÖ’cüler “hukuka aykırı” dinleme kararı vermekten dolayı yargılanıyorlar...

Daha anlaşılır yazayım...

Yani yargımız bir taraftan; “Bu dinlemeler usülsüz ve hukuka aykırı!” deyip kararı veren savcı ve hâkimlere dava açıyor...

Ama diğer taraftan da hukuka aykırı dediği o dinleme kararını kanıt/delil sayıp Gezi Davası’nda yargılanan insanları suçluyor!

FETÖ’cüleri hukuksuzluk yapıp insanları gizlice dinlediklerine dair o belgeyi ve yargılama esnasında bu kumpasa bire bir şahitlik edenlerin ifadelerini de ekte sunuyorum dikkatinize...

Ve mümkünse...

Memleketin aklı başında ki tüm hukukçularından...

Zannımca hukuk kitaplarına mutlaka ama mutlaka hukuk tarihimizdeki skandallardan biri olarak yazılacak bu konuda adeta devreleri yanan beynimi aydınlatmaları için destek vermeye çağırıyorum...

Nasıl bir hukuki garabettir bu ve neden? 

 

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!