Öfkeli, kırgın ve çok canım acıyarak oturdum bilgisayarımın başına…

O kadar kötü bir psikoloji ile bu satırları yazıyorum ki…

Söze nereden ve nasıl başlayacağımı inanın bilemiyorum…

Biliyorsunuz… Duydunuz… Gördünüz…

Yüce Türk yargısının verdiği tartışmalı kararlara bir tanesi daha eklendi…

Asitle yüzünün büyük bir bölümünü ve sağ gözünü tamamen kaybeden Berfin Özek davasında eski sevgili Ozan Çeltik’e, kasten öldürmekten değil, yaralamadan ceza kesildi.

Karar sonrası; “Çektiğim acıların karşılığı bu değil!” diyen gencecik evlat Berfin’in isyanına mı yoksa bu karar ile birlikte ülkenin kanayan yarası olan kadına şiddetle mücadelede bir arpa boyu dahi yol alamadığımıza bir kez daha şahit olmama mı yanayım bilemiyorum ama…

Hiç kusura bakmasın İskenderun 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi üyeleri dün verdikleri kararla inanılmaz bir yanlışa imza attılar ve bu defa da parmağı değil, yine vicdanları delik deşik ettiler!

Ben hukukçu değilim…

Ama adil bir İnsanım.

Bu dava; “Kasten yaralama”dan değil, “Kasten öldürmeye teşebbüs”ten görülmeliydi...

Kaldı ki karar sonrası yorumuna başvurulan aklı başındaki bütün hukukçular da aynı şeyi söylüyordu.

Hemen hepsi, “kasten yaralama”dan verilen cezanın üst sınırdan verilen bir ceza olduğu görüşünde birleşiyordu ancak yine hemen hepsi Berfin’in yaralanmasının basit bir yaralanmadan farklı olduğuna dikkat çekip yüzü tanınamayacak hale gelmiş genç kızın davasının başka türlü ele alınması gerektiğini söylüyordu.

Sizce de öyle değil mi?

Berfin’in yaşadıkları ve geldiği nokta sadece basit bir yaralama olarak değerlendirilebilir mi?

Yan yana koyduğum şu fotoğraflara bir bakınız…

Birisi Berfin’in saldırı öncesi hali…

Diğeri de -üstelik de onlarca ameliyat geçirmesine rağmen- yüzüne atılan asitin yarattığı tahribatlı hali…

İyi bakın lütfen...

İçselleştirin ve empati yapın...

Kendinizi veya çok sevdiğiniz birini koyun o fotoğraflarda ki genç kızın yerine.

Korkunç değil mi?

Biliyorum ki içinizden bazılarınız; “Çok kötü gerçekten. Çok yazık. Vah vah ama en azından yaşıyor!” diyecek...

Elbette ki nefes alıyor olması büyük bir şans.

Ancak gerçekten yaşıyor mu artık bu genç kız?

Siz onun yerinde olsa idiniz kendinizi yaşıyor kabul eder miydiniz?

Belki çok acıklı çok hazin bu söylediğim ama gerçek şu ki; Hayır!

Berfin hayatta ama içinde yaşamıyor artık!

Zaten o cani alçağın da tek hedefi buydu.

Terk edildiği, reddedildiği için; “Yaşayacaksa da bir ölü gibi yaşamalı!” hedefiyle yaptığı için o saldırıyı Berfin bu halde.

Soruyorum ben bu kararı veren mahkeme üyelerine…

Henüz 20 yaşında olan bu gencecik kızcağız bu ruh haliyle, bu tanınmaz, dünyaya tek bir gözden bakan haliyle nasıl yaşayacak?

Sizce Berfin saldırıdan önceki hayallerine, isteklerine, amaçlarına ulaşabilecek mi dilediği gibi?

Böyle bir şansı var mı artık?

Tabii ki yok!

Peki benim gibi milyonlarca insanın görebildiği bu acı gerçeği neden o caninin Berfin’in tüm yaşam enerjisini yok edip onu yaşayan bir ölüye dönüştürme emeline ulaşmış olmasını kararı veren yargı üyeleri de göremedi?

Neden bunun planlı bir saldırı ve aslında bal gibi de; “Kasten adam öldürmeye teşebbüs” olduğunu kavrayamadılar?

Ne oldu Allah aşkına?

Yoksa o cani eski sevgili silah niyetine kullandığı asitle adalet dağıtmakla yükümlülerin de mi gözlerini kör etti?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!