Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Ressam Ahmet Güneştekin’in Twiter hesabında isyan ettiğini görünce fark ettim…

“Gazetecilik ve habercilik bu olmamalı! Ben Batmanlı iki kız babası, ailemde yüzlerce kız çocuğu olan birisi olarak iftiranız için sizi ve gazetenizi özür dilemeye davet ediyorum!” diyordu demokratlığı, özgürlükçü kimliği bilinen Batmanlı sanatçı …

Onun bu yazdıklarını görünce dönüp hemen özre davet ettiği Cumhuriyet gazetesi yazarı Işıl Özgentürk’ün; “Porno çukurunda debelenirken” başlıklı yazısına ulaştım internetten.

İnanamadım tabii okuduklarıma…

Özgentürk kısa bir süre önce Batman’da yaşanan vahim bir olaydan hareketle bir genelleme yapmış ve o olayın yaşandığı bölgenin tüm insanlarını zan altında bırakan korkunç bir iddiada bulunmuştu.

Evvela sizlerle Uzman Çavuş Musa Orhan’ın evlenme vaadiyle kandırıp tecavüz ederek intihara sürüklediği İpek Er‘in tamamı Siirt Savcılık belgelerine dayanarak kaleme aldığım hikayesini paylaşıyorum…

Sonra da Özgentürk’ün akıllara ziyan iddiasına girmek istiyorum…

Nereden, nasıl edinmiş bilmiyorum ama Işıl Hanım dünkü yazısında Musa Orhan ile arkadaşlarının İpek Er ile alakalı bazı telefon yazışmalarını paylaşmış.

Ve sonra da bu hikayeye dayanarak şöyle bir tez atmış ortaya; "Batman kadın intiharlarının en çok olduğu kenttir. O bölgeyi çok iyi bilen, bir öğretmen dostum şöyle anlatmıştı: 'Buralarda kız çocuklarına hiç değer verilmez, babalar kız çocuklarını çocuktan saymaz, onlar okutulmazlar, mal gibi satılırlar. Mirastan onlara hiçbir pay düşmez. Herhangi bir beceri edinmeleri, yaşamlarını kendi ayakları üstünde sürdürmeleri için hiçbir yardım almazlar. Bu durumdaki genç kızların iki seçeneği vardır: Ya dağa çıkmak ya da kentlerinde görev yapan asker, bürokrat biriyle evlenerek kurtulmak. Bu nedenle pek çok genç kız umutsuzca kendini kandırır, evlilik hayalleri kurar ve ansızın bürokrat, asker bir başka bölgeye tayin olur gider. Çoğu bekâretini kaybetmiş genç kızlar için intihar, bir kurtuluş olur.'

Ve bu akıllara ziyan tezine bağlantılı olarak da şöyle bir yorum yapıyor Işıl Özgentürk…

“Şu anlattığım durum, bu güzel ülkenin porno çukurunda debelendiğine bir örnek. Çünkü porno, sadece cinselliğin abartılı biçimi değildir, insana aykırı her davranış, her söz pornoya girer!”

Uzatmayayım…

Ahmet Güneştekin’in verdiği bu tepki çığ gibi büyüdü tabii sosyal medyada.

Sadece o bölge insanları değil, bölge halkını yakından tanıyan bilen herkes Özgentürk’ün bu akılalmaz yazısıyla ilgili tepki gösterdi.

Açık söyleyeyim o an ben de bir şeyler yazmak istedim ama öfkeyle yazacaklarımın Işıl Özgentürk ve yazarı olduğu gazeteye fazla ağır gelebileceğini hesap edip durdum.

Ve o ve onun zihniyetinde olanların asıl derdini tam anlatabilmek için de bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarımın başına geçtim.

Sevgili okurlarım…

İntihar eden İpek’in hikayesini en ayrıntılı ve en samimi dille kaleme alan ilk gazeteci olarak şunu söylemem gerekiyor en baştan…

Kanunların kendisine sağladığı olanaklar dahilinde bugün serbest kalmış dahi olsa Musa Orhan denilen o müptezel, alçak benim gözümde bir tecavüzcüdür, ahlaksızdır, namerttir ayrı konu…

18’ine henüz yeni adım atmış bir genç kızın duygularıyla oynayıp ona bambaşka bir dünya yaşatacağını söyleyip birlikte olmaya zorlayan Musa Orhan’ın savcılığın iddianamesinde ısrarla tutuklanması isteğine rağmen mahkeme tarafından serbest bırakılmasının da nedenini çözebilmiş değilim!

Ancak tüm bu realiteye rağmen Işıl Özgentürk’ün söz konusu bu olaydan hareketle tüm Batman halkının tamamının kız çocuklarını mal gibi görüp onları alışveriş aracı olarak kullandıklarına ve bu alışverişten kaçmak için o bölgedeki kızların tamamını da kendilerini bölgede görev yapan devlet memurlarının ya da kolluk kuvvetleri çalışanlarının kucağına atmaya çalışanlar olarak tasvir edilmesine asla göz yummam!

Gitti mi ya da kaç kez gitti o bölgeye bilmem ama bizzat gidip gören ve o bölge insanları ile her daim irtibatta olan biri olarak bu yazdıklarını şiddetle reddediyorum.

Musa Orhan denilen o namussuz, hayasız yüzünden İpek Er’in yaşadığı korkunç bir trajedir kabul ama onun hikayesinden Batmanlıların kız çocuklarını bir eşya gibi gördüğü ve alışveriş aracı olarak kullandığı sonucunu çıkarmak da terbiyesizliktir, alçaklıktır!

Sadece Batmanlı erkekleri değil…

Kadınlarının da tamamını güçsüz, zayıf karakterli gibi tanımlayıp aşağılayan, horlayan bu şuursuzca yazılmış yazı nedeniyle hem Özgentürk hem de yayınlayan Cumhuriyet derhal özür dilemelidir.

Işıl Hanım da, gazetesi de bilmeli ki…

Batmanlı o değil çünkü!

Hele hele kadınları hiç değil!

Bu aralar bir ev taşıma, yerleştirme telaşım var. O yüzden yazılarıma tam gaz devam edemiyorum.

Ancak elimden geldiğince de gündemi takip etme gayretim devam ediyor.

Yani yazamıyorum ama olandan bitenden haberim var.

30 Ağustos kutlamaları ile ilgili yaşanan tartışmalar da bunlardan biriydi mesela.

Son derece absürd bulmuştum Zafer Bayramı kutlamalarına getirilmesi düşünülen kısıtlamaları.

Hatta geçen hafta Halk TV’de katıldığım bir yayında; “Düğün dernek halay devam ederken… Malazgirt kutlamaları için hummalı bir biçimde hazırlık yapılırken koronavirüs riskinin bahane edilip 30 Ağustos kutlamalarına kısıtlama getirilmesinin düşünülmesi pek hayra alamet değil!” demiştim.

Demek ki bunu idareciler de gördü ve 30 Ağustos kutlamalarında düşünülen o kısıtlamalar pek uygulamaya konulmadı…

Ben İstanbul’un Kadıköy ilçesindeydim dün.

Sabah saatlerinde ilçeyi boydan boya gezen konvoya denk geldim.

Büyük coşku vardı.

Evet bazı illerde tartışmalar yaşandı ama bazı illerde de maske ve mesafe kurallarına uyularak fener alayları dahi düzenlenebildi.

Umarım önümüzdeki yıl hiçbir risk kalmaz ve zaferin 99. yılı çok daha büyük coşku ile kutlanabilir.

Tabii bu arada günün en güzel sürprizini İletişim Başkanlığı yaptı.

Akşam Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Bando Komutanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı Mehteran Birliği ve Armoni Mızıkası Komutanlığı tarafından Zafer Bayramı’na özel bir konser gerçekleştirildi.

Konserin ardından da 300 insansız hava aracı (İHA) ile ‘30 Ağustos Zaferi’ temalı bir ışık gösterisi sergilendi.

Türk milletinin Kurtuluş Savaşı'ndaki kenetlenmesi, seferberliği, mücadelesi ve zaferini simgeleyen figürler, anlatımla gökyüzüne yansıtıldı.

Özetle… Çok yerinde ve doğru bir gösteri oldu.

Atatürk, 30 Ağustos Zafer Bayramı gibi ortak milli değerlerimizin tartışma üstü olduğu net bir biçimde vurgulandı.

Ve böylelikle de milleti birbirine düşürmek isteyenlerin gereksiz yere yaratmaya çalıştıkları polemiklere geçit verilmeyeceği gösterilmiş oldu.

Bu nedenden dolayı tebrik ediyorum İletişim Başkanlığı'nı…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00