Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Yurt dışına çıkışta PCR testinin yani koronavirüs testinin şart olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bazı ülkelerin 72, bazılarının ise 48 saat evvelinden yapılma koşulu getirdiği bu testle ile ilgili duyduklarım karşısında şoka girdim.

Nasıl duydum, nereden duydum geçelim.

Ancak paylaştığım belgelere bakarak siz de göreceksiniz ki…

Artık memleketimizde PCR testini pozitiften negatife çevirebilen bir şebeke de var.

Hikaye ilk anlatıldığında inanmadım.

Daha doğrusu inanamadım.

Çünkü bu konuda Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere yetkili tüm kurumların nasıl bir titizlik gösterdiklerini bundan 2 ay evvel yurt dışına giden oğlumda bizzat deneyimleyerek yaşadım.

Şöyle işliyor süreç...

En az 48 saat öncesine ait PCR testinizin sonucu için başvuruda bulunuyorsunuz. Ve bir devlet bankasına testin ücretini yatırıyorsunuz.

Sonra da dekontla gidip test için yetkili kılınan hastane veya laboratuvarlarda numune veriyorsunuz.

Ve sonuç daha size haber verilmeden sisteme yükleniyor.

Pozitif ise zaten Sağlık Bakanlığı’ndan aranıyorsunuz ve her şey ona göre işliyor.

Negatif ise posta kutunuza gelen sonucun bir çıktısını alıp uçuşa öyle gitmeniz söyleniyor.

Çünkü İngilizce olan test sonucunu önce Türkiye çıkışında sonra da giriş yaptığınız ülkenin pasaport kontrolünde gösteriyorsunuz.

Özetle… Bizim bildiğimiz negatif sonucu olan PCR testiniz olmadan değil uçağa binmek, havaalanın kapısından içeri dahi giriş yapmanız söz konusu değildi.

“Di” diyorum çünkü bunu mümkün kılabilen bir imkan da yaratılmış artık ülkede.

Sonucunuz pozitif olsa bile önemi yok çünkü ekstra bir efor sarf ederek testinizi negatife çevirecek bir organizasyon kurulmuş.

Bu skandalı ispat eden iki test sonucu elimde.

Bu belgeleri paylaşıyorum.

Ancak skandalın boyutunun bundan çok daha fazla olduğuna da dikkatinize çekiyorum.

Sarah Alqoobaa adlı Kuveytli, Ekim ayının 15’inde Ataköy’de bir hastaneye saat 06.00'da PCR için numune veriyor.

Sonuç 23.47'de “pozitif” olarak sisteme yükleniyor.

Ancak biletinin yanmasına razı gelmeyen, yani her ne olursa olsun ülkesine dönmek isteyen Covid-19 pozitif hasta için devreye giriliyor.

Ertesi günü, yani 16 Ekim’de bir başka hastaneye saat 14.22'de müracaat yapılıyor ve numune veriliyor.

Ancak normalde en az 8 saatte sonuç alınabilen PCR testinin negatif olan sonucu yaklaşık 40 dakika sonra hastaya İngilizce olarak teslim ediliyor.

Ve o hasta, yani Sarah Alqoobaa adlı yabancı ertesi günü yani 17’sinde Jazere Airways’e ait uçakla ülkesine dönüyor.

Bir diğer vaka ise yine Kuveytli Reem Alazemi…

16 Ekim’de PCR için numune alınıyor ve sonucun pozitif olduğu belirleniyor.

Ancak Covid-19 olduğu tespit edilen ve sisteme de bu şekilde kaydı düşülen o hasta yine Jazeera Airways'e ait uçakla 17 Ekim’de Kuveyt’e uçuyor.

Biliyorum ki okuduklarınız karşısında hepiniz tıpkı benim bu hikayeyi ilk öğrendiğim andaki gibi şoktasınız.

Tasavvur bile edemiyorsunuz bu olanı biteni.

Ama gerçek.

Dün tüm gün bunu araştırdım.

Hatta uçup uçmadıklarından emin olmak için bayağı çabaladım.

Çünkü nihayetinde emin olmadan uçtu demek yanlış olurdu.

Ama öğrendim ki kaynaklarımdan…

Uçmuşlar.

Covid-19 testi pozitif olmasına rağmen elini kolunu sallaya sallaya çıkıp gitmişler ülkelerine bu iki isim.

Tabii olayın vahameti bu kadar değil.

Bunlar belgelerine ulaştığım örnekler.

Denilene göre bu iş bayağı bayağı bir sektör olmuş İstanbul’da.

Şimdi top ilgili bakanlıklarda.

Üç kuruş daha fazla kazanmak adına adeta simsarlık yapıp testleri pozitiften negatife çevirten işgüzarlardan ve hastanelerden hesap sorma vakti onlarda artık.

Müracaat edenlerin PCR testi sonucuna 40 dakikadan daha az zamanda negatif sonucu yazan hastanenin adını hukuki mecburiyetlerden dolayı burada gizliyorum.

Ancak yetkililerin tarafıma ulaşması halinde…

Hem elimdeki belgeleri hem de başka bildiklerimi seve seve aktaracağımı da not olarak ekliyorum.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada tırmanışa geçen koronavirüs salgını ile ilgili daha evvel öngörülen ikinci dalganın yaşandığını söyleyebiliriz artık.

Avrupa başta olmak üzere dünyanın hemen her yerinde salgının bu yükselişine dair önlemler sıkılaştırılmaya başlandı.

Fransa yarından itibaren yeniden kapatmaya gidiyor.

Almanya ise 2 Kasım itibarı ile kısıtlamaların başlayacağını duyurdu.

Türkiye'de ve özellikle de İstanbul’da yükselişe geçen salgının yayılımı ile ilgili bir dizi tedbirin hayata geçirileceğini duyuyoruz.

Müzikli mekanlarda saat 24.00’e kadar olan sürenin 22.00’ye çekileceği bilgisi kulaktan kulağa dolaşıyor.

Ben bugün yarın bu türden tedbirlerin ilanının yapılacağını düşünüyorum.

Tabii bu palyatif tedbirlerle salgının daha da genişlemesi ve yükselmesi ne kadar engellenebilir emin değilim.

Okulların yüz yüze eğitim yaptığı ve iş hayatının normal akışında gitmek zorunda olduğu mevcut durumda biraz zor gibi geliyor.

Bu arada tabii salgından korunmanın esas yolunun maske ve mesafe kurallarına riayet edilmesi, yani kişisel tedbirlerin çok mühim olduğunun tekrar altını çizmemde fayda var.

Bana göre yeniden karantinalı günlere dönülmesi Türkiye için uzak bir ihtimal.

O nedenle mümkün olduğunca maskemizle, temassız yaşayacağız ve en önemlisi hijyen kurallarına dört dörtlük uyacağız.

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00