Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

ABD’nin seçim sonucu nihayet belli oldu.

Joe Biden 46. Amerikan Başkanı olarak ilan edildi.

Şahsen ben memnumum sonuçtan.

Çünkü bu sonucun Amerikan halkının hayrına olduğunu düşünüyorum.

Ülkede daha evvel hiç olmadığı kadar özellikle siyahlara, Müslümanlara ve de Çinliler başta olmak üzere diğer ırklara karşı yükselen ırkçılığın Trump’ın kaybıyla geriye düşeceğine inanıyorum.

Bu böyle benim zaviyemde ama bugün yazacaklarım başka.

Bugün bizdeki Trumpçıların halet-i ruhiyesi ile ilgili iki çift laf edeceğim.

Enteresan ama Amerikalı Trumpçılardan daha fazla Trump’a sahiplik eden onu koruyan acayip bir kitle oluştu Türkiye’de de.

Bu kitle ABD’de seçimin başlamasından önce zaten atağa kalkmıştı Trump’ın lehine…

Seçimde kazanması için de canla başla epeyce mücadele verdiler.

Kaybıyla da resmen karalar bağladılar.

Açık söyleyeyim…

Sosyal medyada ya da köşelerde Trump lehine yazılanları okuyup ya da ekranlarda yapılan yorumları izleyip kıs kıs gülüyordum ben.

Çünkü Biden’ın veya Trump’ın kazanmasının ABD’nin Türkiye ile ilişkileri bakımından bir farklılık yaratacağına inanmıyordum.

Ha Biden, ha Trump…

Ne olacaktı?

Trump yeniden seçilse Türkiye ekonomisi şaha mı kalkacaktı?

Ya da Biden’ın zaferiyle yükselişte olan doların fiyatı küt diye aşağı mı inecekti?

Bunlar bir yana...

Trumpçı bizim bazıları ile ilgili şu soru var kafamda; Bu adamın başkanlığı döneminde Türkiye’yle kurduğu ilişkiler nasıldı ki?

Şahane falandı da ben mi yanlış okudum?

Deliler gibi Trump’ı savunanlar bu adamın Amerikan halkını canından bezdiren şımarıklığını, küstahlığını bir değil birden fazla kez Türkiye’ye karşı da kullandığını da unuttular mı?

Tamam Biden’dan çok hoşlaşmıyor olabilirler ama -ki Biden’ın başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Türkiye’ye karşı nasıl bir tutum sergileyeceği de bilinmiyor! Belki de hiç beklenmedik bir biçimde iyi olacak- yahu bu adam bizim ülkemizin Cumhurbaşkanı’na; “Aptallık etme! Adam ol” mealinde çirkin, aşağılayıcı ifadelerle dolu bir mektup yazmadı mı?

Twitter’dan artistlik yapıp; “Daha önce de güçlü bir şekilde ifade ettiğim gibi, Türkiye benim harika ve emsalsiz mantığım çerçevesinde sınırı aştığını düşündüğüm bir şey yaparsa, Türkiye’nin ekonomisini tamamen yerle bir ederim. (Daha önce yaptım!)" diyerek tehditler savurmadı mı?

Tamamı kamuoyunun gözleri önünde cereyan eden tüm bu aymazlıklarına rağmen sanki bu vatanın evladı da gitmiş yaban ellerde gafil insanlara karşı savaşıyormuş gibi Trump’a kol kanat gerip, ölümüne sahiplenmek neyin kafası arkadaş?

Sırf Biden’ın başkanlığının Türkiye ile ABD ilişkileri açısından olumsuz olma riski var diye ırkçı, despot, kendini beğenmiş, narsist bir şuursuz için kendini heder etmek…

Sırf Amerikan halkının eski sağlıklı ruh haline dönüşlerinde demokratların yeniden gelmesinin hayırlı olacağına inançla Biden’dan yana tavır koyan insanlara; “Etekleriniz zil çalıyor! Sizi gidi hainler” falan diye saldırmak nasıl bir ruh halinin tezahürüdür kardeşim?

Hasta mısınız siz nesiniz yav?

Kimse sakın; “Ben sapasağlamım… Bağışıklığım kuvvetli. Bana hiç bir şey yapamaz bu virüs” demesin!

Emin olun yapıyor.

Evet. Bilim insanları bu virüsün sağlıklı, bağışıklık sistemi güçlü  herhangi bir kronik hastalığı olmayan insanlarda tahribat yaratma olasılığının düşük olduğunu söylüyorlar hep.

Ben de öyle sanıyordum.

Ancak çok yakın bir arkadaşımın kardeşinin kaybı neticesinde gördüm ki; Hayır! Mutasyona mı uğradı ne oldu bilmiyorum ama korona artık hiçbir hastalığı olmayan zıpkın gibi güçlü insanı da öldürebiliyor!

Duymuştum Covid-19 olduğunu ve hastanede yattığını ama samimiyetle söylüyorum böyle bir sonuç beklemiyordum.

Çünkü ağabeyi olan arkadaşım 42 yaşında 4 çocuk babası olan kardeşinin hiçbir kronik hastalığı olmadığını aksine sapasağlam bir bünyeye sahip olduğunu söylemişti.

Dün öğrendim ki henüz 1 hafta evvel bedenine musallat olan virüse yenik düşmüş zavallı adamcağız...

Allah rahmet eylesin.

Çok çok üzüldüm.

Lütfen artık sizler de daha çok dikkat edin.

Mümkün olduğunca dışarıda olmamaya özen gösterin.

Ve en mühimi ise maske ve mesafe kurallarına mümkün olduğunca enn yüksek seviyede riayet edin.

Edin çünkü bu bela iyice bir sardı dört yanımızı...

Her yazardan olduğu gibi benden de istifa eden Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak olayı ile ilgili yorum yapmam bekleniyor, isteniyor...

Profesyonel bakarsanız meseleye aslında bu ülkenin gündemleri ile ilgili yorum yapan bir yazar olarak son iki gündür ortalığı ayağa kaldıran bu konu hakkında yazmam doğaldır ve icap da eder.

Doğrusu kendi cephemde bir şeyler de yazarak yorumladım konuyu ancak sonra sil tuşuna basıp yok ettim.

Çünkü şunu düşündüm.

Evet çok uzun zamandır... Neredeyse 5 yıldan fazladır görüşmüyor olsak da... Sonuçta ben Berat Albayrak ile aynı grup çatısı altında aynı şirkette çalıştım.

Bir mesai arkadaşlığımız var yani...

Ha Sabah gazetesinden beni kovdular ama sonuçta o kovulmama giden süreci ben başlattım.

Ben dedim; "Kusura bakmayın sizin yayın politikanız bana ters! Ben sizinle aynı fikirde değilim. Benim görüşlerim sizinkiyle taban tabana zıt!"

Yayın politikalarına itiraz etmeyip devam etseydim belki de şu an hala Sabah'ta yazmaya devam ediyor olacaktım.

Uzatmayayım...

Berat Albayrak'ı siyasette tanımış olsaydım elbette ki yazardım bu konuyla alakalı bir şeyler ama iyi kötü bir mesai arkadaşlığımız oldu kendisiyle.

Biliyorum ki şu anda yaşadıkları onlar açısından epeyce can sıkıcı.

Tatsız...

Şimdi onlar bu kadar can sıkıntısı yaşarken.

Güç durumdayken...

Çok eskilerde de kalmış olsa...

Mesai yapmışlığımızın gereği...

Benim bu duruma ilişkin yorum yapmam profesyonelliktir belki ama aldığım kültür, edep, terbiyeye göre ise etik değildir...

O yüzden kimse benden bu konuda yorum filan beklemesin lütfen...

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00