Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

15 Temmuz hain darbe girişimi ile ilgili her dava önemli olsa da Akıncı Üssü Davası kilit konumda olan bir davaydı.

Çünkü Akıncı Üssü, darbe girişiminin karargahı, komuta merkeziydi.

Hainler aylar öncesinden bu üssü adeta alternatif bir Genelkurmay Komutanlığı gibi planlamışlardı.

Alçak niyetleri hasıl olmuş olsaydı eğer devamındaki süreçte bu üssü askeri bir merkez olarak kullanmaya devam edeceklerdi.

O gece bu üsten kalkan F-16 savaş uçakları TBMM, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Kavşağı, Ankara Emniyet Müdürlüğü Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı başta olmak üzere Ankara’nın en kritik 7 noktasına bombalar yağdırdılar.

Ve demokrasisine sahip çıkmak adına o noktalarda olan 68 masum vatandaşımız şehit düştü, 222 kişi de yaralandı.

Evet.

İşte o korkunç gece yaşananların talimatlarının verildiği karargah olan ve 3 yılı aşkın bir zamandan beridir de devam eden Akıncı Üssü Davası’nda sonunda karar verildi.

Elbette o gece yaşananları, verilen kayıpları unutmak mümkün olmayacak.

Ancak 365'i tutuklu 475 sanıklı davada verilen cezalar bir nebze olsun vicdanları rahatlattı.

Biri hariç. O da hala hiç kimsenin anlayamadığı bir biçimde ortadan kaybolan Adil Öksüz’dür...

FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in koca koca generaller, yarbaylar, binbaşılar, albaylar üzerinde tahakküm kurmak için görevlendirdiği sivil imamlar Kemal Batmaz, Hakan Çiçek, Nurettin Oruç ve Harun Biniş 79'ar kez ağırlaştırılmış müebbete çarptırıldı.

Mahkeme kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçlarından sanıkları toplamda 3 bin 901 yıl 6'şar ay hapis cezasına mahkum etti.

Dün yazıya oturmadan evvel bir daha göz attım o gece neler olduğuna ve nasıl olduğuna...

Bir gün filmi ya da belgeseli çekilir mi bilmiyorum ama…

Eğer öyle bir şey olursa...

O senaryoda mutlaka ama mutlaka bu yapıyı tanımaya ve anlamaya başladığımdan bu yana sorduğum ve bir türlü yanıtını bulamadığım şu sorunun cevabı irdelensin lütfen.

Evet. Biz FETÖ’yü ve ülkeye verdiği zararı, yarattığı tahribatın ne olduğunu artık biliyoruz, farkındayız ama bence hala şu sorunun net cevabını da bilmiyoruz.

Bunların, yani bu askerlerin beyni nasıl teslim alındı?

Düşünsenize bu beyinlerden biri Orgeneral Akın Öztürk’tü.

(Bu davada adı geçmiyor ama esasında Akıncı Üssü’ndeydi o da o gece. Sonradan neden bilmiyorum bu davadan alınıp Mehmet Dişli ile birlikte Genelkurmay Çatı Davası’na dahil edildiler.)

Üşenmedim biyografisine baktım.

1973 yılında teğmen olarak mezun olmuş ve sonrasında da kariyerini sağlam ve emin adımlarla tek tek çıkarak Orgeneral rütbesine kadar yükselmiş.

Öztürk bugün 68 yaşında.

Ne zaman tanıştı, temas etti ve FETÖ’nün emri altına girdi bilmiyoruz henüz ama…

Gerçekten acayip değil mi, Orgeneral, Tuğgeneral, Tümgeneral veya Binbaşı, Yarbay, Albay rütbelerine kadar yükselmiş insanların sadece beyinlerinin de değil... Ruhlarının, bedenlerinin ilkokul mezunu dahi olmayan ağlak, cahil bir imam bozuntusu tarafından teslim alınması?

O, F-16 pilotları mesela...

Bakındım onlara da biraz.

Hepsi birbirinden dinamik, güçlü, zehir gibi insanlar...

Ama o gece halkın üzerine bombalar yağdırdılar!

Siz de merak etmiyor musunuz?

Siz de bazen demiyor musunuz?

“Ne dediler, nasıl bir yöntem izlediler ya da ne ile efsunladılar da devletin namusu gibi koruması amacıyla emanet ettiği uçaklarla ülkesine, demokrasisine saldıracak kadar kendilerinden geçtiler?"

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00