Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Geçtiğimiz haftalarda Libya’ya insani yardım malzemesi taşıyan Türk bandıralı “Roseline A” adlı gemiye yapılan baskın malumunuz.

Geminin uluslararası hukuka aykırı bir şekilde saatlerce aranmasıyla ilgili Türkiye’nin çok sert bir dille kınamasına rağmen baskını yapan Almanya tarafından tatmin edici bir açıklama gelmedi.

Gelmesini de beklememek lazım.

Çünkü belli ki Almanya çok pis bir tuzağa düşürüldü bu konuda.

Ne diyecek?

“Biz bir ihbar aldık ve onu değerlendirdik ama o ihbar fos mu çıktı?”

Diyebildikleri, personelin arama yapmak üzere gemiye çıktığı fakat Türkiye'nin AB nezdinde olayı protesto etmesi üzerine aramayı tamamlamadan ayrıldığı oldu.

Ama bu açıklamanın bir düzmece olduğunu hepimiz biliyoruz.

Zira 16 saat süren ve tamamı kayda alınan operasyonda gemide aranmayan tek bir delik dahi kalmamış.

NATO üyesi bir ülkenin sınırları dahilinde sayılan bu şuursuz baskına Almanya sağlıklı bir gerekçe üretemeyince Avrupa Birliği (AB) girdi devreye ve skandal aramaya ilişkin bu defa da onlar, Türkiye'den izin istendiğini, belirledikleri sürede onay gelmeyince de gemide arama yapıldığını ve yasa dışı malzemeye rastlanılmadığı mealinde saçma sapan bir açıklama yaptı.

Yani neresinden tutarsan tut elinde kalan bir durum var ortada.

Tabii bu tutarsızlıklar, gariplikler perde arkasında bambaşka bir senaryo olduğuna işaret ediyor.

Eski Deniz Kuvvetleri Komutanlarından Cihat Yaycı bu senaryoyu çözmüş.

Ona göre Roseline A Gemisi’ne yapılan baskın MİT tırları kumpasına benzer bir organizasyonun parçası.

Söz konusu baskının arkasında FETÖ olduğunu dile getiren Cihat Yaycı’yı arayarak bu iddiasını hangi kaynaklara, delillere dayandırdığını sordum.

“FETÖ hem Avrupa’da hem de Amerika’da yaklaşık 1 yıldır tıpkı MİT tırları olayında olduğu gibi Türkiye'yi uluslararası camiada, uluslararası hukuk karşısında 'haydut, serseri bir devlet’ pozisyona düşürmek için uğraş veriyor zaten. Türkiye’nin Libya’ya silah taşıdığı algısını oluşturarak yöneticilerinin uluslararası mahkemelerde yargılanmasını sağlamaya çalışıyorlar. Yani diyeceğim şu ki; Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi. O nedenle ben Roseline A’ya yapılan baskını duyduğumda hiç şaşırmadım!” diyor ve sonra da altını kalın kalın çizerek şunu ekliyor;

"Twitter’da epeyce faal olan FETÖ'cü hesaplar Aralık 2019’dan beri; 'Türkiye, Libya'ya silah taşıyor', 'Hayalet gemileri var', 'Türk donanması silah taşınan gemileri koruyor, uluslararası hukuka aykırı hareket ediliyor, teröristlere silah taşınıyor' gibi onlarca paylaşım yaptılar. Hatta gemilerin resimlerini çektiler. Yani sürpriz olmadı bu baskın. Önceden hazırlığını yaptıkları bu yapılan paylaşımlardan belli zaten.”

Sonra da yapılan o eski paylaşımları gösteren tweetleri tarafıma iletti Cihat Yaycı.

Biraz inceleyince iddiasının hiç de temelsiz olmadığını gördüm tabii.

Patagonya Bahriyesi diye bir hesap var mesela.

Bu hesap üzerinden baskından aylar evvel Libya’ya MİT ve Deniz Kuvvetleri’ne ait fırkateynler aracılığıyla silah taşınarak Türkiye tarafından Libya’daki savaşın körüklendiği defalarca yazılmış.

Tamamı firari olan FETÖ’cü hesaplar da Patagonya Bahriyesi’nden yapılan bu paylaşımları yayabildikleri kadar yaymış.

Yapacakları alçaklığı, hainliği meşru kılmak adına önceden algı oluşturma konusunda pek mahir olan FETÖ bu konuda da aynı taktiği izlemiş.

Tabii bu; “Almanya bu hesapların yaptığı paylaşımları dikkate alarak yapmıştır” manasına gelmiyor.

Bu hesaplar algıcı.

Ama Almanya ihbarı çok daha ciddi bir kaynaktan almış olmalı.

Bu Okyanus ötesinde ya da güneylerimizde olan bir devletin istihbarat teşkilatı olabilir mi?

Olabilir.

Hiç şaşırmam.

Sonuçta zaten FETÖ dediğiniz hain yapı o istihbarat kuruluşlarının Türkiye’de atlarını diledikleri gibi koşturmak için kullandıkları oynar başlıklı maşası.

Bu maşa Türkiye’yi uluslararası arenada zora sokmak arzusu ile yanıp tutuşurken onu elinde tutan yabancı istihbarat örgütleri de farklı bir şey istemiyor.

Haksız mıyım?

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00