Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Bildiğiniz gibi önceki gün bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından paylaşıldı İnsan Hakları Eylem Planı…

Canlı canlı izledim.

Sanırım üzerinden 3 saat filan geçmişti ki, sordu Habertürk TV’de Veyis Ateş; “Ne düşünüyorsun? Yorumun nedir?”

“Çok heyecanlandım… Çok heyecan verici buldum!” cevabını verdim.

Ancak artık bu ifadeleri kullanırken nasıl bir yüz ifadem oluşmuşsa…

Veyis’e kal geldi bir an bu yanıtımla.

İşte o kal durumundan kurtarmak için hemen arkadan şu ifadeyi ekledim; “Heyecanlandım ama kusura bakmasınlar hiçbir inandırıcılığı yok!”

Hala da aynı şeyi diyorum.

Evet. Açıklanan eylem planı dört dörtlük.

Olağanüstü.

Ancak ya bu plan da tıpkı öncekiler gibi sadece yazıda kalırsa?

Ben bir daha mı hüsran yaşayacağım?

Bir daha mı hayal kırıklığı yaşayacağım?

Bir daha mı alay konusu olacağım?

Asla!

O nedenle bu kez temkinliyim.

Bakın çok değil.

Hatırlarsanız 3 ay evvel yine Cumhurbaşkanı; “Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” vurgusu ile hukukta, ekonomide çok radikal reformlara gidileceğinin müjdesini veren açıklamalar yapmıştı…

Ben de heyecanla, umutla, coşkuyla birkaç yazı kaleme almış ve bu açıklamaları dolayısıyla AK Parti’yi, Cumhurbaşkanı’nı avuçlarımın içi patlayıncaya kadar alkışlamıştım.

Ne oldu peki o yazımdan, heyecanımdan, umudumdan hemen sonra?

Daha yazdıklarımın mürekkebi kurumadan üst üste o açıklamaları yerle yeksan eden olaylar yaşandı.

Tek bir tanesini yazayım mesela…

Boğaziçi Üniversitesi protestoları…

Cumhurbaşkanımızın açıkladığı yeni İHEP’in 9. maddesinde şu yazıyor;

“Hiç kimse, başkalarının kişilik haklarına saygı göstermek suretiyle yaptığı eleştirileri veya düşünce açıklamaları nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamaz!”

Ve konuşmasının devamında da aynen şu ifadeler var;

İfade özgürlüğü alanında 2012 ve 2013 yıllarında yapılan temel mevzuat değişikliklerini, Birinci Yargı Paketi ile güçlendirdik. Şimdi bu özgürlüklerin alanını daha da genişletiyoruz. Mevzuatı ve uygulamayı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının en geniş şekilde teminat altına alınması doğrultusunda gözden geçiriyoruz.
Diğer insanların haklarına saygılı şekilde yapılan eleştirilerin ve düşünce açıklamalarının soruşturma konusu olmaması için hakim, savcı ve kolluk görevlilerine düzenli olarak eğitim verilmesini temin ediyoruz!

Peki her biri pırlanta kıymetinde olan Boğaziçili gençlerimiz rektör atamasına karşı çıkarken ne yaptı?

Nereyi yıktılar ya da yaktılar?

O gençler anayasal hakları olan protestolarında kime zarar verdiler de üniversiteye polis sokulup ablukaya alındılar?

En ufacık bir şiddete, vandallığa başvurmadan sırf rektör atamasına karşı çıkıyorlar diye niye dünyadaki en saygın üniversitelerimizden biri olan Boğaziçili çocukları evlerinden sabaha karşı yapılan polis operasyonlarıyla gözaltına aldık?

Ya da niye aralarında anası babası AK Parti’de aktif pozisyonlarda olanlar dahil o gençlerimizi “terörist, vatan haini” bilmem ne deyip deyip toplumun önünde harcamaya çalıştık?

Ya fi tarihi filan değil bu yazdıklarım…

Üç beş gün önce yaşananlar.

Benim anlayamadığım şu; “Biz Anayasal hakkın ne olduğunu bilmiyorduk da bize birdenbire aydınlanma mı geldi?”

Yani evet 2 gün önce açıklanan İHEP'te (İnsan Hakları Eylem Planı) yazanlar muhteşem, harika, olağanüstü filan da…

Sanki yeni bir şeyleri keşfediyormuş gibi bir hava yaratılması da tuhaf.

İHEP'te yeni olan üç beş küçük ayrıntı dışında her şey bizim sahip olduğumuz anayasamızda yazılı zaten.

Sorunumuz da bu zaten.

Yazılı olanların sadece yazıda kalması.

Uygulamada o yazılı olanlara uymamak, uygulamamak ve aldırış etmemek.

Biz bu sorunu ortadan kaldırırsak zaten her şey kanuni, nizami olacağı için eskiyi sıfırmış gibi sunmaya gerek kalmaz.

Sözün özü değerli okurlarım…

Cumhurbaşkanımızın açıkladığı ve büyük heyecan yaratan İHEP gerçekten şahane, harika vs de…

Yine yazıda kalırsa neye çare!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!