"Grup Yorum" değil, "Grup İnfaz"!
İstanbul Üniversite’sinde, öğrenciyken tanıştım Grup Yorum’un müziği ile.
Üyelerinin belli bir ideolojik anlayışa sahip olduğu bilinirdi ama o dönemler çok fazla yansıtmazlardı bu ideolojik anlayışı.
O nedenle de şarkıları demokrat tüm öğrencilerin dillerine pelesenkti.
Demokratlıktan kast ettiğim sadece sol görüşlü öğrenciler değildi tabii…
Dönem iktidarlarının baskıcı uygulamalarından nasibini alan İslamcı gençler de çok severdi Grup Yorum’un şarkılarını, türkülerini.
Mesela YÖK’e karşı toplu bir eylem olurdu kampüste.
Tabii başörtü başta olmak üzere YÖK eliyle dayatılan yasaklara karşı çıkan ve kendilerini; “Müslüman Gençlik” olarak tanımlayan arkadaşlarımız da mutlaka o eylemlerin göbeğinde olurdu.
Konuşmalar yapılır, sloganlar atılır ve final mutlaka türkülerle bitirilirdi.
Ve halaylar çekilen bu türkülerin bir kısmı da Grup Yorum’dan olurdu.
“Çav Bella” yorumlarına herkes bayılırdı mesela.
Ancak dedim ya; o dönemler ideolojik anlayışlarını çok yansıtan bir grup değildi.
Sonradan ama tamamen teslim oldular DHKP-C adlı illegal terör örgütü olarak bilinen o yapıya.
Tabii, her konserlerinde, her albümlerinde; “Müzik evrenseldir” mottosuna sıkı sıkıya bağlı olduğunu söyleyen bazı grup üyeleri de bu sorgusuz, sualsiz teslimin karşısında teker teker kopmaya başladı.
Kurucu Tuncay Akdoğan ve o dönemlerin en beğenilen solisti İlkay Akkaya ilk isyan bayrağını açanlar oldu.
Sonra daha bir sürü isim ayrıldı.
Ayrılanların yerine ise daha “Şahin”ler geldi.
Önceki gün Twitter hesabından yapılan açıklamaya bakılırsa bu Şahinler iyice zıvanadan çıkmış artık.
Müzik grubu değil sanki infaz timi!
Kendine farklı bir hayat kurmak isteyen eski üyelerinden Dilan Ekin’i ihanetle suçlayıp; “Yoldaşlarını yarı yolda bırakmış, rahat, bencilce yaşam için arkasına bile bakmadan çekip gitmiştir. Selam vermeye değmeyen birisidir. Ona selam vermeyin, görüşmeyin. Onunla ilişki yürütmeyin. Onun safı işkencecilerin, Helin’i, İbo’yu katledenlerin safıdır. Düşünü kurduğumuz bu tertemiz dünyamızda, “Dilan Ekin” gibi yoldaşını satanlara, kirlenmişlere yer yok!” zırva ifadelerle adeta hedef göstermişler kızcağızı.
Müzik, türkü, evrensellik, demokratlık filan hak getire yani!
Daha üniversite yıllarından bu grubu ve bağlı olduğu ideolojik yapının anlayışını çok iyi bildiğimden…
Şaşırmadım tabii bu duruma…
Şaşırdığım niyeyse sol, sosyal demokrat kesimlerin şaşkınlığı…
“Müzik evrenseldir”le yola çıkıp, ruhlarını DHKP-C gibi eli kanlı bir terör örgütüne teslim etmiş bir gruptan ne bekleniyordu ki?
Yüzlerce gencecik insan bu temsil ettikleri anlayış yüzünden yok olup gitmedi mi zaten!
Üniversitemden bizzat ben biliyorum, tanıyorum birkaçını yahu.
Bir lokma insanlar, en güzel yıllarına henüz adım atmışken bu faşizan anlayış onları analarının, babalarının ellerinden alıp, toprak altına vermedi mi?
Ne olacaktı yani?
“Ben ölüm orucuna devam edip, ölmeyi değil… Yaşamayı tercih ediyorum” dediğinde sözüm ona halkların ve hakların savunucusu olduğunu iddia eden silahlı örgütünün temsilcisi olan Grup Yorum’un, zavallı, gencecik bir kızcağızın sırtını sıvazlayıp, arkasından methiyeler dizip de onu güle oynaya yeni hayatına gönderecekleri mi sanılıyordu?