Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Lafa nereden başlayacağımı, nesini, hangi tarafından tutup da yazacağımı bilemiyorum.

Çünkü karşımdaki manzara hakikaten absürd!

Görmüştüm Sezen Aksu’nun İkizdere'de yapılması planlanan taş ocağı için sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımı ve yalan yok şaşırmıştım da…

Hatta kendi kendime bir “Heytt” çekip; “Vay Sezen sahalara geri döndü!” demiş ve sevinmiştim.

Çünkü uzun zamandır sesi soluğu çıkmıyordu.

Kabuğuna çekilmiş gibiydi.

Ve ben bu duruma açıkçası çok üzülüyordum.

Çünkü Sezen gibi toplumsal meselelere duyarlılığı olan sanatçıların sadece besteleri, şarkıları ile değil…

Gerek dünya, gerekse ülkede olup bitenlerle alakalı yorumlarıyla da halkın gündeminde olmalarının bir ihtiyaç, bir gereklilik olduğuna inananlardanımdır.

Hele hele de insan hakları, demokrasi temelindeki tartışmalarda, doğayı, çevreyi ilgilendiren konularda…

Susmaları, sessiz kalmaları değil…

Bilakis konuşmaları, yorum yapmaları beklenir.

Ve bu durum sadece Türkiye için de geçerli değildir.

Tüm dünyada kamuoyuna mal olmuş, duayen tabir edilen, star görülen sanatçının toplumu ilgilendiren sorunlarla, tartışmalarla ilgili görüşünü beyan etmesi istenir.

Bizde de böyleydi aslında.

Ama nasıl bir dönemden geçiyorsak…

Nasıl bir atmosfer varsa ülkede…

İktidara aykırı, iktidarın kararlarını, politikalarını, uygulamalarını eleştiren, karşı çıkan fikirlere sahip sanatçı kesimi sessizliğe gömüldü.

Toplumsal meselelerimizle alakalı konuşanlar, röportajlar verip fikir beyan edenler ise genellikle iktidara destek veren sanatçılar.

Demiyorum; “Konuşmasınlar, destek vermesinler veya yaptıkları yanlış!”

Konuşsunlar elbette.

İçlerinden ne geliyorsa paylaşsınlar kamuoyuyla.

Hiç sorun değil.

Ancak onlar rahatlıkla fikirlerini beyan ederken, onlar gibi düşünmeyen sanatçılarımızın da görüşlerini paylaşmasına bir zahmet müsaade edilsin.

Nedir bu, sırf doğayla ilgili tahribat tehdidine tepki gösteren halktan yana tavır aldı diye, bu ülkedeki milyonlarca kalbe dokunan sözlerin, bestelerin kraliçesine iftira edip, bir ton hakaret, küfür eşliğinde; ”İkizdere üzerinden hükümete saldırdı!” deyip Sezen Aksu gibi bir değeri; “Darbeciiii” deyip infazlamaya kalkmak?

Nereye varacağınızı sanıyorsunuz siz bu kafayla?

Ki, şunu da hatırlatırım…

Bugün uyarınıza gelmedi diye; “Darbeci” ilan ettiğiniz o Sezen…

Vaktinde de bu iktidara en çok desteği veren sanatçılarımızdan biriydi.

Başta “sivil anayasa”, “çözüm süreci” olmak üzere AK Parti’nin geçmiş zamandaki tartışmalı politikalarının halk tarafında kabul görmesi için kendi mahallesinden dayak yiyeceğini bile bile omuz vermiş bir isimdi.

O yediği dayaklar hala arşivlerde duruyor.

Unuttunuz mu; “Büyük sanatçı Sezen Aksu’dan Başbakan Erdoğan’a destek telefonu!” deyip de gazetelerinize attığınız manşetlerinizi!

Ohh ne ala ya!

İktidarınızın politikalarından yana tavır aldığında sanatçı baş tacı…

Almayınca ama; “Darbeci!”

Ayrıca ne demiş Sezen?

Günlerdir vadisine, doğasına, memleketine sahiplik için ağaçların tepelerinde, dozerlerin önünde yatan iktidarınızın oy deposu Rize’de yaşanan bir sorunu işaret edip; “Bu memleket bizim, analarımızın, babalarımızın, çocuklarımızın memleketi... Bizim iktidarlara verdiğimiz geçici yetki, yaşam alanlarımız ve hayatlarımız elimizden alınsın diye değil... Halkınıza böyle davranmakta ısrar ederseniz yetkinizi aşmış ve meşruiyet zeminini kaybetmişsiniz demektir!” diyerek dostça uyarmış.

İyilik yapmış yani.

Azıcık gözünüzün önündeki perdeleri kaldırıp, objektif bakabilseniz, azıcık holigan gibi değil de tarafsız bir gazeteci gibi okuyabilseniz söylediklerini…

Göreceksiniz aslında değerini de…

Bu kafayla zor ama…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00