Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Gazeteci Elif Çakır başörtüsünü çıkarmış.

Kendi tercihi, saygı duyarım.

Ama yaşadığı bu radikal değişimin toplumda tartışılır olmasını da anlarım.

Nihayetinde kamuoyuna mal olmuş insanların yaşadıkları haber değeri de taşır.

Tartışma konusu da olur!

Mesela bu tip figürler evlenir haber olur.

Boşanır yine haber olurlar.

Ha… Elif Çakır, Elif Çakır olmasa idi kimsenin dikkatini çekmeyecekti ve dolayısıyla da kimsenin umurunda olmayacaktı başörtüsünü çıkarmış olması.

Ben böyle onlarca insan tanıyorum.

Hatta bir ahbabımızın kızı 3 kez çıkardı ve taktı.

Etrafı dışında kimsenin umurunda olmadı bu gel gitleri…

Ama Çakır, kamuoyuna mal olmuş bir isim, gazeteci, TV yorumcusu…

Başörtüsü yasağına karşı verilen mücadelenin öncü kalemlerinden biridir kendisi.

Ve en en mühimi, tarihimize; “Kabataş” olarak geçmiş olayın gündeme gelmesinde ön ayak olmuş ve o olaylarda mağdur olduğu iddia edilen Zehra Develioğlu’nun yaşadıklarına başörtüsünün neden olduğunu o tarihlerde hararetle savunmuş kalemlerin en başındaki isimdir.

Sıradan bir vatandaşa; “Bildiğin 10 başörtülü gazeteciyi say!” denilse…

Elif Çakır en başa yazılacak sembollerdendir.

Dolayısıyla örtüsünü çıkarması dikkat çekicidir ve onunla aynı görüşü paylaşsın ya da paylaşmasın insanların bunun nedenini sorgulaması da gayet doğaldır.

Şahsen ben de merak etmedim değil neden böyle bir tercihi yaptığını…

Yanıtını alırım alamam ayrı konu ama sonuçta; “Ne oldu da, ne gördü ya da ne düşündü de daha gencecik bir kız çocuğu iken örtünmeyi tercih etmiş olan Elif Çakır örtüyü çıkarmaya karar verdi?” diye sorgularım…

Bu sorgulamayı çok insan yaptı.

Kimi benim gibi içinden.

Kimi ise açıktan…

Benim anlamadığım şu;

Hakaret, küfür, tehdit olmadıktan sonra bu tür sorgulamaların neden; “linç, aşağılama, horlama” şeklinde okunuyor olması.

İsmi kamuoyuna mal olmuş başı açık bir kadın kapatınca yani örtününce haber oluyor günlerce ve hatta röportaj için peşinden koşuluyor da…

Çıkarınca niye olmasın?

Yani niye örtüyü takınca “şakşak” yapılması bekleniyor da…

Çıkarınca üç maymun pozisyonuna geçilmesi isteniyor insanlardan…

Garip!

İçinde azıcık memleket sevgisi olan herkesin yüreğini dağlayan orman yangınları ve pek tabii bağlantılı tartışmaları devam ediyor.

Bunlardan en önemlisi de yangın söndürme uçakları hususu…

Dün bu konudaki görüşümü paylaştım sizlerle.

“Dört bir yanı orman olan Türkiye’nin neden bir uçak söndürme uçağı filosu yok?” soruma THK’nın elinde olan uçakların neden kullanılmadığını da eklemiştim.

Yanıt önce Tarım ve Orman Bakanı Ekrem Pakdemirli’den geldi.

Bakan, THK’nın elindeki uçakların kullanılır durumda olmadığını öne sürdü.

Ancak gerek kurumun eski yöneticileri gerekse mevcut kayyum yönetiminden Bakan'ın iddiasını çürüten açıklamalar geldi ardı ardına.

Dün öğleden sonra Afşin Yurdakul’un Habertürk TV’de programına katılan Türk Hava Kurumu Başkanı Cenap Aşçı’yı bizzat dinledim.

Aşçı; "Elimizde 6 tane uçak var. 2011-12'de başlayan süreçten beri bakımları yapılmamış, yedek parçaları değiştirilmemiş. Biz kayyum olarak göreve başladığımızda yangın sezonu bitmişti. THY uçağı da olsa, Lutfhansa uçağı da olsa yatınca maalesef atıl hale geliyor. Yaklaşık olarak 4 milyon dolarlık bakım maliyetiyle karşı karşıyayız. Uçaklarımızın bakımlarını peyderpey yapmaya çalışıyoruz. Ama bir anda 4 milyon dolarlık bakım yapma imkanımız yok” ifadelerini kullandı.

Yani diyor ki THK Başkanı; “Bakımları yapıldığı halde elimizdeki uçaklar pekala iş görebilirler!”

Dün de yazdım.

Rusya’dan kiralanan uçaklara günlük 1.3 milyon TL ödüyoruz.

THK’nın uçaklarının bakımı için ise gereken miktar 4 milyon dolar.

Yani, 25 günlük kiralama bedeli ile kendi malımız olan o 6 uçağın bakımlarını yapıp işler hale getirebiliriz.

Öyleyse neden yapmıyoruz?

Niye ısrarla ve inatla kiralama yoluna gidiyoruz?

Eğitim sistemimiz resmen alarm veriyor.

Bunun en bariz kanıt dün açıklanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçlarıdır.

Pandemi gölgesinde yapılan sınava toplam 2 milyon 416 bin 974 kişi girmişti.

Sonuçlara göre adayların yüzde 32’si barajı geçemeyerek tercihte bulunma ya da ikinci oturuma girme hakkını elde edememiş.

40 soruluk matematik testindeki doğru yanıt ortalaması 5’te kalmış.

Eğitim uzmanı değilim.

Ancak yıllarca eğitimi için uğraştığım bir evladım var ve bundan dolayı da az çok tabloyu analiz edebiliyorum.

Evet son bir buçuk yıldır pandemi dolayısıyla şartlar zorlaştı ve eğitim olumsuz etkilendi.

Ancak bu kadar başarısız bir tablonun nedeni sadece “pandemi” olamaz.

Sistem çökmüş bana göre.

Bitmiş.

Başka türlü açıklanamaz 1 milyon öğrencinin barajı bile geçememesi.

Çok sorunumuz var.

Bin tane derdimiz var evet ama bence eğitim ile ilgili sorunumuz hepsinin, tamamının üzerinde bir sorun.

Eğitim sistemimiz acilen ameliyata alınmalı.

Tez elden revize edilmeli…

Aksi halde çok kötü, boş, bomboş bir geleceğe doğru yol almaya devam edeceğiz…

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00