Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

Değerleri, insanlığa sundukları hizmetin kıymeti, yaşanan salgın dolayısıyla daha bir anlaşıldı tıp hekimlerinin…

Onlarcası başkalarının hayatını kurtarmak adına canından oldu.

Aralarında gerçekten hocaların hocası olarak bilinen Profesör Doktor Cemil Taşçıoğlu ve onun gibi alanında olağanüstü bilgiye, tecrübeye sahip bilim insanları da vardı.

Hepsine rahmet diliyorum bir kez daha.

Tabii sadece onlara değil bu salgın belasında hayatını kaybeden tüm sağlık çalışanlarına Allah gani gani rahmet eylesin…

Bu arada bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Canını dişine takarak gece gündüz insanlık için çalışan bu insanların kıymetini bilmek sadece; ”Harikasınız, şahanesiniz, büyüksünüz” filan güzellemeleri yapmakla olmuyor.

Bunun somut bir karşılığı olmalı.

Hatırlarsanız…

Pandeminin ilk başladığı zamanlarda tüm sağlık çalışanlarının gösterdiği dirayet, performans ve fedakarlığın mutlaka ve mutlaka en doğru biçimde değerlendirilmesi konusunda toplum olarak gönül birliğimiz vardı.

Ne kadarı gerçekleşti ya da yapılanlar hekimleri ne kadar tatmin etti bilmiyorum ancak Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın toplumun da bu arzusunun yerine getirilmesi için o dönemler verdiği çabayı biliyoruz.

Önceki gün bu çabalarından biri daha hayata geçti.

Doktorlara maaş artışlarına ilişkin düzenleme TBMM’de tüm siyasi partilerin ortak önergesi ile kabul edildi.

Bu kapsamda, pratisyen hekimlere 2 bin 500, uzman hekimlere, diş hekimleri dahil olmak üzere 5 bin lira zam uygulanacağı açıklandı.

Hekimler adına kulağa son derece hoş gelen bir gelişme…

Ama bizim gibi işin içinde olmayanlar için.

İşin içinde olanlar yani açıklanan bu zamlardan faydalanacağı bilinen hekimler için durum hiç de öyle değil.

Kafalar allak bullak olmuş tamamında.

Mesela benim bire bir görüştüğüm hekimler yapılan zammın hangi şartlarda uygulanacağını bir türlü anlayamamışlar.

Sadece onlar değil binlerce üyesi olan tartışma platformlarından www.drtus.com adlı siteye girdiğinizde de hekimlerin yaşadığı kafa karışıklığını çok net bir biçimde görüyorsunuz.

Kimse bir şey anlamamış mevzudan.

Birbirlerine sorup duruyorlar.

Çoğuna göre yapılan bu zamlar mevcut sabit dönerlerden ya da performans gelirlerinden kesilecek.

Yani zam gerçek, doğru ama bu zamla birlikte diğer gelirler kesileceği için yapılan zam kıyağının hiçbir anlamı kalmıyor.

Meseleye tam vakıf olmadığım için ne diyeceğimi bilmiyorum.

Belki de yanlış düşünüyor hekimler.

Belki de mevcut ek gelirlere dokunulmadan son zamlar yansıtılacak.

Her neyse ne…

Sonuçta Sağlık Bakanlığı bu karmaşayı sonlandıracak bir açıklamayı ivedilikle yapmalı!

Çünkü maalesef son sürat devam etmekte olan salgın belasıyla ölümüne mücadele veren bu insanları bir de gelirleri konusunda yok yere endişelendirmiş ve üzmüş oluruz.

Ki, kanımca hiç gereği yok böyle bir duruma!

Oldum olası ürkmüşümdür kamyonlardan ve muadili araçlardan.

Uzun yolda özellikle uzak durmaya çalışırım.

Çünkü hem çok büyükler, ağırlar hem de çok hızlılar.

Altlarındaki o dev aracın verdiği özgüvenden midir nedir bilmiyorum şoförleri de bir farklı havadalar hep.

Fazla umursamaz fazla kayıtsız.

Nitekim bu yüzden de çok korkunç kazaların yaşanmasına sebep oluyorlar.

Bunlardan biri de önceki gün yaşandı.

Mutlaka hemen hemen tüm televizyonlardan verilen; “Maltepe’de yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isteyen 79 yaşındaki Yurdanur Gözoğlu beton mikserin çarpması sonucu yaşamını yitirdi!” haberi dikkatinizi çekmiştir.

Tesadüf bir acı maalesef.

Hayatını kaybeden Gözoğlu, Ciner Medya Grubu çatısı altında çalışan ve hepimize kusursuz kantin hizmeti veren arkadaşımız Başar’ın annesiymiş.

Dün başsağlığı için aradığımda ne diyeceğimi bilemedim Başar’a.

Bir kendi bir de anacığı vardı.

Onu Kovid’den korumak için nasıl mücadele vermiş 2 sene boyunca.

Ve annesinin şehrin ortasında üstelik de yaya geçidinde bir beton mikser tarafından katledildiği haberi verildiğinde dakikalarca gerçek olduğuna inanamamış.

“Çünkü o çok dikkatli bir yayaydı. Yaya geçidinden geçerken dahi tedbiri asla elden bırakmazdı. Artık nasıl sürüyordu o koca aracı? Ya da sürerken nereye bakıyordu bilmiyorum ama katil oldu ve biricik annemi aldı elimden!” derken hıçkırıklara boğuluşuna çok ama çok içim acıdı.

Başar’ın polisten öğrendiğine göre sürücü Samet İşbaralı; “Boyu çok kısa olduğu için kadıncağızı görmedim!” diye bir gerekçe sunmuş.

Kardeşim…

Boyu uzun ya da kısa!

Sen yaya geçidine geldiğinde neden her ihtimale karşı yavaşlamıyorsun?

Niye aynı hızınla devam ediyorsun sürüşe?

Ne oldu şimdi?

Üç dakika daha erken varacaksın diye gideceğin yere…

Zavallı, masum bir kadıncağızın katili oldun.

Ve hem onun hayatını çaldın hem de hayatta annesinden başka yakını olamayan biricik evladına böyle korkunç bir acı yaşattın!

Yazık değil mi?

Günah değil mi?

Bir insan nasıl bu veballe yaşar?

Bu arada katliam saat 15.00'de gerçekleşmiş.

Kamera kayıtları ortada.

Korkunç o anlar anbean görülüyor.

Soruyorum yetkililere bu meseleden sorumlu olanlara!

Şehrin en işlek caddelerinden birinde ve yayaların en yoğun olduğu saatte ne işi var o katil beton mikserinin!

Bildiğim kadarıyla aslında yasak o saatlerde ağır vasıta araçlarının şehir içinde hareket halinde olması.

Hal böyleyken neden göz yumuluyor?

Kim yumuyor?

Ve ne uğruna?

Lütfen cevap!

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
0:00 / 0:00