Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Muhalefetin bir baskın seçim ihtimaline karşı pozisyon almasını gayet akıllıca bulduğumu ancak bu pozisyonu alırken; “Erdoğan artık çok yıprandı! Bitti! Kim çıkarsa çıksın karşısına, seçimi yüzde 100 alır!” rehavetiyle planlama yapmanın kendileri açısından pek hayra alamet olmadığını da söyleyerek başlamak istiyorum yazıma...

        Evet bu argüman seçmeni şu an mutlu, geleceğe dair umutlu edebilmek için kullanılacak bir argüman olabilir.

        Ama bunu yaparken bir yandan da bunun gerçekliği olmayan bir şehir efsanesi olduğu akıllardan çıkartılmamalı.

        Ne yazık ki öyle olmuyor ama.

        Bazıları seçmeni motive edeyim derken kendilerini öyle bir kaptırmış durumda ki bu efsanenin doğru olabileceği fikrine...

        Hani nerdeyse; "Seçimi kazandık! Zafer bizimdir!" filan diye ilana çıkacaklar.

        Oysa ki yok öyle bir şey!

        Tamam. Mevcut atmosfer aleyhine gibi görünebilir Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın.

        Ki, öyle de…

        Daha önceleri de defaatle yazdım, söyledim.

        20 yıldan beri ilk defa kaybetmeye bu kadar yakın Tayyip Bey.

        Hakikaten de ciddi risk taşıyor önümüzdeki seçim o ve partisi açısından.

        Ancak buna mukabil unutulmaması gereken çok önemli bir ayrıntı da var.

        O da Erdoğan’ın tam bir seçim kazanma makinesi olduğu gerçeğidir.

        Bugün kaybetmeye çok yakın gibi olabilir ama yarın seçim sathına girildiğinde aleyhine olanları pekala lehine çevirebilir bu makine!

        Yapmadığı şey değil bu keza.

        2015 yılında 6 ay arayla yapılan iki genel seçimi hatırlayın lütfen.

        Siyaset derslerinde apayrı bir başlık altında okutulması gereken bir süreçtir o süreç.

        Özetle...

        Kabul edilsin ya da edilmesin hem siyasal hem de duygusal zekası çok yüksek bir lider Erdoğan.

        Öyle hamleler, manevralar yapar ki kampanya başladıktan sonra…

        Bırakın çekirdek seçmenini topyekûn geri kazanmayı...

        Muhalefetten bile oy çalabilir.

        O nedenle; “Kaybetti! Bitti” vesaire diyenlerin büyük bir hezeyan, büyük bir yanlış içerisinde olduğunu huzurlarınızda not olarak düşmek istiyorum.

        Bu tezimi hangi siyasetten, görüşten, partiden olduğu da mühim değil.

        Erdoğan’ı tanıyan, bilen doğru analiz edebilen tüm siyasilerin, gazetecilerin, akademisyenlerin, araştırmacıların da kabul edip, hakkımı teslim edeceklerini düşünüyorum.

        Çünkü doğru tektir.

        Onlar da biliyorlar Necmettin Erbakan gibi bir siyasi dehanın tedrisatından geçmiş ama vakti geldiğinde o dehayı bile alt etmeyi başarmış ve sonrasında da adını Türkiye siyasal tarihine; “20 yıl boyunca girdiği genel ve cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı ve tek başına iktidar oldu!” şeklinde yazdıran bir aktör olduğunu…

        Yani eğer kafaya takarsa...

        Rakibi veya değil.

        Siyaset sahnesinde kim varsa sulu götürüp, susuz getireceğini…

        Not: Muharrem İnce’nin en büyük sorunlarından biri buydu mesela. Kendini öyle inandırmıştı ki rakibinin kaybedeceğine… Giresun mitingi dönüşünde uçaktaki sohbetimizde, Erdoğan’ın kazanma şansının güçlü olduğunu ifade ettiğimde, küçümsemişti tezimi ve alaycı bir tavırla aynen şöyle demişti; “Siz fazla abartıyorsunuz bu Erdoğan’ı Sevilay Hanım. O kadar güçlü bir figür değil yahu! Erdoğan dönemi kapandı artık. Bitti!”

        Anketler ne kadar gerçekçi?

        Anketler ne kadar gerçekçi?
        0:00 / 0:00

        Birçoğunu gerçekçi bulmam ama yine de çok çok merakla takip ederim seçim araştırmalarını, anketlerini…

        Niye gerçekçi değil diyorum.

        Çünkü araştırmaları yapan firmaların birkaçı hariç diğerleri öyle ya da böyle bir siyasal partiye angaje.

        Kimi siyasi ikbal peşinde olduğundan...

        Kimi ise cirosunu artırma derdinden.

        Çok az araştırma şirketi var objektif olarak araştırmalar yaptığına inandığım.

        Bunlardan biri Metropoll Araştırma’dır.

        Şirketin araştırma sonuçlarını daha steril buluyorum.

        Sahibi Özer Sencar’ın analizlerini de daha doğrucu.

        Bir de klişe; "Bugün seçim olsa kime oy verirsiniz?" soruları yerine seçmenin nabzının doğru tespit edilebilmesi adına daha sinsi sorular yöneltiyor Metropoll.

        Mesela son araştırma…

        Çok çarpıcı geldi sonuçları.

        Tek soruyu iki farklı kitleye sorarak çok kritik bir meselenin cevabını almış seçmenden.

        Soru şu; “Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayını beğenmezseniz ne yaparsınız?”

        Önce tüm seçmenlere sorulmuş...

        Cevaplar şöyle;

        Muhalefetin adayı kim olursa oy veririm:% 40

        Sandığa gitmem: % 12.9

        REKLAM

        Erdoğan’a oy veririm: % 42

        Fikrim yok/ cevap yok: % 5.2

        Bir de sadece muhalif seçmene sorulmuş.

        Orda da sonuç şöyle olmuş:

        Muhalefetin adayı kim olursa oy veririm: % 58

        Sandığa gitmem: % 18.1

        Erdoğan’a oy veririm: % 16.9

        Fikrim yok/cevap yok: % 6.9

        Yani değerli okurlarım…

        Bu tek soru ile Metropoll araştırması muhalefetin; “Erdoğan bitti! Karşısına kimi koysak kazanır!” mottosunu çürüğe çıkartmış.

        Özetle seçmen diyor ki; "Seçim öyle çantada keklik filan değil kardeşim!Ne koşulda olursa olsun adayın kim olacağına bakarak oy kullanacağım!"

        Ki, bu koşullarda sorulduğunda yani ennn iyi koşullarda dahi seçmenin ancak % 40’ı “Aday kim olursa olsun oy vereceğim” diyor.

        O yüzden muhalefet en doğru adayı bulmak zorunda.

        Buna mecbur.

        Aksi halde kaybederler bu seçimi de.

        Ve uyarayım; böyle bir durumda sorumluluğu olan siyasilere bunun bedeli seçmen tarafından da ağır ödetilir! Bir kez daha, “Bir şans daha verelim” deyip vicdan filan yapmazlar bunu da minik bir uyarı notu olarak iliştireyim...

        Diğer Yazılar