Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Dışarıdan baktığınızda çıtı pıtı sıradan bir genç kadın. Güler yüzlü, neşeli, esprili, alçakgönüllü. Görür görmez vurulacağınız bir güzelliği yok ama sevgiyle parlayan gözleri ve huzurlu bir kalbin yansıması hoş bir görüntüsü var. Tanışır tanışmaz sevebileceğiniz insanlardan biri Leïla Martial.

        Sonra konser saati geliyor ve her şey değişiyor. Bu sıradan görünümlü genç kadın sahne ışıkları altında adeta mutasyona uğruyor.

        Ağzını açıp söylemeye başladığında bambaşka, tanımlanamaz, ulaşılamaz bir anlam kazanıyor. “Sınırsız yaratıcılığın sesi” diyorlar ona. Enstrüman olarak sesi kullanıyor. Sahnede üç kişi var. Bir gitar, bir davul ve Leïla.

        Leïla, sahnede öyküler anlatıyor. Bu öyküleri kelimelere dökmüyor ama hayallerini, umutlarını, hüzünlerini algılamanızı sağlıyor. Bunu grup arkadaşları Pierre Tereygeol (gitar)ve Eric Perez’in (davul) yardımıyla yapıyor kuşkusuz. Kaç kişi olurlarsa olsunlar ister yüz, ister iki, müzik grupları arasındaki uyumdan söz edilir hep.

        Leïla Martial Trio’da bence uyumdan fazlası var. Öyle ki bir süre sonra üçlünün kalplerinin birlikte attığını hissediyorsunuz. Ve bu ekileşim ister istemez sizi de sarıp sarmalıyor. 25. İzmir Avrupa Caz Festivali’nde İzmir Fransız Kültür Merkezi işbirliği ile konser veren Leïla Martial Trio, insan sesinin en güçlü enstrüman olduğuna bir kez daha inanmamı sağladı.

        Güçlü bir kadın vokal

        İzmir Fransız Kültür Merkezi’nin zarif Müdiresi Caroline David, festival basın toplantısında gazetecilere Türkçe hitap etmiş ve 12 Mart’ta Dünya Emekçi Kadınlar Günü Haftasında Festivale, geçen yıl olduğu gibi güçlü bir kadın vokalle katılmaktan kıvanç duyduklarını söylemişti.

        Geçen yıl Festival kapsamında iki konser veren Marie Mifsud’un olağanüstü performansı hala belleklerimizden silinmemişken doğrusu haberi sevinçle karşıladım.

        Ancak haberin ben dahil Mifsud deneyimini yaşayan herkesin beklentilerini yükselttiğini de söylemeliyim.

        Bir konsere yüksek beklentilerle gitmek her zaman mutlu son getirmez ama bu kez sonuç muhteşem oldu. Konser çıkışında, kentin kültür ve sanat yaşamına zarif dokunuşları hissedilen Caroline David’in 26. İzmir Avrupa Caz Festivali için nasıl bir sürpriz hazırlayacağını konuşuyorduk. Beklentimiz iyice yüksek artık ama sonucun da en az beklentimiz kadar parlak olacağına inancımız tam.

        25. İzmir Avrupa Caz Festivali peşpeşe gelen konserleri ile yoğun ve doyurucu geçiyor. Hemen her akşam farklı bir caz deneyimi yaşıyoruz. Örneğin bu akşam İspanyol piyanist Iñaki Sandoval, ikinci vatanı kabul ettiği Estonya’yı anlattığı “Estonian Suite: Live in Tallinn”i çalacak. Beklentim yine yüksek.

        Diğer Yazılar