Chopin sevmek
Doğum yapmış bütün kadınlar loğusalık sendromunu bilirler. Dünyanın en mutlu olayını yaşadıktan sonra, anneyi saran derin hüzün durumu diyebiliriz kısaca. Normalde bir hafta, on gün içinde yavaş yavaş geçer ancak bazı durumlarda depresyona hatta psikoza uzayan, annenin bebeğine veya kendisine zarar vermesine neden olabilen ağır tablolar oluşabilir.
Loğusalık sendromuna neden olarak, doğum sonrası yaşanan hormon değişikliği, anne olmaya hazır olmamak, bebekle ilgili kaygılar taşımak sayılabilir. Hele benim gibi erken doğum yapmış ve her an bebeğine bir şey olacak korkusu da yaşıyorsa, annenin durumu zordur gerçekten. Ve her kadının bu sorunla başa çıkma yöntemi farklıdır. Benimki müzik dinlemekti; Chopin dinlemek. Bu nedenle Chopin'in yaşamımda çok önemli bir yeri var.
100. DOĞUM YILI
2010 Chopin'in 100. doğum yılı. Müzik tarihinin gelmiş geçmiş en iyi piyano müziği bestecisi kabul edilen Chopin, tek bir enstrümanı kullanarak, en büyükler arasına girmeyi başarmıştır. 39 yıllık kısacık yaşamına 55 mazurka, 24 prelüd, 27 etüd, 19 noktürn, 13 polonez, 4 balad ve 4 scherzo sığdırmıştır.
Konçerto dışında klasik formları pek kullanmamıştır. Piyanonun o güne kadar keşfedilmemiş tınılarını keşfeden Chopin, Lizst'in ardından gelmiş geçmiş en iyi virtüöz kabul edilir. Cenaze marşının (2. Piyano Sonatı) bestecisi olmasına rağmen cenazesinde, Mozart'ın Requem'inin çalınmasını istemiştir.
HÜZNÜN BESTECİSİ
Bazıları Chopin'i hüznün bestecisi olarak tanımlar. İnsanın hüzünlü bir ruh halinden kurtulmak için Chopin dinlemeyi seçmesi garip gelebilir ama Chopin'in hüznünde asla çaresizlik yoktur. Uslanmaz bir romantik olarak Chopin, müziğini dinleyeni yüreğinin derinliklerinden yakalar. Kendinizle, duygularınızla yüzleşmenizi, onlarla barışmanızı sağlar. Kısaca Chopin müziği ile katarsise* ulaşırsınız.
Roman Polanski'nin Polonyalı Piyanist Wladyslaw Szpilman'ın yaşamını anlattığı "Piyanist" filmini unutulmaz kılan unsurlardan biri Adrian Brody'nin başarılı yorumuysa, bir diğeri ve de Chopin'in müziğidir.
Film, ilk beş dakikasında duyulan D Minör Noktrün ile seyircisine kendisini nelerin beklediğini fısıldar gibidir.
Chopin dinlemek için bahaneye gerek yok ama bunun için 100. doğum yılı çok güzel bir fırsat. Dünyanın en iyi Chopin yorumcuları arasında, iki önemli Türk virtüözü İdil Biret ve Gülsin Onay'ın da bulunması, bu fırsatı değerlendirmeyi daha da anlamlı kılıyor bana göre.