Yıl dönümün kutlu olsun GSF
Fakültemin 35. yaş kutlamasını arşiv düzenlemeye feda ettim. Şaka gibi değil mi? Bazen çok istediğin bir şeyi yapamıyorsun işte. Ya unutuyorsun, ya olmadık bir iş çıkıyor, hevesin kursağında kalıyor.
1 Nisan Perşembe günü DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi'nin 35. kuruluş yıldönümü okul bahçesinde kahvaltılı bir toplantıyla kutlandı. Toplantının duyuru notu bir hafta önceden posta kutuma düşmüştü, bir gün önce bir hatırlatma notu da geldi. Takvimimde işaretli olmasına rağmen o sabah toplantıyı tamamen unuttum, aklım aşıma geldiğinde öğle olmuştu.
Gerçi bu hayatım boyunca kaçırdığım ilk toplantı, ya da yapmak isteyip de yapamadığım ilk iş değil. Beni bu kadar üzmesinin nedeni duygusal bağım. Sevgili Sergül Bulut'tan ilk e posta geldiğinde "Hadi ya, kurulalı 35 yıl mı oldu" diye düşündüm. Sonra ufak bir hesap yaptım. 33 yıl önce okula girdiğim ve 29 yıl önce mezun olduğum ortaya çıkıverdi. Matematik böyle bir şey işte, gerçekle yüzleşmenizi sağlayıveriyor.
UNUTULMAZ BİR SINAV
33 yıl önceki giriş sınavları dün gibi aklımda hala. Genel kültür soruları ve bir kompozisyon yazımından ibaret yazılı sınavın ardından sinema televizyon bölümünü isteyen 30-35 kişi kaldık. Aramızdan mülakatla 15 öğrenci alınacaktı. Heyecan içinde beklemeye başladık. Sonunda Prof. Dr. Jur. Alim Şerif Onaran'ın odasına çağrıldım.
Neden sinema okumak istediğimi sordu. Bir şeyler anlattım. Sonra söz nasıl geldiyse artık, şimdi bana ukalaca gelen kendinden emin bir tavırla Türk sinemasındaki en güzel köy filminin Ömer Lütfü Akat'ın "Beyaz MendiT'i olduğunu söyledim. Başrolünü Fikret Hakan'ın oynadığı filmde, sevgililerin ölüm sahnesiyle ilgili bir de ukalaca yorum yaptım.
Alim Hoca'nın yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı ama odada bulunan diğerleri resmen gülüyordu.
Bozuldum biraz ama sorulan soruları da ukalalığımdan hiç taviz vermeden yanıtladım. Tam çıkarken en çok gülenlerden Bilgin Adalı "Hocamızın profesörlük tezi Ömer Lütfü Akat sinemasıdır" dedi. O anki duygularımı anlatamam. Ama sonrasında Alim Hocamın sevgili öğrencilerinden biri olmayı başardım.
Türkiye'nin ilk Güzel Sanatlar Fakültesi'nde hepsi birbirinden değerli hocalarla okumak gerçek bir şans ve büyük bir onurdu. Ege bünyesinde kurulup, sonradan DEÜ'ye bağlandığımdan mı yoksa işte bu büyük gururdan mıdır bilemem biz kendimizi Egeli ya da DEÜ'lü değil GSF'li biliriz, böyle kabul ederiz.